Cuma, Temmuz 06, 2012

Kore Kültür Turuna iki gün kala


 Saat sabahın 5'i olmuş bile saat 3'e kadar sınavıma çalıştım, 3 'de annemin yanından ayrılıp mutfağın perdesini açıp dolunayı izlerken yazı yazmak istiyorum deyip kendi kendime ve bin bir türlü cambazlık oyunuyla pcme kavuştum.. Hesaplarımı kontrol ettim, nette sessizleşmiş.. Bugün Külkedisi (pardon sınav kedisi) kuralını çiğnedim, annem uyanık olduğumu görünce yarın bayılmak yok hatırlatırım dedi ama şu an gerçekten iyiyim. .Gözlerim biraz kapanıyor o kadar.. Gelelim sadede hazırlanmış olması gereken bavuluma tek bir eşya bile koymadım, annem benim için hazırlık yapmaya üç hafta önceden başladı. Samonim benim için akrabalarıyla görüştü, buluşabileceğimiz günleri kararlaştırdık. Bu sırada programım bir hafta önce belli oldu... İşte burada;


MORNING (  ~ 12:00)
AFTERNOON (  ~ 18:00)
EVENING (18:00 ~  )
Tue, 
Jul 10
1st Day
Arrival and Rest (KU:L House, Konkuk Univ. Dormitory)
Opening Ceremony & Orientation
[17:00, NIIED]
Welcoming Dinner
[NIIED]
Accommodation
[KU:L House, Konkuk Univ.]
Early Entrants : Seoul City Tour
[Royal Palaces (World Heritage)]
Wed, 
Jul 11
2nd Day
Visit Korean Governmental Office 1 & Seoul City Tour
[Royal Palaces(World Heritage), Jongmyo Shrine(World Heritage), Insadong Area, Bukchon Hanok Village(Korean traditional village), N Seoul Tower]
Accommodation
[KU:L House, Konkuk Univ.]
Thu, 
Jul 12
3rd Day
Visit National Museum of Korea (09:00)
Yongsan KTX Station (14:20)
Yeosu-Expo KTX Station (17:44)
Visit Expo 2012 Yeosu Korea (Night time)
(Big O Show :19:00~23:00)
Accommodation
[Hotel Provence]
Fri, 
Jul 13
4th Day
Visit Expo 2012 Yeosu Korea (Daytime)
(9:00~19:00)
Expo 2012 Yeosu Korea (19:00)
PKNU (22:30)
Accommodation
[PKNU]
Sat, 
Jul 14
5th
Day
Visit National Maritime Museum (09:00~)
Pusan City Tour
[Taejongdae, Jagalchi Market, Gukje Market, Haeundae Beach, Shinsegae Department Store-Centum City Branch, Nurimaru APEC House, Moontan Road]
Move/Rest
[PKNU]
Sun, 
Jul 15
6th
Day
Gyeongju Tour
[Bulguk Temple (World Heritage), Seokguraml (World Heritage), Taenungwon, Gyeongju Cheomseongdae]
Experience Korean Culture
[Gyeongju Sooohjae]
Mon, 
Jul 16
7th Day
Industrial Tour 1
[Hyundai Motors Factory]
Industrial Tour 2
[Hyundai Heavy Industry Corporation]
Experience Korean Culture
[Gyeongju Sooohjae]
Tue, 
Jul 17
8th Day
Busan Sea Tour
[TAM YANG (Oceanographic
Research Vessel) of PKNU]
Busan City Tour
[UN Memorial Cemetery, Korea, Igidae Park]
PKNU Tour
Accommodation
[PKNU]
Wed, 
Jul 18
9th Day
Understanding Korean History (09:00~11:00)
Korean Economy and Management (11:00~13:00)
Introduction to Korean
Language (14:00~16:00)
Farewell Dinner
[18:00, PKNU]
Move/Rest
[PKNU]
Thu, 
Jul 19
10th Day
Visit Korean Governmental Office 2
[National Fisheries Research
& Development Institute]
Industrial Tour 3
[Kori Nuclear Power Plant]
Rest
[PKNU]
Fri, 
Jul 20
11th Day
Closing Ceremony
[PKNU]
Busan (09:30) Incheon Airport (15:30)
/ KU:L House, Konkuk Univ .
Farewell at Airport
Guide Remaining Participants

   PKNU: Pukyong National University

Samonimin erkek kardeşinin Nisan ayında minik bir oğlu oldu, isim sormak için Samonimi aradıkları zaman samonim Cihan ismini önermiş, dergiye yazıyı gönderen öğrencimizin ikinci ismi demiş. Aile bireylerinin söyledikleri isimler arasında kura çekildi mi bilmiyorum ama bebeğimizin ismi Ji han oldu ve gider gitmez onu görmek istiyorum. Hediyelerimin bir kısmını hazırladık, Seoul'da minik Ji han, Busan'da Seyhun ile Hangil'i göreceğim, samonimin kardeşi ingilizce bildiği için sorun yaşamayacağım Busan'da da iki ana dili olan Seyhun ile Hangil bana çevirmenlik yapacak. Korece anime izlerken çocukları sürekli satırları neden çevirmiyorsunuz dediğimi düşünürsek sabırsızca etrafıma soru sormaya devam edeceğim gibi gözüküyor..  Hazırlıklara başlamadığım için iyi gidiyor diyemeceğim, bugün saat 3 buçuk da olacak olan sınava odaklanmış durumdayım. Çarşamba günü bir de yiğenim oldu benimmmmmmmm, ailemizin en minik prensesi gözlerini dünyaya açtı, hayatım da ilk kez bu kadar bir minik gördüm, gözleri masmaviydi.. Göz rengini görebilmek için uzun süre gözlerini açmasını bile bekledim bebeğin başında, Özlem ablam bebeği kucağıma verdiği zaman minik gözlerine bakakaldım.. O kadar korumasız ve yardıma ihtiyacı var ki..  
When the first baby laughed for the first time, the laugh broke into a thousand pieces, and they all went skipping about. And that was the beginning of fairies... ~ Finding Neverland  :)
 Annem hazırlıklarımı kolaylaştırmak için bir kaç haftadan beri benim için alışveriş yapıyor, neler gerekebilir diye etrafa soruyor. Babam bir sabah ders çalışırken yanıma geldiğinde Rehber getirmem gerektiğini söyledi, bende rehber anlatır ya da Kore'den alırım dedikten sonra Türkiye'nin büyük tanıtım rehberlerinden yanına al, soracaklardır dedi, iyi bir tanıtım beni bekliyor anlaşılan. Anneanneme dediğim şeyi burada da belirtmek istiyorum bir Akdeniz turu yapsak çok iyi bir şekilde anlatabilirim ardından da Ege, Mardin Midyat.. :3 Dünya'da bu programa kabul edilen 60 öğrenci var 5'i Türkiye'den 2 si Azerbaycan'dan, bir de Arjantin'li bir kızla tanıştım (Kaçak Kız ve Vahşi Güzel muhabbeti yaptık :3)  Onları görmek için sabırsızlanıyorum giderken yanıma minik minik hediyelerde getireceğim, bir de Narnia'nın lokumları diye adlandırılan lokumlarımız dan.. Giin için türkçe çalışma kaynakları ve baklava.. (Baklava demişken yurtta Amerikalı bir arkadaşımız bize baklava yaptı.. Anneme bu konudan hiç bahsetmedim, ne diyelim maşallah (ama limonu çok fazlaydı :p ))
Hayat hızlıca akıp gidiyor, her şey yolunda.. Her şeyin bir anda tersine dönmesinden korkuyorum. Bir kaç gün önce burada ki yabancı arkadaşlarım kendi ülkelerinden katılıp kazanan öğrencilerle beni tanıştırdılar, onlar bana mail aldıklarını söyledikleri zaman maillerimi kontrol ettim,  Türkiye'den katılan 4 arkadaşımın hepsinden farklı bir gruba düşmüşüm :( Tek başıma kaldım diye korkarken arkadaşlarımın arkadaşıyla aynı  grupta olduğumu öğrenip sevindim, şimdi Kore'ye gidip yüz yüze tanışmayı bekliyorum :) 
Okula gelince izinlerim alınmıştır; dersi veren öğretmenimden, danışmanımdan, bölüm başkanımdan, asistanlarımdan, proje arkadaşlarımdan... Hepsinden izin aldığım için de oraya okulda sorun çıkmadan gidebileceğim. Proje arkadaşlarım beni idare etmek için bana sadece raporları ve sunumları hazırlaman yeterli dedi. java.lang programımız oluşmaya devam ediyor. Elçilikten de geldiğim zaman programa katılmış olduğuma dair bir belge ya da dilekçe alıp okul idaresine teslim edeceğim. Üzüldüğüm en büyük şey ise biletime uzatabileceğimi dersi aldıktan sonra öğrenmiş olmam :( Kısmet buymuş deyip ikisini de en iyi şekilde yapmaya çalışacağım. Aja aja Fighting.. Çalışma vakti ^_~

Hayallere Doğru


        Evden ayrıldıktan sonra saat 10'da Samonimlerin yanına geçtim.. İlk blog yazılarımda bahsettiğim Koreli öğretmenim eşi.. (안녕-한국어를 공부합니다,   Bibimbap Yapmaya ne dersiniz? , Kore'den SayfalarKoyu Bir Sohbet ~ Eski yazılarımın reklamını yapıyor gibi hissettim şu anda :p ama asıl amacım onları daha iyi tanımanız için daha önce burada paylaştığım anıları size göstermek. ) Koreceyi öğrenmeye 2 sene önce başladım, yazın Koreli arkadaşım Miseon'la birlikte Trabzon da gittik. Kendimi idare edecek kadar Korece biliyordum (sözlüğü nasıl kullanacağını bilmek gibi :p) ama sanırım biraz saygısızca konuşuyorum. Ankara'da bulunduğum süreç içerisinde telaffuzumu  büyükler duyduğu zaman güldükleri için sadece küçüklerle Korece konuştum bu yüzden bir büyükle konuşmak zorunda kaldığım zaman küçüklerle konuşur gibi dili kullanıyorum ve sokak ağzıyla (emir cümle kalıplarıyla) konuşan bir genç kızı canlandırıyorum sanırım.

Koreli arkadaşım Mi Seon döndükten sonra da Korece çalışmayı bırakmıştım ve öğrendiğim bir çok şeyi tekrar yapmadığım için unuttum ve Samonimlere gittiğim zaman kendimi tanıtırken bile zorlandığımı fark ettim, Samonime bugün mülakatım var, Geçmişim, ama bugün mülakat da Korece ve İngilizce sorular soracaklarmış, ne çalışmalıyım sizce dediğimde beni tebrik ettiler ardından gülmeye başladılar. :* Nur bizde tam senin için kullandığımız bir deyim var, "ayağına ateş parçası düşünce ancak kaçanlardansın" dedi..

Çok utandım, derslerim çok ağırlaşmıştı dedim ama sanırım öğrendiğim şeyleri de unuttuğum için o anda kendime kızdım.. Beraber kendimi nasıl tanıtmam gerektiğine çalıştık, bol bol pratik yaptık. Sonra başka neler sorabilir diye düşünürken Kore yemeklerini sorabilirler dedi Samonim, servis saatim geldiği zaman beraber benim servis durağıma gittik ardından bende sınava yetiştim. Sınavı 20 dakika geç bitirdiğim için mülakatı kaçıyordum, ardından 5 toplu taşıma aracı kullanarak mülakata vardım.. :3 Mülakata 10 öğrenci seçilmiş, öğrenciler arasında İstanbul'dan, İzmir'den ve Konya'dan gelen öğrenciler de vardı. Ben aralarında en son mülakata giren öğrenci olduğum için sadece İstanbul'dan katılan öğrenciyle tanışabildim. Ankara'da yaşayan öğrencilerin ilk alınması gerekiyordu ama ben sınav günü öğrendiğim için sondan bir kaç kişi öncesine alınmıştım, sonra sınav kodlarımı yazarken telaşla kodları yetiştiremediğim için verilen ek süreyi kullanmıştım.

Mülakata yetiştiğim zaman herkes ilk önce dinlenmem gerektiğini söyleyip ardından tebrik ettiler teşekkür ettim, sonra fındıklı bir kahve alıp kafeteryada kilerle beraber İngilizce konuşmaya başladım. Mülakata girdiğim zaman İngilizce konuşup konuşabilir miyim diye umursamıyordum, o gün yetişebilmiştim sınav sonucum da iyiydi, sadece biraz dinlenmek istiyordum. Mülakatta 3 kişi vardı, bana neden Kore'ye ilgi duyduğumu, ileri de ne yapmak istediğimi,  neden orada yaşamak istediğimi, kendimi Korece tanıtmamı, eğitim hayatımı, Kore hakkında neler bildiğimi sordular sonra da yemekleri ve ben bir sürü yemek saydım.  :3
Ve ortada ki amcamız bana hepsini yedin mi diye sordu. Bende ona eğer sevdiysem hepsini yemiş olmam gerekir dedim, dudaklarda minik bir tebessüm. Ankara Lale unninin ve samonimin ellerinden ne Kore yemekleri olan sofralar gördü bir bilseler.. ^___^
Bu sorunun ardından bana " Bizim seni seçmemiz için bir neden söyler misin?" dediler. Duraksadığım ilk andı ve sadece eğer siz beni seçmezseniz en yakın olasılığı kaybetmiş olacağım, değişim, staj ya da yüksek lisans' a ileri de zaten başvuracağımı, sadece zaman kaybedeceğimi belirttim. Sonra da kütüphanede görevli olan arkadaşımın yanına gidip derin bir nefes aldım. Cuma günü ödev teslimlerini yaptım. Nilay'ın çalıştığı yere gittim ve sonucu onun yanındayken öğrendim. Kazanmıştım, sevindim, çığlık attım, Nilay'a sarıldım sonra hayallerimin gerçek olmasından korktuğumu fark edip sustum. Etrafımda ki kişilere tebriklerinden dolayı teşekkür ettim, hayatımda bir kaç senedir hayalini kurarak yaşadığım bir şey gerçek oluyordu. Arkadaşlarım hayal kırıklığı yaşayacaksın, sevmeyeceksin gerçekten orayı düşlediğin gibi bir yer değil dedi.. Tek bir cümle söyleyebildim;
"Bu benim hayalim ve yaşayıp sonuçlarını görmem gerekiyor!"

Pazartesi, Nisan 30, 2012

Hayallerine Sarıl!


    Kalbinde ki burukluk bedenine yansıdığında gözlerini kaldırımlardan kaldırıp karşıya bakamazsın. Gözünde ki bir damla yaş akacak da bir başkasını incitecek sanki, her şeyden saklanırsın.. Kaybetmeye devam edersin ya da çevrende önem verdiğin insanlardan seni incitecek sözler duymuşsundur.. Gökyüzün de renk tonlarıyla kalbine ışık verecek gök kuşağını umursamazsın ya da kaldırımlar arasında ki minik papatyayı.. İyi bir haber gelmesini beklersin, tekrar inanmak, kaybettiğin şeylere tekrar sahip olabilmek için her şeye yeniden başlamak ama bazı şeyleri sonsuza kadar kaybettiğini anladığında kendini suçlamak istersin ve her şeyden saklanmaya başlarsın..Hayallerimin hepsinden teker teker vazgeçtim, imkansız olduklarına inandım.
         Kendim hakkımda unuttuğum bir şey vardı beni rahatlatan şey hiç bir zaman derdimi diğer insanlarla paylaşmak olmadı ama onların gülümseyişlerini gördükten sonra hayata bağlanmak için kendime nedenler buluyordum.. Benim için üzüntü içim de gizli kalmalıydı, bu yazının gidişatını değiştirebilir miyim? Şu anda dışarı da kiraz çiçekleri açmış ve ben burada sizinle uzun bir süredir paylaşmadığım bir haberi paylaşmak için yazıyorum. Hayaller gerçek oluyor hemde her şeyden vazgeçip, kendimi uzak tutmaya çalıştığım bir anda son adımımı attığım zaman da hayallerim gerçek oldu.
        Kendime kızıp hesabımı dondurduk dan bir kaç gün sonra yabancı arkadaşlarımdan birisi ile karşılaştım ve bilgisayarını açıp bana buna sende başvursana dedi, bende gülümseyerek pasaportum bile yok, yazın programım zaten dolu dedikten sonra geri dönüp konuyu incelemeye başladım ve arkadaşım bence pasaport şu anda sorun olmaz, şansını denemelisin dedi. Hesabımı son başvuru tarihinden iki gün önce açıp, acaba referans alabilir miyim diye açtığımda müsteşarın bana linki atıp bu kültür bursuna sizden hiç başvuran yok, duyurusunu yapar mısın? dedikten sonra benim neden baş vurmadığımı sordu, ben de ona pasaportum olmadığını söyledim bana başvurumun bu şekilde kabul edileceğini söyledikten sonra hazırlıklara başladım.
        Referans için 8 öğretmene daha sonra da hazırlıkda ki dil öğretmenlerime mesaj attım ama sadece birisinden cevap alabildim. " Ne yazık ki yurt dışındayım, belgeyi imzalayıp veremem." O mesaj kutusunu açarken nasıl da gülümseyerek açmıştım, bir hayal kırıklığı da.. Başvuruların son günü gelmişti, müsteşar akademik danışmanımdan öneri alabileceğimi söyledi ve ardından ona mesaj çektim ama cs notumu düşününce ondan almam çok zordu ve bana bir kaç dakika içinde doldurmam gereken kısımları doldurdum, çok kısaydı, Sıra sende diye mesaj attı.. Çığlık attım ve bir gün sonra onunla son hazırlıklarımı yaptım, ona nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum..

            Sonuç ne olursa olsun, üzülmeyeceğimi biliyordum çünkü başvururken bana yardım eden insanlar hayatımda o kadar önemli bir yere sahip ki. Onlar yanımda olduğu için çok şanslıyım.. İşte o zaman anladım, başarısız olmuştum, sevgimi savunamamıştım, sevdiğim insanların ölüm haberlerini öğrenmiştim, kaybetmiştim ama hayat her zaman umut verecek bir gülümseyiş taşıyor, daha da önemlisi içimi ısıtan insanlar yanımda, yanımdalar 
             Gelelim ingilizce yazmam gereken essaye ve içinde ki imla hatalarına.. Hataları beraber bulabiliriz :p Fazla olduklarını biliyorum ama bilmenizi isterim son bir saatim kalmıştı yazmak için, bir kez bile kontrol etmedim.. :'( http://elizabethcaty.blogspot.com/2012/04/love-in-korea.html Yazı burada :3 eleştiri yaparken çok kızmayın bana, biliyorum yanlışlarım var ve anlatacak daha çok şeyim... bazen zamanın durmasını istiyorum.. Özellikle ödevlerin yetişmeyeceğini anladığım anda.. son 10 dakika kala belgelerimi Kore Kültür Merkezine teslim ettim. ^___^
            Bir hafta geçmişti, sınav yerini kontrol ederken acaba başvurular ne zaman sonuçlanacak diye düşünüp merkezin sayfasına girdim, aynı gün mülakat olacağı yazıyordu ama bana kimse haber vermemişti.. Telefonumu kaybettikten sonra, telefonsuz gezdiğim için de bana ulaşamamaları gibi büyük bir ihtimal vardı.. Evde kilere bana telefon geldi mi diye sorduğum da herkes anneme baktı ve küçük kıyamet yaklaştı.. Başvuru yaparken izin almamıştım, sadece Kore'ye bu yaz gitsek mi diye imkansız bir olasılık sunmuştum.. Annem deniz aşırı bir ülkeye gitme fikrimi hiç beğenmemişti ve tartışma başladı. En sonunda "bunu gerçekten çok istiyorum, hayaldi ve bu sefer gerçekten yakınım..." dediğim anda ablalarım bir anda benimle beraber tepki vermeye başladı ve durum o kadar canımı sıktı ki bir anda ağlamaya başladım.. Annem bir den saat 2 'de mülakatın var dediğinde, sınav saatimle mülakatın aynı anda olduğunu öğrenmiş oldum. Her şey bu kadar can sıkıcı bir halde olmak zorunda mı? Facebook'a girip müsteşarın online olduğunu görünce "ona mülakata kabul edildiğimi şimdi öğrendiğimi ve sınavım olduğunu söyledim, o da sınav saatinden sonra alınmak için Aynur hanımı aradıktan sonra beni 4:30 da alabileceklerini söyledi.."

Mülakatı şu anda yazmadan yazıyı upload ediyorum, ve şimdi toplantıya yetişmek için servise koşuyorum.. ^_~ Görüşürüz!!! ^_^ Bu tatlı gülümseme ile güle güle diyorum size :*