Salı, Aralık 06, 2011

Kar kristalleriyle gelen yeni Yıl



2012... Yıldızlar bir bir sıralanmış gökyüzüne, ışıldayan gözlerle gökyüzüne bakıyoruz sevdiğimiz insanlarla beraber. Gözlerimizde ki ışıltı, umut dolu bakışlarımız da yıldızlar kadar parlak. Şanslıyım beni tamamlayan mükemmel insanlar var çevremde. Onların yüzünde ki gülümsemeyle üzüntümü unutup, kalbim kırılmış olsa bile onların yardımıyla ayakta durabiliyorum. Birkaç sene önce en büyük hayalim bulunduğum üniversitede; okuduğum bölümü kazanmaktı. Küçüklüğümden beri tutunduğum bu hayal birkaç sene önce gerçek oldu ve şimdi yeni hayallerimin gerçekleşmesi için koşuşturuyorum. Başarısız olduğumda ya da benim için gerçekten önemli birisini kaybettiğimde, yalnız kaldığımı düşündüğüm anda omzuma dokunup üzüntümü paylaştığım insanlarla yeniden hayata sarılıyorum. Hayatımda var olan, bana renk katan tüm insanları tanıdığım için şanslıyım. Çevremde ki insanların üzüntüsünü görmek yerine onların da hayallerinin gerçekleşmesini tüm kalbimle diliyorum. Çünkü yüzlerinde ki tebessüm ve gözlerinde ki ışıltıyla aydınlanan bir dünyam var. Bana inanan, benim için elinden gelen her şeyi yapıp, yanımda olan insanlar için başarılı olmak istiyorum. Sevgi dolu kelimeleri söyleyebileceğim bir dille daha tanışmak muhteşem olacaktır.



Hayat sevince güzel, bu sevgiyi paylaştıkça değer katıyoruz hayata, hayallerimize ulaşırken sevgi dolu bir bağ kuruyoruz. Gökyüzünden düşen kar tanelerinin hayallerimizin gerçekleştirdiği, mutluluk, sağlık, sevgi ve başarılı bir yıl getirmesini diliyorum. Yüzünüzde ki gülümseme hiç silinmesin ki, diğer insanlar bu tebessümü gördüğü zaman yaşamın kıvılcımlarını hatırlayıp yeniden sevgi dolu hayata ve hayalleri için ilerlemeye devam etsin.


Bu yazıyı uluslar arası bir dergiye gönderdim, şu an da burada da paylaşmak istedim.. <3 Nice mutlu yıllara (:

Pazar, Ekim 16, 2011

Yeni Bir Başlangıç




Nevermind, i'll find someone like you.
Sometimes it lasts in love but sometimes it hurts instead...
...
You’d know how the time flies...
Only yesterday was the time of our lives.

...Hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğum şey Gale'in öfke ve nefretle canlanan ateşi değildi.Bende yeterince ateş vardı.Benim bahardaki karahindibaya ihtiyacım vardı.Yıkım yerine yeniden doğuşu müjdeleyen parlak sarıya.Kayıplarımız ne kadar kötü olursa olsun,hayatın yeniden devam edebildiği vaadine.Her şeyin yeniden iyi olabileceğini bilmeye.Ve bunu bana sadece Peeta verebilirdi.
Bu yüzden,sonrasında, "Beni seviyorsun.Gerçek mi,gerçek değil mi?" diye fısıldadığı zaman yanıtım, "Gerçek" oldu.
Katniss Everdeen


Öğrenmek gereken o kadar çok şey var ki. Ne zaman rolleri değiştireceğimizi bilmiyorum bile? Öğrenmek için sadece yanımda kalmanı istiyorum...

Pazartesi, Temmuz 04, 2011

Zaz - je veux



Donnez-moi une suite au Ritz, je n'en veux pas
Des bijoux de chez Chanel, je n'en veux pas
Donnez-moi une limousine, j'en ferais quoi ?
Offrez-moi du personnel, j'en ferais quoi ?
Un manoir à Neufchatel, ce n'est pas pour moi
Offrez-moi la Tour Eiffel, j'en ferais quoi ?

Je veux de l'amour, de la joie, de la bonne humeur
Ce n'est pas votre argent qui fera mon bonheur
Moi je veux crever la main sur le coeur
Allons ensemble, découvrir ma liberté
Oubliez donc tous vos clichés
Bienvenue dans ma réalité

J'en ai marre de vos bonnes manières, c'est trop pour moi
Moi je mange avec les mains et je suis comme ça
Je parle fort et je suis franche, excusez-moi
Finie l'hypocrisie, moi je me casse de là
J'en ai marre des langues de bois
Regardez-moi, de toute manière je vous en veux pas et je suis comme ça !

Je veux de l'amour, de la joie, de la bonne humeur
Ce n'est pas votre argent qui fera mon bonheur
Moi je veux crever la main sur le coeur
Allons ensemble, découvrir ma liberté
Oubliez donc tous vos clichés
Bienvenue dans ma réalité



Give me a suite at the Ritz hotel, I don't want that
Chanel's jewellery, I don't want that
Give me a limo, what would I do with it?
Offer me staff, what would I do with it?
A mansion in Neufchatel, it's not for me
Offer me the Eiffel tower, what would I do with it?

I want love, joy, good spirit
It's not your money that will make me happy
I want to die with a hand on my heart
Let's go together, let's discover my freedom,
Forget all your prejudice, welcome to my reality

I'm fed up with your good manners, it's too much for me
I eat with my hands, I'm like that
I speak loud and I'm direct, sorry
Let's end the hypocrisy, I'm out of it
I'm tired of double-talks
Look at me, I'm not even mad at you, I'm just like that

I want love, joy, good spirit
It's not your money that will make me happy
I want to die with a hand on my heart
Let's go together, let's discover my freedom,
Forget all your prejudice, welcome to my reality



Ritz'de bir süt oda versen bana, istemem
Chanel'den mücevher, istemem
Bir limuzin versen bana, ne yaparım onunla ki?
Uşaklar teklif etsen bana, ne yaparım onlarla?
Neufchatel'de bir malikane, bana göre değil
Eiffel kulesini teklif etsen, ne yaparım onunla?

Aşk isterim, eğlence, iyi huy
Beni mutlu edecek olan paran değildir
Ölürken kalbimde bir el olsun istiyorum
Haydi birleşelim, özgürlüğümü keşfedelim
Tüm önyargını unut
Buyur benim gerçekliğime

İyi görgünden sıkıldım, bana çok fazla
Ben ellerimle yerim, ben böyleyim
Yüksek sesle konuşurum, dolaysızım
İkiyüzlülüğe son verelim, ben kurtuldum
Çifte konuşmalardan yoruldum
Bana bir bak, sana kızgın bile değilim, sadece ben böyleyim

Aşk isterim, eğlence, iyi huy
Beni mutlu edecek olan paran değildir
Ölürken kalbimde bir el olsun istiyorum
Haydi birleşelim, özgürlüğümü keşfedelim
Tüm önyargını unut
Buyur benim gerçekliğime

Cumartesi, Haziran 04, 2011

Dilek...


Anılarımın teker teker kaybolmasını dileyeceğim bir gün gelecek mi?Üzgünüm ay surat ama tuşlara dokunmak yerine bir kalemle bunları bir kağıda yazmak daha kolay.Kimsenin okumayacağını bilmeden saçmalamak, insanlara olan kızgınlıklarımdan bahsetmek, içinde bulunduğum bu aptal durumun beni gülümsetecek bir şekle girmesi için kalemle şekil vermek.İnandığım şeyin,tutunabileceğim hayalin tam olarak ne olduğunu bilmiyorum yanımda var olan insanların gerçekten her zaman var olup olmayacaklarını da.Üniversiteye başladığım ilk sene yaptığım şey üzüldüğümde,sevindiğimde ya da mutlu olduğumda gelip hemen buraya yazmaktı ama uzun bir süredir yazmıyorum.İnsanları kaybetmenin ne olduğunu öğrendiğinde kalan insanlarla beraber sevinci paylaşmak için kısıtlı bir süre olduğunu hatırlıyorsun.Kırıldığımda yaptığım ilk şey inandığım insanların yanına gitmek ve onları izlemek oluyor.Neden üzüldüğünü insanlarla paylaşmak yerine onları gülümserken izlemek; beni rahatlatıyor.Onların yüzünde ki gülümsemeyle hayatta kaybolmuş canlı renkleri hatırlıyorsun sanki.
Finallerden sonra bir hikaye yazmaya karar verdim.Finallere çalışırken bunu düşünüp calculus notları arasında gülümsedim hatta.Yeniden yazmak...Bunu tek başıma yapmayacağımı bilmenizi istiyorum, çevremde ki insanların gülümsemesiyle tamamlanacak bir hikaye olacak bu..Bu cümleyi -dı ekiyle bitirmeye hazırlandığımı duysaydın ne yapardın bakalım..Çünkü yazın dönem kredimi yükseltmek için üstten ders alarak 2 aylığına doldurdum.Bunu yaptığıma inanamıyorum kendime olan inancımı toparlamak için her şeyden uzaklaşmak istiyordum evet ama yapılması gerekenleri tozlu raflara da bırakamıyorum.Bir arada yapabilirsem asıl o zaman her şey anlamlı olacak belkide. Hmm..O döndüğü zaman başlayacağım söylediğim gibi onun gülümsemesine ihtiyacım var..Onun yanındayken kendimi savunmasız bırakabiliyorum.Kendimi korumaya çalışmıyorum, düşüncelerimi özgür bırakıp bu şekilde saçmalayabiliyorum, onun yanındayken kendim olabiliyorum. Bu yüzden güçlü olmaya çalışmak yerine kendimi savunmasız bırakabiliyorum. Döndüğü zaman her şey aynı olmayacak diye korkuyorum bu yüzden doğum günümden sonra onunla hiç konuşmadım.Tamam yazın sana gelip biraz daha sızlanmayacağım ve iyi şeyler yazacağım.Söz veriyorum...:*Gözlerinde gördüğüm her bir ışıltıyı gelip sana anlatmaya çalışacağım..Yanımda var olmayan insanlar ve onları hatırlatmayan,kötü anılarımı yok eden insanlar var olduğu sürece şanslıyım onlar sevgiyle, tebessümle, güvenle yanımda var olmaya devam edecekler!Bunun olmasına izin ver..
Kaybetmek için adım attığında bunu izlemek o kadar kolay oluyor ki..

Çarşamba, Mart 09, 2011

KAR KRİSTALLERİ


Bir kaç hafta sonra okulda bir Doğu Asya Şenliği düzenleyeceğiz, etkinliklerin gerçekten çok güzel olmasını diliyorum.Müsteşar ile konuştum ve üniversitemize gelmeyi kabul etti.Aja Aja Fighting!!!Dün toplantı için okulda kaldım シルク 'da Persepolis gösterimine kaldı çıkışta beraber dönmek için anlaştık.Toplantıda kocaman bir yapılacaklar listesi çıkardık..Dönem ödevlerimden birisinde Kore' yi tanıtacağım bu sırada..Hayat gittikçe neşeli bir hale dönüşüyor.Toplantı bittikten sonra dışarıya çıktım ve kar kristallerinin aydınlığında yürümeye başladım.Kar kristallerinin beyazlığına aldanmamak gerekir çünkü onlar gökkuşağının yedi rengini de için de taşır.シルク ile durakta karşılaştık, telefonum durmuyordu çünkü yollar kapalıydı ve herkes kampüsten dışarıya çıkmamı istemiyordu.İnatçılığımızı sürdürüp gelen servise bindik 3-4 saatlik bir yoldan sonra Tunus'a geldik Sonsegnime haber vermiştim eğer eve gidemezsem onlara gidecektim.Çevirdiğim tüm taksiler beni almayı kabul etmeyince otobüse bindim.Otobüsten indikten sonra bir buçuk saat yürüdüm ve eve geldiğimde ağlıyordum..Benden dolayı birazcık tartışmışlardı evde çünkü benden uzun bir süre haber alamamışlardı.Şarjım bitti.xDSonunda evdeydim, kendime geldikten sonra arkadaşlarıma sonsegnime haber verdim.Kız kardeşim eve nasıl gelebileceğimi neden yurtta kalmam gerektiğini anlatırken uyuya kaldım..

'' HI,
I AM IN CLASS NOW, BUT THERE IS NOBODY, ONLY SNOW AND I.
BEST,
MT
BIZIM GENCLIGIMIZIN MESHUR SARKISI..
http://www.bedavadinle.info/10623/Adamo---Her-Yerde-Kar-Var---Orjinal-plak-kayit ''

Ve sabah uyandığım zaman tüm neşemi yerine getiren mesaj öğretmenim Miyazaki' den.Okul tatil olmuştu ama o ders yapmak için gelmiş.Dünya'da tanıyabileceğiniz en tatlı ingilizce öğretmenidir kendisi.Laydimden gelen bir mesaj da burada ;
Durakta kardan adam olmuş insanlar için yanınızda havuç ve zeytin taşıyın..
Sınavlarım başladığı zaman yurt dışında ki arkadaşım beni uyandırıyor..tamam bu şımarıklığım yüzünden Sam'den azar yiyeceğim susuyorum..^_~Sınavlar,quizler hepsinden çok korkuyorum ilk türkçe dersine yanlış bir sınıfta girdim sınıfta ki 2 kızdan birisiydim sonra ingilizce konuşmaya başlayınca hoca hemen sınıftan çıkmak için izin alıp dışarı çıkmıştım.Şimdi de sınıfta ki beş kızdan birisiyim haremim Sülüman'ın hareminden genişmidir acaba..:D Türkçe ödevlerimize gelince bir sinema,bir tiyatro,bir klasik müzik konserine gidilip kompozisyon yazılacak ve 3 kitap okunacak..Sizi ve beni mutlu eden şeylerden bahsedelim sadece o yüzden matematik dersine ve hafta sonu olacak sınavıma girmiyorum bile.

Üniversitenin ana sayfasına girdiğim zaman çıkan bir yazı daha var;

''Ankara ve çevresindeki yoğun kar yağışı ve şehir içindeki yollarda yaşanan ulaşım zorluklarının sürmesi nedeniyle 10 Mart 2011 Perşembe günü Üniversitemizde eğitim öğretime ara verilmiştir. Dersler ve sınavlar yapılmayacaktır. Vardiyali çalışanlar hariç, tüm akademik ve idari personel idari izinli sayılacaktır. Semt servisleri hizmet vermeyecek olup, servislerde hafta sonu programı uygulanacaktir.''

Yarında tatilmiş,ne yapsam ne yapsam ki..Küçükken yaptığım gibi kapı kapı dolaşıp kar topu oynamak için adam arayacağım..Hafta sonu da tatil olsun sınavımız olmasın, Japon film gösterimlerine gidiyim,nolur..^_~

Sam ve yu beni bekliyor çıkmam gerekiyor.Doğu Asya günleri için önerilerinizi bana yazın lütfen..*_*

Pazartesi, Şubat 28, 2011

Aşk Tesadüfleri Sever


Hayat içinde benzerlikleri barındıran bir film karesi sanki; her bir karede insanların sevinç, üzüntü ve mutluluk dolu ifadeleri var. Bazen karelerde ki simalar farkında olmadan, istemeden aynı kahkahayla gülümseyip, aynı amaç için koşup, aynı olaydan dolayı üzüntü duyuyor. Hayat o insanları aynı karenin içine koymaya çalışıyor belki de, defalarca bir araya getiriyor ama kader daha birbirlerini fark etmeden ayrılmalarına neden oluyor. Zaman hızlıca akıp gidiyor ve sen ertelediğin her bir mutlulukta kaçırıyorsun hayatı. Hayat sonuna kadar seni tekrar bir araya getirmek istiyor insanların gözlerinde ki parıltılardan oluşan mutlulukla…’’Aşk tesadüfleri sever, kader ayrılıkları…’’Mehmet Günsür ve Belçim Bilgin’in başrollerini üstlendiği sonsuz bir aşkın anlatımını konu edinmiş bir film; Aşk Tesadüfleri Sever!

Mutluluk kuşlar için belki de kanatlarının ardında gizlenmiş özgürlükte gizlidir, bir çocuk için de kaldırıma çizilmiş seksek çizgilerinde, sokaklar arasında söyledikleri şarkılarda ya da beraber el ele verip oynadıkları oyunlarda… Gaziosmanpaşa’da bir vitrin kenarında dururken tozlanmış bir çerçevenin içinde ki kahkaha dolu bir anı içine almış unutulmuş bir fotoğrafta ki umut Deniz ve Özgür’ü tekrar bir araya getirir. Unutulmuş simalar, isimler arasında hatırlanması gereken anılarda birleşir kelimeleri, birbirlerinden saklamak istedikleri sorunları tekrar bir arada olmanın mutluluğuyla unuturlar, sorunlarını çözmeyi ertelerler her bir defasında bu anı sonsuzluğa taşımak için. Hayatı mutluluğu erteleyerek yaşıyoruz, diğer insanların yüzlerinde ki gülümsemenin sırrının farkında bile değiliz. İnsanlar belirli tanımlar ve başarılar içerisine sıkıştırılmış. Sahnede insanların sorunlarını, mutluluğunu, özgürlük sevincini dile getiren tiyatrocuları, müziğe hayat veren müzisyenlerin başarısını göz ardı eden insanlar var. Filmde Deniz’in nişanlısı ve onun ailesi Deniz’in mesleğine olan inancı ve arzusunun farkında bile değildi. Oysaki insanlar arasında ki sevgi bağı karşılarında ki insanı oluşturan değerlerine ve farklılıklarına saygı duyarak başlar. İnsanlarda ilişkilerinde buna özen göstermelidir. Hayat gerçekten çok kısa beklemek için, gerçek sevgiyi yakalayabileceğin insanları bulmak için savaşmak zorundasın bu kısacık zaman diliminde. Kim bilir belki de hayat getirir onları sana tesadüflerle zincirlenmiş anlarda.

Hayat bazen bir gülümsemenin ardında hüzün dolu anları da barındırır. Buruk bir gülümsemeyle veda eder hayata sevgi sonunda. Eğer çerçevenin içine sığdırabilmişsen mutluluk dolu anılarını, gülümsemeni diğer insanların kalplerinde hissedersin. Nefesin geride bıraktığın insanlara hayat verir, mutluluk dolu anlarında çekilmiş tozlanmaya yüz tutmuş fotoğraflar ardında sen gülümsemeye devam edersin. Kanatsız uçan bir meleğin son sözleriyle sonlanmış kalbin..

Çarşamba, Ocak 26, 2011

내가 그대를 여름에 비길 것인가?


내가 그대를 여름에 비길 것인가?
그대는 그보다 사랑스럽고 더 따스하다.

거센 바람이 오월의 사랑스러운 꽃봉위를 뒤흔들고.
여름의 기간은 너무나도 짧다.

떄로는 하늘의 눈은 너무 뜨겁게 빛나고
종종 그의 황금빛 얼굴이 흐려진다.

그리고 모든 아름다움도 아름다움에서 떄로 기울어진다
우연이나 자연희 변화 과정때문에 헝클어져서

그러나 그대의 영원한 여름은 시들지 않을것이며.
그대가 지닌 그 아름다움의 소유를 잃지도 않을 것이다.도

또한 죽음도 그대의가 제 어둠속에 헤맨다고 떠벌리지 않을
것이다.
나의 영원하 시구 속에서 그대가 시간 그자체로 성숙한다면,


인간이 숨을 쉬고 눈들이 볼 수 있는 한
그만큼 오래 이 시는 살아 있고,이 시가 그대에게 생명을 준다.


Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni?
Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.

Sert rüzgarlar Mayıs'ın narin çiçeklerini.
Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!
Bazan, kızgın olarak,parlar gözü semanın...

Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı ;
Her güzel,güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
Sebep olur da bazan bu kararsız akışı!

Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:
Sen eşitken ebedi mısralarla zamana

Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler!!!


Shall I compare thee to a summer's day?
Thou art more lovely and more temperate
Rough winds do shake the darling buds of May,
And summer's lease hath all too short a date:
Sometime too hot the eye of heaven shines,
And often is his gold complexion dimm'd;
And every fair from fair sometime declines,
By chance or nature's changing course untrimm'd;
But thy eternal summer shall not fade
Nor lose possession of that fair thou owest;
Nor shall Death brag thou wander'st in his shade,
When in eternal lines to time thou growest:
So long as men can breathe or eyes can see,
So long lives this and this gives life to thee!

Thanks a lot to translate my precious Yong Jin!
감사합니다,감사합니다,감사합니다,감사합니다,감사합니다!

Kore'den Sayfalar

Sonsengnim (öğretmenim) Kore savaşına katılan Türkleri anlatan bir yazı hazırlayıp,savaşa katılan Gazilerimizden birisi ile yaptığı röportajın yayımlandığı dergiyi sonunda gördüm ve hemen fotoğraflarını çektim.Çevirisini yapamadık henüz,sonsengnim Bulgaristan'dan döndükten sonra söz veriyorum Türkçe'sini öğrenip sizinle de paylaşacağım.Şimdilik sadece fotoğrafları paylaşıyorum.Tarayıcımız olmadığından dolayı fotoğraflarını çektim..=)





Bu da size yaz tatilinde bahsettiğim arkadaşım Miseon'un yazısından fotoğraflar;



Koyu bir Sohbet...


Savaştan sonra yabancıların kendilerine zarar vereceğini zanneden Koreliler yavaş yavaş dış Dünya'ya açılmaya başladıktan sonra başbakan bir ilkokul mezunu bir bisiklet üreticisine araba üretmesini söylemiş.Bisiklet üreticisi hayır ben araba üretemem nasıl yapabileceğimi bile bilmiyorum buna izin veremem dedikten sonra başbakan o zaman şirketini ben alıp ben üretirim demiş.Ve sonunda bisiklet üreticisi araba üretmeyi kendisine yardım edecek insanlarla yapmayı kabul etmiş ve şu an bu araba şirketinde (Hyundai) üretim 2 tarafın yardımıyla yürütülüyor.Bir üreten taraf diğeri ise üretilen araba da kusur bulmaya çalışan taraf!Eleştirinin ne kadar önemli olduğu bu noktada göze çarpıyor.Markanın ardında ki arabalar gerçekten iyi olmak zorunda çünkü bu marka ülkeyi temsil ediyor.Küreselleşen Dünya ülkelerin ürettikleri ürünler,buluşları ve yaptıkları icatlarla diğer ülkeler tarafından anılmasına neden oluyor artık.

Sonsengnim Devrim arabaları'nı izlediğini ve Türkiye'de bir çok insanın gelişmeye izin vermediğini de konuşmasına ekledi.Neden gelişme karşı taraf tarafından yapılıyor, neden o müzisyenin düşünceleri benimle aynı değil yurt dışında gerçekten bizi iyi bir şekilde temsil etmesine rağmen müzisyenlerimize ,bilim adamlarımıza ve sanatçılarımıza değer vermiyoruz.Kore'de ve gelişen bir çok ülkede öğrencilere küçük yaşta klasik müzik eğitimi veriliyor ,öğrencilerin farklı kültürleri tanıyıp karşı düşünceninde doğru olabileceğini anlaması gerektikiyor ve somonim (öğretmenimin eşi) her zaman kendi çocuklarına diğer insanlarında bir şeyler öğretmesi gerektiğini söylüyor.Karşısında ki kişi kim olursa olsun eğer yanlış yaptığını söylüyorsa çocuğuna durup nerede yanlış yapmış olabileceğini düşünmek zorunda olduğunu öğretiyor.

Samsung eskiden sadece Japonya'da ki beyaz eşya markalarını ülkeye getiren bir şirketken Dünya'da ilk kez yarı iletken maddeyi ürünlerde kullanıp, ülkenin elektronik eşya ve telefonda tüm Dünya'da tanınmış bir marka haline gelmesi için çalışıyor şimdi.Yine ülke gemi yapımında Dünya'da ki en iyi 10 şirket arasına şirketlerini sokmuş durumda.Kore'den İngiltere'ye gemi yapmayı öğrenmek için gönderilen mühendisler görüştükleri insanlar onların gemi yapacak altyapıya sahip olmadıklarını,bir anda bunu başaramayacaklarını söylemiş.Koreli mühendislerden birisi elinde ki parayı kaldırıp onlara göstermiş ve biz sizden önce demir kullanarak gemi yapmıştık demiş ve görüşmelerden sonra Koreli mühendisler İngilizlerden gemi üretmek için eğitim alıp ülkelerinde gemi üretmeye başladılar;

Barış Manço'da davet edildiği bir programda Türk milletiyle alay eden yabancı spikere Türk paralarını çıkartıp Türk Milleti ve Dünya için ne kadar önemli insanlar olduğunu anlattıktan sonra spikere kendi parası üzerinde ki insanların kim olduğunu sorduğunda spiker cevap verememişti.Şimdi düşününce Türkiye'de yaşayan bir çok insan değerlerini önemsememeye onları kaybetmeye başlamış durumda.Bugün arkadaşımın gösterdiği bir haber de insanlara okuma yazma öğrenmeye teşvik etmek için açılan kursa katılanlara; 1 ton kömür, hastası olanlar için ücretsiz sağlık hizmeti, hayvanı olanlar için de ücretsiz veterinerlik hizmeti veriliyormuş.''Yıldız, kursiyerlerin, kömür veya sağlık hizmeti hediyesi gibi ödüllerden ziyade okumaya odaklandıklarını gördüklerini belirterek, kurslara gelenlerin 'Verdiğiniz yardımın hiçbir önemi yok. Okuma yazmayı öğrenmemiz lazım' dediğini bildirdi.''Bu kelimeleri okuduktan sonra bir kez daha gurur duydum demek ki insanlara gerçekten öğrenme fırsatı sundukça onlarda öğrenmek için gelecekler,bu eğitimi almak isteyecekler.
İnsanlara ulaşmanın en iyi yollarından birisi de medya Türkiye için.Yönetmenler öğretici,öğrenmeye ve araştırmaya teşvik edici,Türk sanatını anlatan ögelere yer verdikçe insanlar istemeden yeni şeyler öğreneceklerdir.Emin olun sadece burada eleştirip, sonra da kenara çekilip olaylara bakmayacağım.Önerileri iletmek için her kanalın adresleri var ve herkes iyi bir dille eleştirilerini ve önerilerini ekranlarda görüp bizi sinir eden programları neden sevmediklerini düzgün bir şekilde yazıp bu adreslere gönderebilirler.
''Eksik yanlarımızı biliyoruz ve düzeltmek için ilk önce kendimizden başlamak zorundayız.Önceliklerimizi değiştirmedikçe ilerleyemeyiz.''muhteşem öğretmenlere sahip olduğum için şanslıyım.

Pazartesi, Ocak 24, 2011

Mükemmel Insan


Sizin için mükemmelliğin tanımı ne?Buz pistine kemanıyla çıkıp gözyaşlarını katan kızın dansı benim için onu mükemmel yapıyor.Rüzgarı hissederken kemanıyla soluk alıp vermesi,sahnede sevdiği insanların hayalleriyle beraber dans etmesi.Sonunda keman sapını parıldayan sonsuz bir ışığa doğru tutup gösterisine son vermesi...Buz pistinden çıktığı zaman kendisine yardım eden insanların yüzünde ki gülümsemeyi görmek istiyor ilk önce.Gözlerinde ki mutluluk dolu ifadeyi gördüğü zaman başarıya ulaştığını gerçekten hissedecek. Alkışların arasında kendini umutla bekleyen bakışları arıyor.Göz yaşları içinde kendisini bekleyen insanlara sarılıyor,kendisini mükemmel yapan insanlara..

Bu satırları yazdıktan sonra durup düşündüm mükemmelliğe ne kadar inanıyorum diye..Çevremde ki mükemmel insanlar kimlerdi?Aklıma ilk gelen isimlerden birisi şu an okuduğum okulda ki öğretmenlerimden birisi oldu.5 yaşında çocuğunun bakımı ile uğraşan masterını Cambridge üniversitesinde bitirdikten sonra doktorasını da Cambridge 'de yapmakta olan oraya makaleleri yazarken bir yandan bizim için çalışan hamile öğretmenimiz benim için muhteşemdi.Bize notları açıkladıktan sonra önceliklerimizin ne olduğunu sordu ve önceliklerimizi değiştirmedikçe zorlanacağımızı söyledi ardından kendisinin sağlık raporlarıyla ilgili bir arama beklediğini buna rağmen telefonunu yanına getirmediğini söyledi.Durup düşününce babamın isteğiyle bulunduğum şehirde kaldım ve aklımda ki üniversite öğrencisi profili deniz kenarında finallerine son anda çalışan kızdı.Türkiye'de lise yıllarımda her zaman bir üniversite öğrencisinin bu şekilde olması gerektiğini düşünürdüm ve bu düşünceye sahip olan insanlardan birisi olduğum için kendimden utanıyorum.Türkiye'de bir çok öğrenci sistemden şikayet ediyor elbette vergi ödeyen velileri var ve şikayet etmeleri en doğal hakkı ama kendilerinin de bu sistemin içinde ve bu sistemin işleyişinin bir parçası olduğunu unutuyorlar.Eğer düşüncelerini gerçekten iyi bir şekilde ifade eder ve kendilerinin de bu işleyişin düzelmesi için bir şeyler yapmaya başlarlarsa bunu yapabilirler.

Türkiye'de ki insanlar mükemmel insanların ilerlemesine izin vermeli ve birbirlerinin düşüncelerine değer vermeyi öğrenmek zorundalar.Her insan her düşünceyi onaylamak zorunda değil ama yine de karşı düşüncenin neden iyi neden kötü olduğunu düşünmek zorunda..Dün Kore Cumhuriyet'i cumhurbaşkanının yazısını okudum kendilerine yardım edilen bir devletken kısa bir zaman içerisinde diğer ülkelere yardım eden bir ülke olmaktan gurur duyduklarını dile getirmişti yazısında.Sonra Korece öğretmenim sonsengnimle uzun bir sohbete daldık Kore Seoul üniversitesinde ki bir çok öğrencinin çalışmalarını yürütmek için sadece 4-5 saat uyuduklarını diğer ülkelere ait araştırmaları incelediklerini söyledi.Bizim öğrencilerimizde 4-5 saat uyuyor doğru ama final zamanı..Sadece sınavlarımızı vermek için çalışıyoruz bir çoğumuz değil mi?Kore'nin nasıl bu kadar hızlı geliştiğini o kadar merak ediyordum ki..Bu sohbeti de bu yazıya ekleyecektim ama ayrı anlatmak daha mantıklı sanırım.

Çevremde bir çok mükemmel insan var,salı günleri çıkışta müzik derslerine girdiğim Polonya'lı müzik hocası Türkiye'de bir çok müzisyenin yetişmesini sağlamış, bir sürü çevirmen arkadaşım var kimisi öğrenci ,kimisi çalışıyor ama bir yandan da insanlara farklı kültürlerini tanımalarını sağlayıp,onlarla izlerken mutlu oldukları dizileri paylaşmak için 4 saat uykuyla çeviri yapan, ağladığımda yanımda olan beraber gülümsediğimiz muhteşem bir aileye ve arkadaşlara sahibim..Bazen beni onların mükemmel yaptığını düşünüyorum ama bu muhteşem başarılara sahip olduğumdan dolayı değil,onların beni her zaman desteklemesinden dolayı hayatımda yaşadığım sıkıntıları hızlıca atlatmamdan dolayı..:p Onları çok seviyorum,iyi ki varlar..