Cumartesi, Kasım 14, 2009

Ölümsüz.....Paco Ahlgren

Ölümsüz Paco Ahlgren
Sahaflarda gezerken alt katta raflarda gözüme siyah bir kitap çarptı..Elime alıp okuduğum zaman ne kadar iddialı bir kitap diye düşündüm..Bitirmek için yarını bekleyemeyeceksiniz yazıyordu notda,ne kadar etkileyici bir kitap olabilirdi ki deyip kitabın arka kapağını okumaya başladım..Daha sonra kitapçıdan elimde bu kitapla çıkdım,sayfalarına bakarken Adam Fawer'ın yazdığı kitaplara benzer olduğunu düşündüm..İki kişinin bir odada haykırışlarıyla başladı roman ya da odada iki kişi mi vardı?En azından olayın nedenini anlatıp başlayabilirdi diye düşündüm her şey manasız geliyordu ama bu olayın nedeninide merak ediyordum..Kitabın sayfalarında ilerledikçe ABD'ini krizden kurtaran HAS(altın has birimi) düşüncesinin mimarıyla karşılaştım..Sayfalar ileledikçe beni içine çekiyordu ama aklımda cevabını veremediğim binbir soruyuda yanında getiriyordu...Hiçlikte var olmanın anlamından bahsederken bir an yazarın Nietsche'nin düşüncelerinden etkilendiğinin farkına vardım..Kitapta kuantum fiziği,taoizm.. o kadar güzel anlatılmış ki satır aralarında...bir romanda akıcılığın ilkesi olmuş sanki bu kitapta...Sayfalar ilerledi...Son sayfaya geldim..Halen daha sorulan sorular aklımdaydı..Olabilir miydi?Neden?..Son satırlara yaklaştım ve son cümlede her şeyi anladım...Kitabın en başında ki bilmece benim için en sonunda çözüldü..Sizde çözmek ister misiniz bu zinciri?
Adam Fawer'ın kitaplarından daha güçlü bir kurguya sahip olduğunu düşünüyorum...Aşağıda tanıtım videosunun linki var;

http://www.youtube.com/watch?v=E0V_fXGoiEo

Kitabın arka kapağımdan notlar;
Kendi Ölümünüze Tanık Olsaydınız, Hayatınızın Geri Kalanını Nasıl Yaşardınız?

Daha 18 yaşında basmadan ailesinin tüm fertlerini yitiren Douglas Cole, hayatta yapayalnız kalır. Yakasına yapışan hayaletleri, aklını kaçırdığını sanmasına sebep olan sanrıları ve tam olarak anlayamadığı doğa üstü yetenekleri saymazsak....
Borsada varını yoğunu kaybedip, dibe vurduktan sonra, hayatı tam da kararacağı noktada yepyeni bir düzlemde aydınlanacak, Dougles Cole sadece kendi hayatını değil, tüm dünyanın kaderini değiştirecektir.

Bir akşamüstü salonda kitabımı okurken bir şey aniden cama çarptı. Dikkatli olmam gerektiğini düşünerek oraya doğru yavaşça yürüdüm. Dışarıda ölü bir serçe yatıyordu, boynu kırılmıştı. Bir süre kuşun cansız bedenine baktım. Bir kanadı hafifçe titreyince içim sızladı... Beni saran hüzne şaşırmıştım. Serçe oracıkta ölmüştü işte.
Kuşa dokunmaya çekiniyordum ama sonunda onu avuçlarıma aldım. Gözlerimi kapadım ve kendimi serbest bıraktım. O tanıdık sıcaklık içime doldu. Bir süre öylece durduktan sonra, gözlerimi açtım. Ellerimin içindeki serçenin bedeni birden kasıldı. Tüyleri avuçlarımı gıdıklayama başladı. Ayağa kalktı. Bir an dengesini sağlayamadı ama sonra, kanat çırparak masmavi gökyüüzünde gözden kayboldu.
Şaşırmamıştım. Daha kuşu avuçlarıma alırken olacakları zaten biliyordum.
Paco Ahlgren'in kaleminde Kuantum fiziği, Taoizm, Ekonomi, Müzik ve Aşk, insani yeteneklerin en güçlüsüyle bir araya geliyor: Düşünce. Douglas Cole'un kendini keşif yolculuğu, varoluş sancısı içinde zamanın atomlarına, borsanın dalgalanmalarına, parelel evrenlere ve hiçliğe değin uzanıyor. Geri planda belli belirsiz bir çello melodisi, zamanı yararak dört yanı sarıyor.
Bütünlükteki tüm olasılıklar karşımızda...
Şah mat.
...

City of Angels

City of Angels

Elinden yıldızların kayıp gideceğini bilip,yine de yeryüzünde duran safranları tutmaya çalışır mıydın?Onların kokusunu bilmeden özleyip,onun ipeksi dokusunu parmaklarında hissetmek ister miydin?Işık dolu bu diyardan bilmediğin karanlığa adım atabilir miydin?Yüzüklerin efendisinde Arthur ne demişti aşkını anlatmak için;
''Sonsuzluğun özlemiyle savaştığım hayatta şimdi seninle geçirebileceğim bir an için sonsuzluğu feda etmeye hazırım''...diyebilir miydin?
City of Angels bu filmi izlemek bir kaç hafta öncesine nasip oldu..Goo goo dolls'u dinleyip rüzgarın mutluluğunu hissettiği o anı hatırlamaya çalışıyorum halen daha..Meg Ryan ve Nicholas Cage 'ın başrollerini üstlendiği film insanların özlemini duyduğu sorunsuz yaşamdan sıyrılıp,dalgalarla savaşmaya başlayan bir ölüm meleğinin hikayesi..
City of Angels
Nietsche said:''Life is speak between two spaces....''Is it true or false?We don't know about death and he said:''Death and life never compatible.That's why we don't get worried for death'''
City of Angels is perfect movie about death angels.Dead people arrived light with sity of angels.Death angels never taste,smell and touch but they always understand poeple's thoughts.I thought they're very lucky.They always wore black clothes.Sedth(Nicholas Cage) was an handsome angel.When he came for help dead people,He asked them;''What were you like a lot?''He got curious about about people's lives.Then he saw Dr.Megi(Meg Ryan) in hospital.He started to follow her.He wanted to help her because he loved her.He showed hisself to her,After she wanted to talkto him but it was impossible.He gived hemingway's book to her.He immediately disappear.Dr. Megi found him in library and they spent very good time together.He tried to tell about angels,but she didn't want to understand him.He was offended to her.After she met an old angel.She learnt.She told a lie him about her married.She want to go Asia house.She waited there for him.
If necessary he could give up timeless for her.He commited suicide,Before he returned person from angel.He came near her.They were happy.
If only everything is fine but life brings bad things with goodthings.Dr.Megi died When she road a bicycle.She crashed to lorry.She breathe her last his arms.

Çarşamba, Kasım 11, 2009

On Monsieur's Departure









Beyefendi'nin Gidişi Üzerine...

Matemdeysem de gösteremezdim ki,
Sevdiysem de nefret düşerdi bana,
Sevdim, ama ima bile edemezdim ki.
Dışım sus pus, ama içim feryatlarda

Üşürüm ama yanarım; ben değil ki bu ben
Çünkü başka bir ben çıktı benliğimden.

Ona alakam sanki güneşteki gölge bana,
Uçarım, peşimde; ben peşinde, uçar gider
Yanı başımda durur, ne yapsam yapar o da.
Bilirim, onun yakın ilgisi beni pişman eder.

Bir çare bulamam onu atmak için kalbimden
Ta ki unutulana kadar sonunda başka şeylerden.

İnce bir tutku usulca düşer aklıma
Narinim çünkü ve mayam eriyen kardan.
Gaddar da olurum, insanım severim, nazik bu can da,
Süzüleyim ya da batayım, yücelt yahut bırak yukardan

Ya da hoşnutluktan bir damlacık daha tattır,
Ya da öl ve unut gitsin, neymiş aşk denen sır.
Yazar;Queen Elizabeth
Çeviren;Sercan Öz

Salı, Kasım 10, 2009

Günlüğümden yapraklar..












Sevgili petitom..
Buraya ilk çevirimi yaparken ki düşüncelerimi,yaptığım hataları yazacağıma kendi kendime söz vermiştim..Şimdi ise ne bir filmi çevirmeye başladım ne de bir çeviri grubuna katıldım..Öyle olmasını o kadar çok isterdim ki..Bir gün bunu da yapacağım..Tabi çeviri yapan üstadlarım tüm filmleri ve dizileri bitirmezse..Bir aydır süren bir okul temposundan sonra inanılmaz bir yorgunluk var üstümde..Sürekli anneme şikayet edip duruyorum..Çok mu mız mızım ne?Yarın öğretmenliğimde üçüncü günüm..Cumartesi günleri iki katlı küçücük bir okulda ders veriyorum ışık dolu gözlere bakarak..Pencereden baktığım da nasıl ürpermiştim ilk gün o mezar taşlarını gördüğüm zaman..Dışarıda parlayan güneşe rağmen soğuk rüzgarı hissetmiştim...Belki inanmayabilirsin petitom ama burası Ankara'da bir okul...Ne bir taşraya ait ne de bir kazaya..İnsanların herzaman sakındığı o mahallelerden birisinde..kendi haline bırakılmış...Hocamın dediği gibi bir okulu okul yapan öğretmenleri ve öğrencileridir..Hele bu okulda ki öğrenciler yok mu?Gözlerine baktığın zaman öğrenmek için can atan kalplerini,sıcaklığını hissetmek isteyen gözlerini görebiliyorsun.Ama bazıları hayal kurmayı unutmuş,direnmekten vazgeçmiş..kısaca umutlarını yitirmiş...Ben bir aylık yorgunluktan mızmızlanırken bazıları da bu derse gelebilmek için yanında çalıştıkları ustadan kaçıp derse geliyor..Artık hayal kurmayı öğrendiler..Hatta bir öğrencim Mustafa İNAN gibi bir bilim adamı olmak istiyor.(Mustafa İnan'ı daha yeni öğrendiler)...3 hayalinden birisi bu..diğeri icat yapmak ve sonuncusu yeniden yürümesini istediği kardeşiyle beraber bir çiftlik sahibi olmak^^en çok onun yazısını beğendim..onun için Sol Ayağım adlı kitabı hazırladım ödül olarak...Petitom ya yarın tarih atlası yapacaktık ama resimleri tam araştıramadım ödevlerden dolayı..Kartonlar ve yapıştırıcılarla ne yapsam ki?Onları toplayıp sorarız artık..onlar karar versin..Onları sevindirmek çok kolay..ne bizim içinde yaşadığımız o büyük Dünya'da yaşıyorlar...Ne de bizim kadar eğlenebiliyorlar..Küçücük bir kıvılcım yetiyor onları gülümsetmeye^^Evde yaşadıkları gerilimlerden sıkıntılardan bahsetmeyi hiç istemiyorlar.Hayat zaten tüm sorunlarıyla ellerinde,yine de hayata sımsıkı sarılmışlar...
Onlar her zaman karşısındaki insanları düşünüyor,çok anlayışlılar...İnanılmaz derecede saygılılar...Ben onlara ilk hafta bende bir öğrenciyim sizde biz sadece bilgilerimizi paylaşacağız demiştim..Müzisyen olmak isteyen çocuk hocam..Siz zaten bizim bildiğimiz herşeyi biliyorsunuz demişti..Oysa ki benim de onlardan öğreneceğim bir sürü şey var..Onlara dalınca durmak bilmiyorum galiba petitom..Pazar günü eğitim olanakları hakkında bilgi almak için sınıftakilerle ieftnin fuarına gideceğim..Ödevleri ne zaman yetiştireceğim bilmiyorum..3 writing,bir gramer,bakmam gereken kelimeler var..Neyse yarın çok güzel olacak..^^Hee hee işlemler sırasını nasıl öğretecektim;
Çanakkale Boğazından Topçu Çıktı..(x%+-)