Pazar, Aralık 19, 2010

Kore Elçisi ile Tanışma Yemeği ve Nanta


''Kore'nin dünyaca ünlü müzikal tiyatro-show grubu NANTA, 3 Aralık Cuma günü Ankara'da performans sergileyecek. MEB Şüra Salonu'nda gerçekleşecek bu muhteşem gösteriye Korea-Fans üyeleri, aileleri ve yakınları da davetlidir. Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği, Korea-Fans için de salonda kontenjan ayırmıştır. Davetiyeler ücretsizdir, başvurularınızı bugünden itibaren kabul ediyoruz. Başvurular kontenjanla sınırlı olacağı için, bize ayrılan davetiye miktarı kadar başvuru kabul edebileceğiz.''

Duyurusunu gördükten sonra hiç düşünmeden maile cevap attım..Ve evet sahneye çıkan kız benim arkadaşım Samdi, bizim oturduğumuz grup kazandı^_~..Nanta Avrupa'da tanınmış bir grup olmasına rağmen, Türkiye'de Asya hayranları da dahil kimse grubu bilmiyordu.Nanta'nın ilk gösterisinde görev almak için gönderilen mesaja istekte bulundum ve Nanta'nın sahne arkasında ki performansını da izleme fırsatım oldu.Hepsi de çok tatlılardı.Gösteri de balkonun arkasında ki son 3 sıraya biletleri almışım,gösteri başlamadan 10 dakika öncesine kadar bundan haberim yoktu,yeri bir bulmak için gittiğimizde çok üzülmüştüm.Sonra Nilay biraz daha önde bilet bulabiliriz istersen soralım demesiyle koşa koşa aşağıya indim,Hilmi hoca elinde 3 bilet kaldığını söyledi H sırasındaydı biletleri alıp balkona çıktık ama balkonda ki H sırası doluydu. :(

Sonra biletlerin ön sırada olduğunu görüp koşa koşa aşağıya indik.Ben Sejong Enstitüsü'nde ki sonsegnimin kızının yanında oturdum gösteri boyunca,Nil de bizim oturduğumuz koltukların sonunda oturmuştu Nil sonra sahneye çıktı..^_^İzlemek isteyenler için Korea Fans'a ait bir kanalda 2 video buldum;


http://www.dailymotion.com/video/xfxf63_03-11-10-nanta-ankara_creation
http://www.dailymotion.com/video/xfxfh8_03-11-10-nanta-ankara-2_creation
Nanta bittikten sonra Elçiliğin verdiği kokteyle kalan öğrenciler arasındaydım,bizim okuldan gelen Erasmus ,Exchange öğrencilerini yanıma çağırmıştım,daha sonra Nanta üyeleri de geldi...^^

Gösteriden sonra Kore elçisi Bestekar'da bir yemek düzenledi,yemek sırasında Kore fans'da yapılan yarışmada birinci olanlara hediye verildi,Nanta üyeleriyle bol bol fotoğraf çekilip uzun uzun sohbet ettik ve en güzel yanı Kore elçimizin vermiş olduğu sözlerdi..
1.Seneye Ankara'da bir Kore Kültür Merkezi açılacak
2.Kore'ye gönderilen öğrenci sayısı arttırılacak
3.Kore-fans sitesinde yapılan anket sonuçlarına göre Kore'den bir grup Türkiye'ye konser vermek için gelecek...
Bunlar o günün en güzel haberleriydi..Yemekten sonra Namkwan,Woo ,Nil,Sunın ve ben Somonimlere gittik ve minik prensesimizi uğurladık

Çarşamba, Aralık 08, 2010

78. Yurt 1. Kat~Gülümseyin..


Owen'ın dersinden sonra 78. Yurt 1. Katta ki mutfağa gitmek için Shiruku-chan ile hazırlandık.Gittiğim zaman teker teker Asyalı öğrencilerle tanışmaya başladık, İngilizce konuşurken yaptığım yanlışları hatırlamak bile istemiyorum.Zamanlar kelimeler hepsi birbirine girdi.Diane'ıda davet ederken de geçmiş zaman ekini kullanarak konuşmaya başlamıştım.Offf yaaa ne zaman gerçekten düzgün bir şekilde konuşmaya başlayacağım bu dili gerçekten merak ediyorum.

İlk girdiğimiz zaman Saeko hoca sebzeleri Tempura için dilimliyordu,bir bıçak daha olmadığı için ona yardım edemedim,sonunda bıçaklar geldi ve ben Kore yemeklerinin yapılacağı gruba sızdım.Sebzeleri kesmeyi Somonimden daha önce öğrenmiştim ama yumurtaları pişiren Namkwan prinçlere koşup, yumurtalarla kaldığım zaman yumurtaları onlar gibi çeviremediğimi fark ettim..Woo'dan yardım istedim sonra yine tek başıma yapmayı denedim bu seferde tabağa düz bir şekilde yumurtayı koymayı başaramıyordum..Sonra bir öğrencinin yardımıyla gerçekten güzel pişmiş yumurtanın 2 ye bölünmesine sebep oldum ve arkamı dönüp olay mahalinden ayrıldım.=)Beğenilmeyen havuçlar tekrar 3-4 parçaya böldük hatta bir sıra.Herkes çok komikti,koşuşturup duruyorlardı pişen yemeklerden tadıyorlardı.Havuçları doğrarken sonunda Tayvanlı öğrenci ile tanıştım.Ben geçen sene hazırlıkda pin sınıfındayken facebook'dan beni ekleyip üniversiteme gelmek istediğini söylemişti,ben de ona Genetik hocalarının e mail adresini gönderip,okulda çektirdiğimiz fotoğrafları göstermiştim.Yemekte onu da görünce çok mutlu oldum.Kore'den gelen erkek öğrenciler ne kadar hamaratmış ama yumurtayı somonimin yaptığı gibi katlamayınca gidip neden katlamadıklarını sordum.Sonra bu yaptığımı somonime ,samaraya anlatınca çok güldüler..Katlamaları gerekmiyormuş..:PBu sırada benim kestiğim havuçları da daha çok beğendiler...Chodgaraklarımızı alıp 4 kişi aynı tabaktan yemek için uğraştık.Full House'da ki 3 bear şarkısını Koreli çocuklarla beraber söyledik...:)

Asya grubunda muhteşem insanlarla tanıştım,aramızdan erken ayrılacak olan insanlardan dolayı üzülüyorum,gitmeseler olmaz mı?Sun-A'nın son iletisini gördüm;
Waters may dry.
Flowers may die.
But true friends will never say goodbye... gerçekten sahip olduğum arkadaşlarıma bende hiç bir zaman güle güle diyemedim.Bende ona en çok sevdiğim sözü gönderdim;
''Many people will walk in and out of your life but only true friends will leave footprints in your heart..'' and Never say goodbye..
Bugün Asya yemekleri yapacağız işte bunlar grup başkanımız Anıl'ın hazırladığı tarifler; (özür dilerim dili ingilizce)
Kore Yemekleri

Yaptığımız ramen de Çin eriştesi kullandık güzel olmuştu ama Leader ramen sanırım bir öğrenci için ramen yapmanın en pratik yolu.

Bibimbapın tarifini önceden anlatmıştım.
http://elizabethcaty.blogspot.com/2010/02/bibimbap-yapmaya-ne-dersiniz.html
Japon Yemeği

Hayatımda yediğim en güzel yemeklerden birisi ,Türklerin damak zevkine ne kadar yakın bir lezzet,içinde ki sebzeler ve patatesleri yağda kızarttıktan sonra oval şeklinde sunumu yapıldı.(sebzeler ,patatesler hiç bir şekilde ezilmeden)çok lezzetliydi..^^
Haftaya da Türk yemekleri yapılacak ama Türk yemekleri konusunda herhangi bir şey yapamıyorum.Umarım Türk mutfağını iyi bir şekilde tanıtabiliriz..

다비치~8282


Kalem elimde ve karşımda ki çizgileri izliyorum sonunda anime çizim dersindeyim.Bir kaç hafta önce lise arkadaşlarım beni lisede ki çizimlerimde etiketledi,o resimleri sakladıklarını bile bilmiyordum.Resmi görmemle kahkahayı bastırmam bir oldu,doğuştan bir yeteneğim olmadığının en büyük kanıtıydı bu resimler benim için ama hepsi benim yakınımda ki insanlardan birisini temsil ediyordu bu yüzden önemliydi hepsi de.İlk gazete haberim Kübra'da,ilk öyküm yetimhane öğretmeni Yaşar hoca'da,ilk şiirim ilkokulda'ki sınıf hocamda.İlk anime çalışmalarımda lise arkadaşlarımdan çıktı...=)Çizim derslerine tek başıma olacağımdan dolayı gitmek istememiştim ve sonra Shiruku-chan de benimle geleceğini söyledi,beni mutlu görmek için..:P 6 kişilik grubumuzda 2 kişi bize çizimlerde nelere dikkat etmemiz gerektiğini ,değişik çizim tekniklerini, nasıl serbest olabileceğimizi anlatmaya başladı.Hep beraber,exchange ve erasmus öğrencileri ile beraber çıkaracağımız dergi için çalışmaya başladık.Shiruku-chan eve gittikten sonra chibi çalışmaları(hepsi de muhteşemdi) yapmış hiç Cin Ali bile çizemem dediğine bakmayın Saeko hoca çizimlerinin ilk çalışmaları olduğunu duyunca ne kadar çok şaşırdı ve çizimlerde ki ifadelerin taklidini yaptı,bu kadar tatlı bir hoca olamaz..Saeko hoca bizim okulumuzda ki Japonca öğretmeni ve ilerleyen aylarda bize bir Mamoru Fujisava(Joe Hisaişi) müziklerinden oluşan bir konser verecek.Mamoru Fujisava Miyazaki'nin animelerinin müziklerini besteleyen ünlü müzisyendir.Konseri sabırsızlıkla bekliyorum.Yazıları yazarken dinlediğim müzikleri de paylaşıyorum bu Miseon'un bana ezberlettiği ilk Korece şarkı;

Asla güle güle Deme!


''Seni hatırlamayacağım.Sen benim bir parçamsın...
Senin gibi gülümser,güler ve kokarım...
Seni unutabilirim,ama hiç bir şey seni benim içimden söküp atamaz...''

Sanırım yazmaya uzun bir süre ara verdim ,sorumluluklarımı yerine getirmediğimden dolayı uzaklaşmak istedim ve şimdi ihtiyacım olduğu için geri döndüm.Yazmaya ihtiyacım var şu an içinde bulunduğum durum gerçekten berbat olmasına rağmen halen daha gülümsemeye devam ediyorum,tek korkum yalnız kaldığımda her şeyi tekrar hatırlamak.Durup düşündüğüm zaman yanımda ''benim ben olmama rağmen'' kalan insanlardan dolayı gerçekten her şeyin benim için ne kadar mükemmel olduğuna inanıyorum.Ben mükemmel değilim ,her insan gibi yalan söyleyebiliyor ,bilinçsizce hareket edebiliyorum ama beni mükemmel yapan insanlar var...Yarın Milgram deneyinden yola çıkarak Einchmann'ın bir sözü hakkında bir yazı yazmam gerekiyor,bu yüzden uzun bir gece beni bekliyor çünkü hazırlanmak için Schindler's list'esini izleyeceğim ve ben burada oturup size yazı yazıyorum.Düşüncelerim ya da anılarım sizin için değerli mi bilmiyorum ama onun benim için olan son dileklerinden birisi bu...
Ve korkarım biriktirdiğim çok şey var,Beth geri döndü!

Pazartesi, Kasım 22, 2010

True Colors~YEAH!

Anna Tsuchiya - True Colors

Sam Tsui GLEE Audition!! (True Colors)

Béatrice Martin (Coeur de pirate) - True Colors


True Colors~YEAH!
You with the sad eyes
Don't be discouraged
Oh I realise
It's hard to take courage
In a world full of people
You can lose sight of it all
And darkness there inside you
Make you feel so small


But I see your true colors
Shinin' through
I see your true colors
And that's why I love you
So don't be afraid to let them show
Your true colors
True colors are beautiful,
Like a rainbow.


Show me a smile then,
Don't be unhappy,
Can't remember when I last saw you laughing
If this world makes you crazy
And you've taken all you can bear
You can call me up
Because you know I'll be there


And I see your true colors
Shining through
I see your true colors
And that's why I love you
So don't be afraid to let them show
Your true colors,
True colors, are beautiful,
Like a rainbow


Ah ah ah

Spoken: Can't remember when I last saw you laugh

If this world makes you crazy
You've taken all you can bear
You call me up (call me up)
Because you know I'll be there


And I'll see your true colors
Shining through ( I see them shining through)
I see your true colors
And that's why I love you (that's why I love you)
So don't be afraid (afraid) to let them show
Your true colors, true colors
I see your true colors are shining through (yeah)
I see your true colors
And that's why I love you
So don't be afraid (afraid) to let them show
Your true colors
True colors, true colors
Are beautiful, Like a rainbow

Çarşamba, Eylül 01, 2010

Sonbahar Yağmuru


Yapraktan düşen su damlası Cathy'nin saçlarından yavaş yavaş süzüldü..Sonunda beklenen mevsim geldi..Yarın 6 saatlik bir ingilizce sınavım var,kelimelere son kez bakmak yerine oturup birşeyler yazmak istedim umarım yarın ki sınavın writing kısmında da düşüncelerimi iyi bir şekilde dile getirebilirim..
Bir dilek diliyorsun ve gerçekleşiyor ama her zaman bir şeyleri eksik diliyorsun.İşte bu yüzden artık dilek dilemek istemiyorum..Dilediğim dileklerin gerçekleşmesinden sonra bana yaşattığı zorluklar o kadar fazla ki..Busel~CS gibi..Temmuz ayının 23'üne kadar okula gittim ama yaz okulunda kaldığım için değil; aksine hiç bir kurda kalmadan ilerlediğim için pre fac'i yazın okumakla ödüllendirildim..Bakınız idymo'nun resmi sitesine..Tatil olduğumuz zaman bir dershaneye daha yazılmamak için babama kurs fiyatlarının 8 milyara yakın olduğunu söyledim ve onu ikna etmeyi başardım..Ve beklenen hazin son..Annem 25'i için Trabzon'a biletlerimizi aldı ve istemediğim,sürekli yalnız kaldığım bir şehre doğru yola çıktım.Trabzon'a gelen lise arkadaşlarımla da görüşmedim,nete de giriş yapamadım..Ayın 11'inde arkadaşım Türkiye'den ayrıldı ve ben onu son kez göremedim oysa ki annem 8'inde dönebileceğimi söylemişti.Ve ben de ona 11'inden önce geleceğime dair söz vermiştim,son mesajım gitti mi ondan bile emin değilim..Özür dilerim, gerçekten özür dilerim yu..
Sonunda telefonum çaldı ve sonsengnim İngiltere'den döndüğünü söyledi..Her üzüldüğüm anda yanımda olup,bir şekilde neşelenmemi sağlıyorlar.Üzüntülü anlarımda onların yanına gidip onların sıcacık gülümsemelerini izliyorum.Mi Seon'ın bize gelmek istediğini söyledikleri zaman çığlık atıyordum nerdeyse sevinçten..Mi Seon Tükiye'ye Şubat'ta gelen koreli bir öğrenci,ilk geldiği zaman ona Ankara'da rehberlik yapmıştım,ikimizinde bildiği ortak bir dil olmadan karlı bir günde..:)Ve onun ajandasından bir kare;

Sabah beş buçukda kalkıp hazırlanmaya başladım,okula gittiğim her gün 5 dakika daha uyumak için saati erteleyip sonrada servisi kaçıran ben kendi kendime uyanmayı başardım...:)Amcamın oğlu beni terminale bırakmak için geldi,Trabzonda üzüldüğüm zaman derin derin içimi dökdüğüm dalgaların tebessümüne bu sabah bende katıldım.Ve sonunda MiSeon geldi..:)Her şey bir anda mükemmel oldu,sanki MiSeon sihirli bir periydi ve tüm sihriyle yanımdaydı..MiSeonla gezerken rastladığımız dede(sanırım uzaktan akrabamız,aile bağlarımız konusunda pek bir fikrim yok) bize kim olduğumuzu sordu..MiSeon'ı tanıtırken onun Kore'den geldiğini söyledim ve dönüp ''AAaaa kızım Konya'nın neresinden geldin?''diye sordu..
Kore ile Türkiye arasında ki bağı yıllar öncesinden Korede savaşan atalarımız kurmuş ve bize muhteşem bir kardeşlik bırakmışlar.Birbirimizden uzak olmamıza rağmen kültürel bağ oluşmuş,bezerliklerimiz çok fazla..MiSeon çok güzel kırmızı çay demliyor,Trabzona geldikten sonra ki gün çarşaf böreği yapmasını da öğrendi annemden ve içli köfte de yapabiliyor.:)Beraber korece,türkçe ve ingilizce çalıştık..İlk 2 gün anneme fındık toplarken yardım ettik,Miseon fındığı yapraksız ve hızlı toplamayı başardı.Burucuya ilk gelişi olmasına rağmen hiç kayıp düşmedi..

Akşamları minik rehberimiz Altuğ'la gezintiye çıkıp,oyunlar oynadık..Gezerken ilk kez karşılaştığım çocuklar arkamızdan ''Konichiwa''(japonca merhaba) diye bağırdı.MiSeon ben Koreliyim ama neden japonca söylüyorlar dediği zaman şaşkınlıktan afallamıştım,nerden japonca merhaba demeyi öğrendi bu çocuklar?Yine mahalleden bir kaç çocuk korece öğrenmek isteyip,Koreye gitmek istediklerini söyledi,MiSeon'la tanıştıktan sonra,Ankara'ya döndüğümüz zaman damat adaylarından da haber aldık.:)Bu sırada bu yaz kına yaktık kadınlar arasında ve kurban ben oldum..(önceden miseon belly dance kursuna gitmiş,güzel bir akşamdı xD)Evimizin balkonundan çekilmiş bir fotoğraf;

Merkeze indiğimiz zaman tüm kuzenlerim onunla tanışmak için onu bekliyordu..Hepside aynı soruları sordu,özellikle ağbisi olup olmadığını sordular.Evet söylüyorum Mi Seon'ın 22 yaşında Tıp'ta okuyan bir ağbisi var.Ama uzak durmanız gerekiyor..xD

Forum alışveriş merkezine Mi Seonla beraber gittiğimiz zaman erkek bir satış elemanı yanımıza gelip ingilizce konuşmaya başladı bende devam ettim,sonra diğer satış elemanı gelip ''siz türkçe biliyor musunuz?''dediği zaman ''evet,ben Türküm''dedim..Diğer satış elemanın yüzünü görmeniz gerekiyordu..Ayasofya'da da kendi arasında almanca konuşan bir türk aile gelip bizimle ingilizce konuştu..Bol bol practise yaptım bu sene..xDBu sırada Anneannemle MiSeon çok iyi anlaştılar.Anneannem ondan Kore'ye gittiği zaman kendisini aramasını istedi.. Trabzon'dan ayrılırken MiSeon bizi uğurlamaya gelen Anneanneme ''anneanne''deyip sarıldı..Kuzenler arasında süren kısa bir sessizlikten sonra herkes gülmeye başladı ve MiSeon'ı da artık bir kuzen olarak ilan ettik.:)

Nerde kalmıştık benim yarın 6 saatlik bir ingilizce sınavım var..Lise arkadaşlarımın şans dilekleri yavaş yavaş face'den ulaşmaya başladı,onları çok seviyorum..Netten biraz uzaklaşsam iyi olacak sanırım...:)))Şu betimlemeyi çok seviyorum;Neden bizim külkedimiz küllerle değilde; sınavlarla kuşatılmış!!!
Ahhh ahhh...

Pazar, Haziran 27, 2010

Kore~Türkiye Dostluk Maçı


Yeppudaa'dan arkadaşlarımla buluşup hep beraber bir kafede oturup,restaurantta yedikten sonra Samara ile ben ayrılıp maça gidecek olan servislere yetişmek için yola çıktık..Afganistan büyükelçiliğinin önüne gittiğimiz de bizi Koreanfans üyeleri karşıladı...Kore ateşesi,bir gazi ve Kore'den gelen bir öğretim görevlisi ile karşılaştık,tanıştık.Ateşenin eşi çok tatlıydı.Serviste bize ikramda bulundu...^(^_^)^Kore'den gelen öğretim görevlisi ile aynı okuldayım,onu ziyaret edeceğim eşiylede tanıştıracağını söyledi,çok tatlı 3 yaşında bir oğlu var. Servisteyken Kore'nin 2022'de ki yapılacak olan turnuvanın bronşları,şapkaları ve atkıları dağıtıldı.Maç askeriyede yapıldı,biz elçinin arkasında bulunan kırmızı koltuklarda oturduk,yan tarafımızda da kendilerine bu sevinci borçlu olduğumuz gazilerimiz oturuyordu..Diğer trübünlerde askerler vardı,hiç bir koltuk boş kalmamıştı..Trübünler dopduluydu ve her iki takım içinde sloganlar atılıyordu..Askerlerde De han min guk diye bağırıyordu,Şehitlerimiz için de bağırdık..Maç başlamadan önce; saygı duruşundan sonra her iki ülkenin de İstiklal marşını söyledik,Mehter ve bondo takımını dinleyip,marşlara eşlik ettik.2 paraşütçü bir Türk, birde Kore bayrağı ile aşağıya indi.Bir helikopter iki bayrakla beraber geçti.Maçtan önce bir gazimize Hyundaiden bir araba hediye edildi,gelin arabası gibi süslenmişti...Her şey çok güzel hazırlanmıştı,her oturakta gelen izleyiciler için

Maçtan önce yana yakıla Kore bayrağı aramıştık,Korea Fanstan Hilmi Hoca bizim için 2 tane büyük Kore bayrağı yaptırmıştı,birde bunları görünce çok sevindik.Burdan bunları hazırlayan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.Türk oyuncularının yanında ki Koreli minikler çok tatlıydı(Yeppudaa,kawai)...Maçı Şenol Güneş başlattı..Onuda yakından görmüş oldum..Maç sonuna kadar izlediğim ilk maçtı ve en güzeliydi.Oyuncular düştükleri zaman birbirini kaldırıp,yardımına koşuyordu.Her golde tüm trübünler ayağa kalkıyordu.Koreli oyuncuların kafa pasları çok iyiydi,her iki takımda iyi oynadı.İlk gol Türklerden geldi..Herkes Türkiye diye bağırdıktan sonra tüm trübünlerden Koreye destek geldi..Daha sonra Kore bir gol attı,ama bu gol sayılmadı.Bundan önce bir pozisyondan dolayı hakemin maçı durması gerekiyordu,golden sonra durdurdu..Nasıl sevinmiştim oysa ki...Neyse ki Koreden gelen oyuncular bizi fazla üzmedi ve muhteşem bir gol attılar Türk kalecisinin kaleyi terkedip öne çıkmasıyla..Golü gördükten sonra Samaraya sarılıp De han min guk diye bağırdık,arkamızda bir komutan''kardeş sevgisini görüyor musun'' dedi..Omuzunda ki çubukları sayamadım ama..Keşke tüm yeppudaa orda olabilseydik,sizin de orda olmanızı çok isterdim,omuz omuza bağırmak her iki takım için sanırım Eylül'de bu maçın rövanşı yapılacak ,onu hep beraber izleriz tvden.
Maç vesilesiyle bir çok kore gazimizin elini öpüp,Kore'den gelip Türkiye'de yaşayan bir çok aileyle tanıştık.Seneye Ankara'da Korece Dil Kursu elçilik tarafından açılacak,yer olarakda Tömer kullanılacakmış.Kurs öğretmeniyle tanışıp,iletişim bilgilerini aldım.^^Seneye kursa bende katılmak istiyorum,fiyatınında uygun olacağını burdan Ankara'da kalan herkese duyurmak isterim.Maç 1-1 bitti ve kupayı Koreli oyuncular aldı..Maçtan sonra omuz omuza Türk ve Koreli oyuncular fotoğraf çekildi,hayatımda her bir gol için sevineceğim daha güzel bir maç olamazdı..Maçın yayını Lig tvden ve stadyumda da büyük bir vinç arabasına takılan Lcden yapıldı,maçın skorunu gösteren bir tabela yoktu.((:Hem Kore'ye hemde Türkiye'ye de kupa verildi.
Veee maç bittikten sonra hepimiz Koreli futbolcularla fotoğraf çekilmek için sahaya indik,tüm trübünler yerindeyken biz Kore hayranları aşağıdaydık.İmzalarını alıp,onlarla tanıştık..Fotoğraf çekilirken Somonimlerle bağırdığımız gibi hana dul set diye başladım ve herkes fighting deyip devamını getirdi,öğrendiğimiz Korece kelimeler çok işimize yaradı.Burda kalan ailelerle Türkçe konuşurken arada korece kelimelerde kattığımız zaman muhabbet daha da koyulaşıyordu.Hayatımda yaşadığım en güzel anlardan birisiydi..Korece kelimelerle karşılık verdikten sonra,kocaman hızlıca söylenen bir cümle ile karşılaşmak dışında..Fotoğrafları eklemeye devam edeceğim,aklıma geldikçe yazarım da...Bugünü düzenleyen herkese,bir çok şey borçlu olduğumuz Gazilerimize,Kore Büyükelçisine,ateşelerine ve Kore ailelerine;Kore'ye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..Teşekkürler Hilmi Hocam bizi yanınıza kabul ettiğiniz için...^^

Pazar, Haziran 20, 2010

İyiyim~Tears In Heaven


Adını Yeppudaa'da görünce gerçekten bende çok şaşırdım..İyiyim Japonya'dan Türkçe ismiyle seslenen grup;İYİYİM....
~~~~Kawasaki~~~~İyiyim~~~~

Grup üyeleri arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla çok iyi Türkçe konuşabiliyormuş ve Türkiye'den davet beklediklerini söylemiş..xD
4 Albümü olan bu grubun;


~ストロベリーティアーズ
1 ストロベリーティアーズ
2 so sweet
3 ストロベリーティアーズ(Pure Street)
4 ストロベリーティアーズ(バック・トラック)
5 so sweet(バック・トラック)

~



~


İyiyim~Tears In Heaven
01.ストロベリーティアーズ
02.ねぇ
03.あいたくて
05.Angel~あなたに会えたから~
07.せつないデザート
09.片想い
10.hearty
vivi(from iyiyim) - こっちを向いてよ

http://rapidshare.com/files/400813042/downloads.rar.html

Pazartesi, Mayıs 17, 2010

Ve 19...sanırım yaşlanıyorum....


Herkese bu güzel dilekleri için teşekkür ediyorum.Günün son saatlerine doğru her zaman yanımda olmasını istediğim insanların ve şu anda yanımda olan insanların bugün için dileklerini paylaştım sizlerle(bazı anlar korkutucu olabilir)...
~Meleğim;Dün gece rüyamda okuldaydık, hep birlikte,eskisi gibi..O rüyayı gördükten sonra daha da özledim seni,herkesi...Doğum günün kutlu olsun,dostum iyi ki varsın.Ben hiç bir yere kaybolmayacağım,yanyana olmaya devam edeceğiz...
~Kızıl saçlı bujuvam;bi' tanem nunurçummm nice nice mutlu yıllara iyi ki doğduuun iyi ki varsın ♥
~Sofi'm;anime kuzum benim sevgi pıtırcığım canım küçüğüm seni seviyorum..iyki bu dünyada yer almışsın ve de seni iyki tanıdım..güzel insan daha nice seneleri birlikte yaşıyalım..çok öpüyorum senii..sımsıkı sarıldım farzet..hatta eger okulun yoksa ptsi benimle ol lütfen..ankaradan gitmeden ben..lütfen..
~Çalıkuşum; canımmmm iiiki doğdun kanatsız melek :D SENİ SEVİORUM.. :D mutlu mutlu yıllar..
~Arthur;???
~Yeryüzünde ki meleğim(ablam);Hımmmmmm bu mesajı neden çekiyorum, unuttum, inan hiç hatırlamıyorum. Dur bakayım... dur dur buldum =)
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN !
~Ebru Hocam;Canım doğum günün kutlu olsun!! Sağlıklı,mutlu ve huzurlu nice yıllara:))
~Hilal Hocam;CANIM BENİM MUTLU SAĞLIKLII NİCE YILLARRR...NEŞEN HİÇ KAYBOLMASINN :))
~GEP'den gönüllü arkadaşım;Doğum günün kutlu olsun! Seneye görüşürüz artık mamakta, iyi ki tanıdım seni, idealistliğin için seninle gurur duyuyorum. Hatta herşey gönlünce olsun derken bile tüm dünyanın iyiliğini istemiş oluyorum farkında mısın? nice yıllara xx
~GEP kraliçemiz;doğum günün kutlu olsun dünyanın en gönüllü insanı :))
~Kraliçem♥unnim;Canım doğum günün kutlu olsun güzel kardeşim benim♥ Hayatın boyunca dilerim ki herşey istediğin gibi olur..Bil ki bu kalp seni hiç unutmayacak^^Saengil chuk ha hamnidaaaaa!!!

~CAL'dan bir matmazel;nurç'uum :) iyi ki doğdun hayatım iyi ki varsın kendine iyi bak. seni sevmeek :)
~Üniversiteden bir arkadaşım;doğmgnn kutlu olsun btnmmm nce senelere (bölümde) inş:))
~Meleğimin prensi;iyi ki dogdun koreli seni, rhat bırak o ırkı artk :D nice mutlu yıllara dogn gunn kutlu olsun..
~Deniz harp okulunda okuyan çok saygı değer arkadaşım;doğum günün kutlu olsun nurç (cırtlak sesli seni :P:D ) bağırma yine iyiki doğdum die :D
~Servis arkadaşım;Doğum gününüz kutlu olsun hanımefendii :) Güleryüzünüzü de pek bi özledik ♥ :)
~Anime sheep(otoni sensei);doğum günün kutlu olsun kardeşim.pastanı üflerken bizim için de dilek tut :D
~Nuriko, mutlu yaşlar dilerim. :)
~Livemocha'dan sıra arkadaşım^^;
생일 축하 해요!
お誕生日おめでとうございます!
祝你生日快樂!
!יום הולדת שמח
สุขสันต์วันเกิด!
Χρόνια πολλά!
!عيد ميلاد سعيد
Buon compleanno!
Alles Gute zum Geburtstag!
Feliz aniversario!
La mulţi ani!
happy birthday!
doğum günün kutlu olsun!
~羅慧珊 Happy birthday^^
~julsangels;Dünyada en eşsiz güzelliklerden biri insanın kalbindedir. Hayatinin bundan sonrası kalbinin güzelliği gibi geçsin.İyi ki doğdun Nur Nice senelere...
~db(yeppudaa çetesi üyesi ve fantastik hikaye yazarı);Meslektaşım dilerim allah gönlüne göre nice yıllar verir. Doğum günün hayırlı olsun
~snowflower;Nur doğum gününü kutluyorum canım iiki doğmuşsun yüzündeki gülümsemeyi hep koruman dileğiyle...
~Happy Birthday Ms. Nurcihan-san (Omedetôgozaimasu)
~Doğum günün kutlu olsun arkadaşım... nice güzel yaşlar geçirmen dileği ile...^^ mutlu ol senelerce....
~Dogum Günün kutlu OLsuN Nice mutlu yıllara.... canım (:
~Yurttan arkadaşlarım;nurciiiiiii doğum günün kulu olsun nice senelere canm (:
canımmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm doğumm gününnn kutlu olsnnn :D
~Gülbeşeker;iyi ki doğdun canım nice güzel yaşlara,yıllara...istediğin,gönlünden geçen herşeye ulaşman dileğimlehe bide Koresel olsun iyi ye iyi yaşa..
~Moonlight;생일 축합니다 nice nice senelere... herşey gönlünce olsun..

Duruma bakınca kimse gerçek adımı tam olarak kullanmamış..Geçen sene yıllık hazırlıklarında da yıllık komitesi tüm sayfada ki türemiş isimlere bir yenisini eklemişti....

Perşembe, Mayıs 13, 2010

Ankara Üniversitesi 9. Geleneksel Japon Kültür Günü


Otoni senseimden gelen bir mesajla,Ankara üniversitesi Japon Dil ve Edebiyat Bölümünde ki öğrencilerin düzenlediği bu muhteşem etkinlikden haberim oldu(teşekkürler animeship:p)..
10.30 Açılış
11.30 Dans Gösterisi
13.00 Kendo Gösterisi
13.30 Iaido Gösterisi
14.30 Çay Seramonisi
15.30 İkebana Gösterisi
16.30 Dans Gösterisi
17.00 Kapanış

İkebana Gösteri'sinin sonuna yetişmeyi başardım..''İkebana (Japonca: 生け花 veya いけばな, tam anlamıyla "yaşayan çiçekler"), kadō (華道 veya 花道) olarak da bilinen "çiçeklerin hâli" Japon çiçek düzenleme sanatına verilen addır.vazo,tepsi,çanak vb. içinde çiçek düzenleme sanatıdır.''İkebanalar;porselen bir kabın içinde,beyaz(gri..) tırtıklı bir zemin üstüne çiçeklerin rengarenk bir şekilde dizilip suyun içinde can bulduğu bir sanattır..İkebana gösterisi bittikten sonra kırmızı bir gül aldım..:)
~~Anime Standı (Japon Çizgi Filmleri)
Kendi tasarımlarıyla(digital art) anime tanıtımları yaptılar..
~~Dövme Standı
Sofinin tekniğiyle;Hint kınası(Black Art'dan almanızı öneririm), kürdan, aydınger kağıdı (deseni kopyamala ihtiyacı hissediyorsanız.)Dövme deseni,Stabilo Kalem, Oksijen suyu(ama biz genellikle bunun yerine kolonya kullanıyoruz..)Geçen sene yurtta kalırken,sofi bu malzemelerle pisiciğe,kedi şeklinde çok güzel dövmeler yapıyordu..
Standda ki desenlere gelince,japonca da kulağınıza fısıldanacak eşsiz kelimeler..Şu an bir kolumda gece,bir kolumda hayal yazıyor..;)
Hediyelik Eşya Standı
Stickerlar,mumlar,takı eşyaları,anahtarlıklar,kalemler,sakuralı silgiler,kağıtlar...(Stickerlarımı,belgemle beraber dövme standında bıraktım..off ya)

~~Dans Gösterisi
Beğeneceğinizi umuyorum..İyi seyirler...


~~Go ve Shogi Standı (Japon Satrancı)
Sonsengim'le saatler boyunca oynadığımdan dolayı aralarına katılmadım.Go oynunda taşlar arasında ki bağı koparmamaya özen göstermemiz gerekiyor..Taşlar gittikçe çoğalıyor..(sonrada benim taşlarım azalmaya başlıyor:/)
~~5 Dakikada Japonca Öğretme Standı
Kurs belgemi kaybettim, ama adımın hikari olduğunu çok iyi dile getirdim..:P
~~Manga Standı (Japon Çizgi Romanı)
Okulda 4 kişilik bir manga grubunun hem kendi çalışmalarını sergilediği,hem de kendi çizimleriyle yaptıkları mangadan oluşan sayfaların,kitap ayraçlarının satıldığı kısımdı..Çizimleri gerçekten de görülmeye değer..
~~Origami Standı (Japon Kağıt Katlama Sanatı)
Dinazorlar,kutular,çiçekler,kağıttan oyunlar ve renklerin dile gelişi..
~~Oyun Standı
Bu oyuncaklarla kendi okulumda stand görevlisiyken baya oynamıştım..xDTahtadan yapılan oyuncaklar;topaçlar,teleskopiler,bebekler,biblolar,renk topları...
Yukata Giydirme Standı (Yazlık Japon Kıyafeti)
Rengarenk yukataları giyip,fotoğraf çekdirebilmek için muhteşem bir şans..^^

Pazartesi, Mayıs 03, 2010

Beyaz Zakkum


Janet Finch'in White Oleandar adlı eserinden uyarlanmış toplumda ki sınıflar arasında ki farklı yaşam biçimlerine ayak uydurmaya çalışan Astrid'in (Alison LOHMAN) kutulara hapsettiği yaşamının hikayesi...Zambaklar zehirlidir,damarlarında ki zehri süte bıraktığı zaman,özünde ki renklerle gözünüzü cezbederler..Hırsla ilerleyen başarılı bir kadın gibi Ingrid(Michelle PFEIFFER)..Annesi Ingrid'in dokunuşlarıyla şekillenen Astrid yetimhaneye yerleşir ve....
Sanırım bu sefer kelimelerim film tanıtımı yapmaya zorladı beni,yıllar öncesinde izleyip halen daha rüzgarın uğultusu ve beyaz zakkumla aklımda canlanan bir başyapıt benim için..
Zor olan yeniden bir başlangıç yapmak mı?
Yaşamımın bir kısmını neden bir kutuya koyup kaldıramıyorum..Her bir başlangıcımda yanımda olmasını istediğim elveda demek zorunda kalıp da diyemediğim insanlar neden teker teker kayboluyor...Ve ben sadece kalmaları için direniyorum,dağılan parçalarımla..Kırılıp etrafa yayılan cam parçaları gibi...Bahar ilk defa bu kadar sessiz ve ben bu sessizlik yerine;tebessümlerimizle canlandırıp,şarkılarımızla hüznü susdurduğumuz sonbaharı istiyorum...Solmuş yaprak kırıntılarını elime alıp rüzgarla uçmasını beklemek istiyorum ve her bir kırıntının dönüşünü..Dökülmüş yapraklar arasında ayın o ışıltılı gülüşünü görene kadar renklerin hayallerime doğru akmasını..
Ayın yeniden bir sonbahar akşamında bana gülümseyeceğini biliyorum..
Son bir dilek daha dileyebilir miyim?
Sadece onları geri istiyorum..

Cumartesi, Nisan 10, 2010

Hear me..


Yakışıklı,neşeli Tian Kuo(Eddie Peng) yerel bir işitme engelli yüzme takımı için öğle yemeği getirir.Tian, Xiao Peng'e (Michelle Chen)tezahürat yapmak için havuza gelen işitme engelli ablası Yang Yang'a (Ivy Chen) toparlanması için yardım eder.Yang yang tüm kalbiyle Xiao Peng'i Deaflympics'i(Uluslararası işitme engelliler oyunları)kazanması için desteklemektedir..Yang yang,kız kardeşi için bir çok işte çalışıp,tüm vaktini ona verir.Yang yang yavaşça Tian Kou ile takılmaya başlar,gelişen ilişki kardeşlerin birbirinden uzaklaşmasına neden olacakdır...
Cheerful delivery boy Tian Kuo (Eddie Peng) delivers lunchboxes to a local hearing-impaired swimming team. He holds a torch for hearing-impaired cutie Yang Yang (Ivy Chen), who's often at the pool to cheer on her older sister Xiao Peng (Michelle Chen). Yang Yang wholeheartedly supports Xiao Peng's dream of competing in the Deaflympics, even if it means working multiple jobs and giving all her time to her sister. Yang Yang slowly falls for Tian Kuo's goofy charms, but the burgeoning romance opens a rift in the sisters' relationship.



Filmin çevirisine başlamış bulunuyorum,içimde ki neşeyi size nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum,ifade etmek gerçektende zor..Bir kaç yıldır yapmak istediğim bir şeydi bu ve sonunda kendime güvenip bir adım attım..Şimdi izleyiciler için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım..

Bizi anlamlandıran kelimeler olmadan birbirimizi ne kadar anlayabiliriz?İçimizde ki sevgi,güven birbirimizi anlamaya yeter mi?
Parmaklarınızla nasıl konuşabileceğinizi hiç merak eddiniz mi?AsL= http://www.lifeprint.com/
Sözlüğümüz= http://asl.ms/

Fısıltılar...




Parmaklarının ucunda hayatın ezgileri saklı sanki...Gözlerinizi kapatıp renklerin içinde dans ettiği bir hayatta geziniyorsunuz bu ezgileri dinlerken..David Garrett iki gün önce dinlemeye başladığım kemal virtüözü...Uzak kaldığım blog yazılarıma bu keman virtüözünden bir parçayla başlamak istedim..


">

Wikipedia'dan alıntıdır..
Çocukluğu ve Müzik Hayatı

David, 4 yaşındayken babası, David'in büyük kardeşine keman hediye etmiştir. Bir sene geçmeden David keman çalmayı öğrendi. Ve bir yarışmayı kazandı. 7 yaşandıyken düzenli olarak resitaller vermeye başladı. 12 yaşında iken Polonyalı keman virtüözü Ida Haendel çalışmaya başladı.

13 yaşındayken 2 Cd kaydetti. Hollanda ve Alman televizyonuna konuk oldu. Enstrüman olarak Stradivarius "San Lorenzo" kullandı. Bu keman döneminin en iyi kemanlarından biriydi. 14 yaşındaki genç keman virtüözü Alman plak markası Deutsche Grammophon'ile anlaştı. 17 yaşında Munich Filarmoni Orketrasıyla bir dizi konserler verdi. Bu konserler Hindistan'ın özgürlüğe kavuşmasının 50. yılı kapsamında Mumbai ve Delhi yapıldı.

Hannover'daki Expo 2000 etkinliklerine katıldı. Eğitimine Londra'daki Royal Collage Of Music'te devam etti. 2004'te New York'ta bulunan Julliard School'dan mezun oldu. Julliard School'da Itzhak Perlman ile çalıştı. Bazı moda yazarları David Garrett'ı klasik müziğin David Beckham'ı olarak nitelendirdi.

2008'de BBC TV'nin Blue Peter adlı programında David Garret, Guiness Rekorlar Kitabı'na Dünyanın En Hızlı Keman Çalan İnsanı olarak geçti. Flight of The Bumble Bee'yi 1 dakika 6.56 saniyede çaldı. Yani saniyede 13 nota çaldı.
Guadagnini Kazası

2007'in aralık ayında David, Guadagnini marka kemanını yanlışlıkla ezdi. Bu kemanı 2003'te 1 Milyon Amerikan Dolarına almıştı. Düşürdüğü bu keman Giovanni Battista Guadagnini tarafından 1772 yılında yapılmıştı.
Kariyeri

David Garrett, şuan bilinen parçaları cover yapıyor. Bu parçalar arasında Nothing Else Matters, He is A Pirate ve Smooth Criminal gibi parçalar bulunmaktadır. Grubunda gitarist, baterist, bassit ve klavyeciler bulunmaktadır.

Pazar, Şubat 28, 2010

İlk mimim...




İlk mimimi fatodan almış bulunuyorum...Beni mimlediğin için teşekkürler..^^

Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu..

Dizlerime kadar gelen çimlerin arasında koşup onların gülüşmelerini izlemeye bayılırdım küçükken..Saçlarımı hiç bir zaman toplamazdım koşarken,her zaman rüzgara karşı koşardım..Koşduktan sonra büyük annemin onları toplaması için yanına gidip otururdum..O her zaman ki gibi saçlarımı büyük bir özenle toplayıp, bana güzel hikayeler anlatırdı..Annem ve babam genellikle yaz tatillerinde erken dönmek zorunda kalırdı Ankara'ya..Ben geceleri büyük annemin yanına gidip sonra ki gün neler yapacağımızı anlatmasını isterdim..Sanırım onu yaşarken kaybettim..Mavi gözlerinin ışıltısı altında göç eden ve gelmesini beklediğim insanların hikayelerini dinlerdim..Herkesin unutmak istediği ama benim defalarca dinlemek istediğim hikayeler..

Büyük annemden insanların dinleri,ırkları farklı bile olsa kalplerinde ki sevgi bağıyla anlaşabileceklerini öğrendim...Önemli olan arada ki güveni sürdürmek..

Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?

Saklambaç...Ankara'da yaşadığımız binalar birbiri ile bağlantılı olduğundan dolayı ebe olan arkadaşımız bizi saatlerce aramak zorunda kalırdu..Camlar arasında diğer binaya geçip kolayca ebe yerine yaklaşıp sobeleyebiliyorduk..

Sokakta oynar mıydınız?

Bu soruyu anneme sorsaydınız size hiç sokakdan eve gelmediğimi söylerdi herhalde..Yazları saat 3'den 10-11'e kadar dışarda oyun oynardık...Sabahları güneş geçmesin diye de binada kendimiz için kurduğumuz minik barınakda saatlerce konuşurduk..

Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…

Yeni insanlarla tanışmayı seven birisi değilim,iki kelimeyi bir araya getiremem zaten tanışırken..Her zaman sahip olduğum arkadaşlarımla adım atmak,tebessümlerimi onlarla paylaşmak isterim..Keşke her zaman yanımda var olan bir arkadaşım olsaydı..

Arkadaşlarımdan ayrılırken bunun bir son olduğunu ve yeni bir başlangıç yaptığımızı ve bu başlangıçda onlarında var olacağını söylemişdim liseden mezun olurken..
Yeni bir başlangıcı kırıntılar üzerine yapmışım galiba...Aynı şehirde nefes almamıza rağmen görüşemiyoruz..Keşke onları hiç kaybetmeseydim..
Sizin bir parçanız olduğunda onları kaybetmek o kadar zor oluyor ki..

Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…


İyi ki tebessümlerimle yaşamayı öğrenmişim..Kırgın olduğum zaman diğer insanları üzmekden çok korkuyorum ve onlara belli etmeden o günü geçirebiliyorum..

Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı:

Babaannem geceleri dışarda oynamamazı isterdi..Çünkü mezarlıklar üzerinde kurulu bir harmanımız vardı..Ama ben dışarıya çıkıp onlara şarkı söylerdim..Karayemişlerin arasına yinede korkudan yaklaşamazdım..Ay ışığında yıldızlara doğru uzanıp ateş böceklerini izlerdim..
Bugüne ne etkisi mi oldu?Sesimi beğenen birileri olduğunu biliyorum diyesim geldi nedense..:):D:D
Karanlıkla yanlızlığımı payleşıp,tek başıma şarkılar söylemeyi halen daha seviyorum...Rüzgar ve karanlık benim için bir yıldızın ışığını görebileceğim en iyi birliktelik...

Bende aramıza katılacağını umduğum Arthur'u (bey) mimliyorum..:):):)

Salı, Şubat 09, 2010

Bibimbap Yapmaya ne dersiniz?

Tarifi yazarken netteki tarifden birazcık yardım alıyım dedim ama nette verdikleri tarif de sanki bibimbap değil de güveç yapıyorlarmış gibi anlatılmış...Kendi bildiğim kadarıyla anlatmaya çalışacağım..Beklediğiniz bir içindekiler listesiyse; karşınızda bulunan yemek aşure gibi amacımız evde ki malzemelerle lezzetin doruğuna ulaşmak..*_*

En başta bulduğumuz bir düdüklü tencerede yağsız pilav pişirerek işe başlıyoruz..O pişerken bir yandan sebzeleri hazırlıyoruz.Havuç,soğan,kabak (dilimlerken uzun ve ince olmasına dikkat ediyoruz,havucu rendelemek yasak*n_n*) ,ıspanak,patlıcan( oval ve ince şekilde kesdiğimiz patlıcanların olabildiğince ince olmasına dikkat ediyoruz,yıkadıktan sonra patlıcanları iyice ezip suyunun ve acısının çıkması için sıkıyoruz.)İyi bir aşçı gibi sebzeleri kesmek istiyorsak; 4 parmağımızla sebzeleri sabitleyip parmağımızın son kıvrımını içe doğru büküp sebzeleri kesmeye başlayalım.Sebzeleri görkemli bir şekilde kesdikten sonra ayrı ayrı pişirin.Pişirirken çok az soya sosu ve susam yağı kullanınız.Pişirdikçe ayrı bir kaba sebzelerinizi alın.Ispanaklarımızı da suda haşlayalım. Suda ıspanaklarımızı haşlarken yumurtaları geniş bir tavaya kırın birbirlerine uzak olsunlar.(4 kişilikse; 4 yumurta...)Beyaz kısmı ve sarı kısmı birbirine karışdırmayın sakın bu esneda.Alt kısmı birazcık pişdikten sonra bir tahta spatula ile ikiye katlayın biraz daha pişirmeye devam edin.Geldik bibimbapın dizilişine...Pilavı geniş oval bir tabağa koyduktan sonra sebzeleri rengarenk,uyum içinde dizmeye çalışın...(Sonsenim bunları dizerken inceli küpeli kızın salatada ki sebzelerini dizerken ki gösterdiği özen aklıma geldi.)En sonunda sarısı gözükmeyen benim hayran kaldığım yumurtayla bibimbapınızı taçlandırın.Sunum yapdıktan sonra, karıştırırken Kore'ye özgü biber sosunu kullanmanızı öneriyorum.Bibimbapın eşit bir şekilde karıştırılması çok önemli bibimbapı karışdıramayan erkeklere Kore'de kız vermezlermiş.Bende bibimbapımı karışdırmayı başaramayınca benim tabağımı sonsengnim karışdırdı.

Bibimbapın yanında da kimchi ve soya fasulyesi çorbası içdik.Soya fasulyesini bütün halinde getirip burda küp şeklinde minik bir kapta muhafaza ediyorlar.Soya fasulyesi çorbası sağlık açısından çok önemliymiş.Genellikle sigara içen ve mangal yapılan yerlerde ki insanlar bu çorbayı sık sık içerlermiş.Yemekler son derece lezzetliydi ama ben tabağımı bitiremedim;biber sosu o kadar acıydı ki.
Ve resimde gördüğünüz,benim tabağım...xD
P.S:Biz bibimbap yaparken et,somon ya da çiğ tuna kullanmadık.Eğer isterseniz siz ekleyebilirsiniz ama nasıl onu bilmiyorum.

Pazar, Şubat 07, 2010

A millionaire's first love

Büyüdükçe daha neleri unutacağız?Küçükken oynadığımız oyunları, rüzgarın her esişinde dokunduğu mutluluk dolu yüzlerimizi,hayatın basit; içinde ki kalplerin büyük olduğunu mu? Büyümeden kalamazmıyız sence? Tutunamazmıyız o küçük dünyamıza..Zaman orda duraksayamaz mı? Bir anda unutamazmıyız hüzünleri? Yeniden şarkılar söyleyip,dans edemezmiyiz kar taneleriyle beraber..Ya sen büyüyüp zamanla beraber hayatta ilerlemeye devam ettiğin zaman ben bir yerlerde durursam...döner misin?Geri dönüp yeniden o ucu kırılmış kalemlerle yeniden resim yapmaya devam eder misin?Tüm inancınla yaprakların taçlandırdığı bir dünya çizer misin benimle? Bekleyeceğim...Kelimelerinle dünyamı aydınlatacağın günü bekleyeceğim..İlk kar taneleri ısıtırken yer yüzünü ,bir kardelen gibi umutla başımı topraktan kaldırıp yollarda senin geleceğin günü bekleyeceğim...
Ne diliyorsun?
-büyümeni...
İnsanlar beklemekle geçirdikleri zamanın özlemini duyar her zaman...Sevgiyi,hayallerini bekleyip onların kendilerine doğru hareket etmesini isterler...Beklerken zamanın akışını seyredip,takvimin yapraklarını teker teker özlemle kopartıp hep onun adımlarının sesini duymayı beklerler..Kısacık bir hayatı sevdikleri için savaşmak yerine, beklemekle geçirirler...Adım atmak neden bu kadar zordur onlar için?İçinde ki kelimeleri neden telaffuz edemez dudakları?Mühürlenmiş olan şey sadece işleyen zaman mıdır?
Hayatta sevgiyi ertelemeden yaşamanın zamanı geldi...Çünkü sevgimiz için hayat çok kısa...

A millionaire's first love izlemenizi öneriyorum,bu kelimeler sadece o filmin bir izi..

Pazartesi, Ocak 18, 2010

안녕-한국어를 공부합니다

안녕-한국어를 공부합니다
Sonunda eve varabildim...Arkadaşım Samara ile birlikte korece öğremeye başladık.Sonsengnimimiz Türkiye'de yaşayan bir Koreli.Ailesiyle birlikte buraya yerleşmişler yıllar önce..İki haftadır alfabeyi okuyabilmek için çalışıyorum..Şu an hecelemeye başladım..:)Sizinle beraber bu tatlı dakikaları paylaşmak istiyorum.Kore kültürüyle ilgili öğrendiklerimi anlatmaya çalışacağım teneffüs aralarında..
Uzun bir aradan sonra yine aranızdayım.
  • Chopstick (çotgarak 젓가락) kullanmak Kore'de çok önemli;yemek sırasında chopstickleri eşit hizada tuttuğunuza dikkat etmeniz gerekir.Eğer çubukları eşitlemezseniz,saygısız davrandığınızı düşünebilirler.
  • Davul Zurna bir ki üç oynunu hatırlayan var mı?Bu oynun Kore'de ki hali;Ağaçhatmi(Kore ulusal çiçeği) çiçek açıyor.
  • Bugün bizim için çok güzel bir tatlı hazırladılar.Adını yazmadığımdan dolayı özür dilerim ama bazlama şeklinde,küçük,içinde fındık ve şerbet dolu bir tatlıydı.Son derece lezzetliydi.
  • Bu sırada Cold'un çevirdiği Small Town Rivals film için teşekkürler.Haftaya hep beraber bu filmi izleyeceğiz.Sonsengnimin seçimlerinden birisiydi ve filmden önce Bibimbap yapacağız.