Cumartesi, Kasım 14, 2009

Ölümsüz.....Paco Ahlgren

Ölümsüz Paco Ahlgren
Sahaflarda gezerken alt katta raflarda gözüme siyah bir kitap çarptı..Elime alıp okuduğum zaman ne kadar iddialı bir kitap diye düşündüm..Bitirmek için yarını bekleyemeyeceksiniz yazıyordu notda,ne kadar etkileyici bir kitap olabilirdi ki deyip kitabın arka kapağını okumaya başladım..Daha sonra kitapçıdan elimde bu kitapla çıkdım,sayfalarına bakarken Adam Fawer'ın yazdığı kitaplara benzer olduğunu düşündüm..İki kişinin bir odada haykırışlarıyla başladı roman ya da odada iki kişi mi vardı?En azından olayın nedenini anlatıp başlayabilirdi diye düşündüm her şey manasız geliyordu ama bu olayın nedeninide merak ediyordum..Kitabın sayfalarında ilerledikçe ABD'ini krizden kurtaran HAS(altın has birimi) düşüncesinin mimarıyla karşılaştım..Sayfalar ileledikçe beni içine çekiyordu ama aklımda cevabını veremediğim binbir soruyuda yanında getiriyordu...Hiçlikte var olmanın anlamından bahsederken bir an yazarın Nietsche'nin düşüncelerinden etkilendiğinin farkına vardım..Kitapta kuantum fiziği,taoizm.. o kadar güzel anlatılmış ki satır aralarında...bir romanda akıcılığın ilkesi olmuş sanki bu kitapta...Sayfalar ilerledi...Son sayfaya geldim..Halen daha sorulan sorular aklımdaydı..Olabilir miydi?Neden?..Son satırlara yaklaştım ve son cümlede her şeyi anladım...Kitabın en başında ki bilmece benim için en sonunda çözüldü..Sizde çözmek ister misiniz bu zinciri?
Adam Fawer'ın kitaplarından daha güçlü bir kurguya sahip olduğunu düşünüyorum...Aşağıda tanıtım videosunun linki var;

http://www.youtube.com/watch?v=E0V_fXGoiEo

Kitabın arka kapağımdan notlar;
Kendi Ölümünüze Tanık Olsaydınız, Hayatınızın Geri Kalanını Nasıl Yaşardınız?

Daha 18 yaşında basmadan ailesinin tüm fertlerini yitiren Douglas Cole, hayatta yapayalnız kalır. Yakasına yapışan hayaletleri, aklını kaçırdığını sanmasına sebep olan sanrıları ve tam olarak anlayamadığı doğa üstü yetenekleri saymazsak....
Borsada varını yoğunu kaybedip, dibe vurduktan sonra, hayatı tam da kararacağı noktada yepyeni bir düzlemde aydınlanacak, Dougles Cole sadece kendi hayatını değil, tüm dünyanın kaderini değiştirecektir.

Bir akşamüstü salonda kitabımı okurken bir şey aniden cama çarptı. Dikkatli olmam gerektiğini düşünerek oraya doğru yavaşça yürüdüm. Dışarıda ölü bir serçe yatıyordu, boynu kırılmıştı. Bir süre kuşun cansız bedenine baktım. Bir kanadı hafifçe titreyince içim sızladı... Beni saran hüzne şaşırmıştım. Serçe oracıkta ölmüştü işte.
Kuşa dokunmaya çekiniyordum ama sonunda onu avuçlarıma aldım. Gözlerimi kapadım ve kendimi serbest bıraktım. O tanıdık sıcaklık içime doldu. Bir süre öylece durduktan sonra, gözlerimi açtım. Ellerimin içindeki serçenin bedeni birden kasıldı. Tüyleri avuçlarımı gıdıklayama başladı. Ayağa kalktı. Bir an dengesini sağlayamadı ama sonra, kanat çırparak masmavi gökyüüzünde gözden kayboldu.
Şaşırmamıştım. Daha kuşu avuçlarıma alırken olacakları zaten biliyordum.
Paco Ahlgren'in kaleminde Kuantum fiziği, Taoizm, Ekonomi, Müzik ve Aşk, insani yeteneklerin en güçlüsüyle bir araya geliyor: Düşünce. Douglas Cole'un kendini keşif yolculuğu, varoluş sancısı içinde zamanın atomlarına, borsanın dalgalanmalarına, parelel evrenlere ve hiçliğe değin uzanıyor. Geri planda belli belirsiz bir çello melodisi, zamanı yararak dört yanı sarıyor.
Bütünlükteki tüm olasılıklar karşımızda...
Şah mat.
...

City of Angels

City of Angels

Elinden yıldızların kayıp gideceğini bilip,yine de yeryüzünde duran safranları tutmaya çalışır mıydın?Onların kokusunu bilmeden özleyip,onun ipeksi dokusunu parmaklarında hissetmek ister miydin?Işık dolu bu diyardan bilmediğin karanlığa adım atabilir miydin?Yüzüklerin efendisinde Arthur ne demişti aşkını anlatmak için;
''Sonsuzluğun özlemiyle savaştığım hayatta şimdi seninle geçirebileceğim bir an için sonsuzluğu feda etmeye hazırım''...diyebilir miydin?
City of Angels bu filmi izlemek bir kaç hafta öncesine nasip oldu..Goo goo dolls'u dinleyip rüzgarın mutluluğunu hissettiği o anı hatırlamaya çalışıyorum halen daha..Meg Ryan ve Nicholas Cage 'ın başrollerini üstlendiği film insanların özlemini duyduğu sorunsuz yaşamdan sıyrılıp,dalgalarla savaşmaya başlayan bir ölüm meleğinin hikayesi..
City of Angels
Nietsche said:''Life is speak between two spaces....''Is it true or false?We don't know about death and he said:''Death and life never compatible.That's why we don't get worried for death'''
City of Angels is perfect movie about death angels.Dead people arrived light with sity of angels.Death angels never taste,smell and touch but they always understand poeple's thoughts.I thought they're very lucky.They always wore black clothes.Sedth(Nicholas Cage) was an handsome angel.When he came for help dead people,He asked them;''What were you like a lot?''He got curious about about people's lives.Then he saw Dr.Megi(Meg Ryan) in hospital.He started to follow her.He wanted to help her because he loved her.He showed hisself to her,After she wanted to talkto him but it was impossible.He gived hemingway's book to her.He immediately disappear.Dr. Megi found him in library and they spent very good time together.He tried to tell about angels,but she didn't want to understand him.He was offended to her.After she met an old angel.She learnt.She told a lie him about her married.She want to go Asia house.She waited there for him.
If necessary he could give up timeless for her.He commited suicide,Before he returned person from angel.He came near her.They were happy.
If only everything is fine but life brings bad things with goodthings.Dr.Megi died When she road a bicycle.She crashed to lorry.She breathe her last his arms.

Çarşamba, Kasım 11, 2009

On Monsieur's Departure









Beyefendi'nin Gidişi Üzerine...

Matemdeysem de gösteremezdim ki,
Sevdiysem de nefret düşerdi bana,
Sevdim, ama ima bile edemezdim ki.
Dışım sus pus, ama içim feryatlarda

Üşürüm ama yanarım; ben değil ki bu ben
Çünkü başka bir ben çıktı benliğimden.

Ona alakam sanki güneşteki gölge bana,
Uçarım, peşimde; ben peşinde, uçar gider
Yanı başımda durur, ne yapsam yapar o da.
Bilirim, onun yakın ilgisi beni pişman eder.

Bir çare bulamam onu atmak için kalbimden
Ta ki unutulana kadar sonunda başka şeylerden.

İnce bir tutku usulca düşer aklıma
Narinim çünkü ve mayam eriyen kardan.
Gaddar da olurum, insanım severim, nazik bu can da,
Süzüleyim ya da batayım, yücelt yahut bırak yukardan

Ya da hoşnutluktan bir damlacık daha tattır,
Ya da öl ve unut gitsin, neymiş aşk denen sır.
Yazar;Queen Elizabeth
Çeviren;Sercan Öz

Salı, Kasım 10, 2009

Günlüğümden yapraklar..












Sevgili petitom..
Buraya ilk çevirimi yaparken ki düşüncelerimi,yaptığım hataları yazacağıma kendi kendime söz vermiştim..Şimdi ise ne bir filmi çevirmeye başladım ne de bir çeviri grubuna katıldım..Öyle olmasını o kadar çok isterdim ki..Bir gün bunu da yapacağım..Tabi çeviri yapan üstadlarım tüm filmleri ve dizileri bitirmezse..Bir aydır süren bir okul temposundan sonra inanılmaz bir yorgunluk var üstümde..Sürekli anneme şikayet edip duruyorum..Çok mu mız mızım ne?Yarın öğretmenliğimde üçüncü günüm..Cumartesi günleri iki katlı küçücük bir okulda ders veriyorum ışık dolu gözlere bakarak..Pencereden baktığım da nasıl ürpermiştim ilk gün o mezar taşlarını gördüğüm zaman..Dışarıda parlayan güneşe rağmen soğuk rüzgarı hissetmiştim...Belki inanmayabilirsin petitom ama burası Ankara'da bir okul...Ne bir taşraya ait ne de bir kazaya..İnsanların herzaman sakındığı o mahallelerden birisinde..kendi haline bırakılmış...Hocamın dediği gibi bir okulu okul yapan öğretmenleri ve öğrencileridir..Hele bu okulda ki öğrenciler yok mu?Gözlerine baktığın zaman öğrenmek için can atan kalplerini,sıcaklığını hissetmek isteyen gözlerini görebiliyorsun.Ama bazıları hayal kurmayı unutmuş,direnmekten vazgeçmiş..kısaca umutlarını yitirmiş...Ben bir aylık yorgunluktan mızmızlanırken bazıları da bu derse gelebilmek için yanında çalıştıkları ustadan kaçıp derse geliyor..Artık hayal kurmayı öğrendiler..Hatta bir öğrencim Mustafa İNAN gibi bir bilim adamı olmak istiyor.(Mustafa İnan'ı daha yeni öğrendiler)...3 hayalinden birisi bu..diğeri icat yapmak ve sonuncusu yeniden yürümesini istediği kardeşiyle beraber bir çiftlik sahibi olmak^^en çok onun yazısını beğendim..onun için Sol Ayağım adlı kitabı hazırladım ödül olarak...Petitom ya yarın tarih atlası yapacaktık ama resimleri tam araştıramadım ödevlerden dolayı..Kartonlar ve yapıştırıcılarla ne yapsam ki?Onları toplayıp sorarız artık..onlar karar versin..Onları sevindirmek çok kolay..ne bizim içinde yaşadığımız o büyük Dünya'da yaşıyorlar...Ne de bizim kadar eğlenebiliyorlar..Küçücük bir kıvılcım yetiyor onları gülümsetmeye^^Evde yaşadıkları gerilimlerden sıkıntılardan bahsetmeyi hiç istemiyorlar.Hayat zaten tüm sorunlarıyla ellerinde,yine de hayata sımsıkı sarılmışlar...
Onlar her zaman karşısındaki insanları düşünüyor,çok anlayışlılar...İnanılmaz derecede saygılılar...Ben onlara ilk hafta bende bir öğrenciyim sizde biz sadece bilgilerimizi paylaşacağız demiştim..Müzisyen olmak isteyen çocuk hocam..Siz zaten bizim bildiğimiz herşeyi biliyorsunuz demişti..Oysa ki benim de onlardan öğreneceğim bir sürü şey var..Onlara dalınca durmak bilmiyorum galiba petitom..Pazar günü eğitim olanakları hakkında bilgi almak için sınıftakilerle ieftnin fuarına gideceğim..Ödevleri ne zaman yetiştireceğim bilmiyorum..3 writing,bir gramer,bakmam gereken kelimeler var..Neyse yarın çok güzel olacak..^^Hee hee işlemler sırasını nasıl öğretecektim;
Çanakkale Boğazından Topçu Çıktı..(x%+-)

Cuma, Temmuz 10, 2009

Su Köpürcüğüne...


Hayat benim için bir tiyatroydu..Bende oyuncu..Aklın himayesinde;yeni oyunlarla..Oynumda yalnız ona yer yoktu..Sevmek acı çekmekti ya..Gözlerimi karanlığa,Ellerimi zincirlere,nefesimi boşluğa bıraktım..Sonsuzluk özlemiyle yetindim..Sonsuzluğu öğrenebilmek için gizemler dolu bir sessizliğe gömüldüm..Sonunda sensizliğin bıraktığı boşlukta çığlık attım.Kim bilebilirdi ki...?Kimsenin beni duymayacağını biliyordum..Duymasını da beklemezdim zaten..Gözlerimi açtığım zaman;gölgelere doğru yürüyüp gerçeği bulmaktan korktum..Ellerimi uzattığımda beni dünya da tutacak özleminden..Sonsuzluk bitmezdi sürerdi.Ben sonsuzluğu sensiz hayal etmiştim..Şimdi kısacık bir ömrü senin sevginle,senin;sana var olan aşkınla geçirmek istiyorum....!
Yaprakların dökülmesiyle başlamıştı hayat...Şimdi yaprakların dökülmesiyle son buluyor ...Seni özleyeceğim... OCAK 2008..:)

Pazartesi, Temmuz 06, 2009

Shakespare

Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni?
Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.
Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini.
Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!
Bazan, kızgın olarak,parlar gözü semanın...
Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı ;
Her güzel,güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
Sebep olur da bazan bu kararsız akışı!
Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:
Sen eşitken ebedi mısralarla zamana
Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler ...

Artmasını isteriz en güzel varlıkların
Güzelliğin gül yüzü solmasın diye asla.
Bir güzel, yaşlanıp da göçünce bugün yarın
Anısı yaşar yine körpecik yavrusuyla:
Ama can yoldaşındır kendi parlak gözlerin.
Kendi ateşin besler ruhunun alevini:
Kıtlığa çevirirsin bolluğunu her yerin,
Kendi düşmanın gibi, ezersin can evini.
Şimdi sen yeryüzünün taptaze bir süsüsün,
Varlığın çiçek dolu bahardan müjde taşır,
Ama kendi koncanda ruhunla gömülüsün.
Pintiliğin arttıkça kendi sonun yaklaşır.
___Dünyaya acımazsan, oburlar gibi ancak
___Varlığın da mezar da güzelliği yutacak.
Sana önceden yazdigim dizeler yalan söylüyordu;
Seni bundan daha çok sevemem diyenler hani;
Ama o zamanlar aklim bir türlü almiyordu,
Içimdeki alevin daha da parlak yanabilecegini.
Oysa zaman, krallarin fermanini bile degistirir,
Yeminler arasina girer, milyonlarca oyunuyla,
Kutsal güzelligi karartir, sivri niyetleri köreltir;
Nice dik baslari degisimin çarkina uydurur sonunda;
Heyhat! Ben de zaman denen zorbanin korkusuyla,
'En çok simdi seviyorum seni,' diyemez miyim;
Askimdan kusku duymadigim, en emin oldugumda,
Gelecegi unutup, o güne taç giydiremez miyim.
Ask bir bebek olduguna göre,hayir, bunu diyemem,
Büyümesini sürdüren seyi,büyümüs gibi göremem.
Gençliğin günden güne kalırken gerilerde
Bir yavru yaratırsan alsın diye yerini,
Dinçken can verirsen o körpe can ilerde
Senden göçen gençliğe varıp yaşatır seni.
Böyle sürecek akıl, güzellik ve başarı;
Yoksa cinnet, yaşlanmak, çürümek var yer altında:
Hiç kimse düşünmese gelecek kuşakları,
İnsanlık sona erip giderdi üç batında.
Dünya çoğalmak için doğmayanlarla dolu,
Kaknem, kakavan, kaba: kısırlıktan bitsinler;
Yaradan vermiş sana en iyiyi, en bolu,
Bu cömert aramağana cömertçe karşılık ver
Seni kendine mühür yapmış, bunu böyle bil:
Sen de eşler yap diye, ölüp git diye değil.


Yaslisin deseler de bana,inanmam aynalara,/Genclik ve sen ayni yastasiniz ya!/Ama zamanin yol yol izler actigini görürüm de sende,/Anlarim,ergec bana da gelip catacak ölüm./Seni bastan ayaga saran su güzellik var ya,/Yüregimin en gösterisli örtüsü de o iste benim./Gügsünde yasadikca yüregim, yüreginse ben de arttikca,/Kim der ki, nasil diyebilir ki, senden yasliyim?Yeni dogmus yavruyu sakinir gibi ebesi,/Tasidigim yüregin üstüne ben nasil titreyeceksem./Nasil sakinacaksam kendimi, kendim icin degil, senin icin;/Öyle sakin iste sen de kendini, ey sevdigim!/Geri gelir sanma yüregin, benim yüregim öldükten sonra;/Bana vermistin onu, unutma, geri almamak üzere bir daha...

Cuma, Temmuz 03, 2009

Jane Austen...



Jane Austen (16 Aralık1775 İngiltere-Hampshire//18 Temmuz 1917 Winchester)


Sıradan insanların günlük yaşamını işleyerek,romana ilk kez belirgin bir çağdaş özellik kazandıran İngiliz romancı Hampshire şehrinde kilise papazı George Austen ve Cassandra (née Leigh) sekiz çocuğundan 7.cisi olarak dünyaya gelmiştir.25 yaşına kadar Hampshire 'da kalan Jane'in en iyi arkadaşı kendisi gibi evlenmeyen kızkardeşi Cassandra oldu.Resmi eğitimi 1782'de kız kardeşiyle birlikte Oxford'a gönderilmesiyle başladı.1784'den 1787'ye kadar Reading'de Abbey okulunda okudular..Daha sonra eğitimlerini evde sürdürdüler.Kiliseye gitmeden önce bilim adamı olan babaları kızlarının okuma isteğini destekledi.Eşide doğaçlama şiirler ve öyküleri ile tanınan yetenekli bir kadındı.Tiyatro topluluğu oluşturan Austenlar yazın kilise ambarında,noelde de evde sergiliyorlardı...
--1795'e kadar yazdığı el yazmaları üç defterde toplanmıştır...
--Mektup tarzında ki kısa romanı Lady Susan' da ki yaşamı daha ciddiye aldığını bize gösterir.(1793-1794)
--Bilinen ilk ilişkisi 1796 başlarında İrlandalı Tom Lefroy ile olmuştur.
--Cambridge Emmanuel College'da öğretim görevlisi olan Lefloy'larda kalan Samuel Blackall'ın evlenme önerisini geri çevirmiştir.

--Hampshire'lı 21 yaşında ki varisi Harris Bigg-Wither ile evlenmeyi kabul edip,ertesi sabah fikrini değiştirdiği söylenir.

--Cassandra'nın ölümünden sonra ailenin öbür üyelerinin mektuplarını titizlikle inceleyip;kimini yok etmiş kimini kesmiştir.

--Sağduyu ve Duyarlılık'ı kitaptan oluşabilecek zararı ödemek koşuluyla ailesinin desteğiyle 1881 de yazarın adı belirtilmeden yayımladı.Bu sırada umut parkını yazmaya başladı.

--1813'te Aşk ve Gurur'u yayımladı.1816'da da Emma yayımlandı.

--Jane Austen'ın ölümünden sonra 1817'de İnanç ve Northanger Abbey kitapları yayımlandı.Northanger Abbey'den yazar Miss Catherine olarak bahsetmektedir.
--Susan'ın el yazması 10 pounda Richard Crosby'e satılmış,bu romanı yayımlayacağını söyleyen Crosby romanı yayımlamamıştır.
--The Watson eseri yarım kaldı.Bu sert yergisiyle tanınan eser aşktan uğradığı düş kırıkları ve bazı acıları sonucu gönül zenginliğinin ve yaratıcı gücünün sarsılmasının işeretiydi..
--Son enerjisini sağlık merkezleri ve hastalıklarla ilgili durumunu alaya alan güçlü yergi kitabı Sanditon için harcadı.
--Nisan da vasiyet namesini hazırladı.
--18 Temmuz 4.30'da Winchester'da öldü.Altı gün sonra Winchester Katedralinde gömüldü.







Salı, Haziran 30, 2009

Mezun oldum!!!!




Cumhuriyet Anadolu Lise 'sinde başlamıştı serüven...Tanınan yeni simalar,yeni heyecanlar,doyumsuz kahkahalar...Gözlerimi Dünya'ya kapatmışken,yeniden nefes aldığım bir yer...Bu yerde birbirine hiç uymayan insanların biraraya getirdiği bir sınıf Fen-C...Biz kendimizi bu cümlelerle anlatırdık;


İsyanlarla başlamıştı yeni düzen..İsyanın doruğa ulaştığı nokta 10-Fen C!!!Suskun içinde fırtınaların estiği bir sınıftık biz..Kim bilirdi birgün dalgaların durgunlaşıp,Martı sesleriyle dolacağını...Özlemini duyduğumuz dostluğu bulduk biz...Gözyaşlarımızla ıslattık sıraları,Şarkılarla susturduk Hüznü,Veda Ettik...

Külkedime;
Yıldızlar birbir sıralanmış gökyüzüne taşınan dalgaların üstüne..Gökyüzünden ışık dolu gözlere bakakalmışlar..Rüzgar adımlarınla dans etmiş,kurumuş yaprakların arasında.Adımlar sonunda kahkahaların arasına karışmış,kahkahalar meraklı bakışlara.Gerçekle hayalin birleştiği an orada sen varsın Külkedisi...Tabi bizim kedimiz küllerle değil sınavlarla donatılmış o ayrı:)Sınav kağıtlarını doldurmaya çalışan o asi kızı hatırlar gibiyim.Suskunluğumu bozup birlikte nefes aldığım güzel insan..Serçelerle beraber kanat çırpıp,ezgilerinle süslenmiş nice yıllar geçireceğiz birlikte..Şimdilik elveda..

Caty'e;
Elinde Nietzsche ağladığında,kafasında binlerce soru,ahşap bir sandalyenin üzerindeyken çizilmiş büyülü bir portre..Baktığım zaman sevgiyi,aşkı,dalgalı saçlarını,umut dolu simsiyah gözlerini görüyorum...Milona sokaklarında dalgın bakışlar arasında bir el dokunuyor omzuma,dökülen gözyaşlarıyla beraber..Sonsuzluğu Catherine(caty) için feda etmiş Heatcliff'de yanında:)Dillerde ''ben sonsuzluğu sensiz hayal etmiştim,şimdi ise seninle yaşayacağım kısacık bir an için Sonsuzluğu feda etmeye hazırım''
Gözyaşlarında tanıdım seni,kırılan kalpler için olan üzüntülerinde,kırgınlıklarınında..Kimi zaman sözlerinde buldum benliğini,kimi zaman kayboldum düşüncelerinde..Sonsuzluğun özlemini çektiğimiz sıralarda yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz..Vedalar duyulmayı bekliyor,sessiz bakışlar arasında..Sana asla veda etmiyorum,birbirimizden ne kadar uzakta da olsak kalbim her zaman yanında olacak..Kim bilir ilerde kütüphaneden aynı kitabı almaya çalışırken tekrar karşılaşırız..Şimdilik elveda...

Çalıkuşuma;
Şule'nin sıralarında güleryüzlülüğünle,dalgalı saçlarınla tanımış veda etmiştim sana..Elveda derken aynı okulu kazanıp,yeniden aynı sıralarda oturacağımız kimin aklına gelirdi ki!Tanıdık simalar ararken yeniden çıkmıştın karşıma.Yine sana muhtaç olduğum anda yanımdaydın.Her zaman olduğu gibi..Bir meşe ağacı üzerinde asi bir kız.Dalgalı saçları bir dala takılmış tırmanmaya çalışıyor..İzlendiğinden habersiz suskun,hırçın,umutsuz ama içi sevgi dolu bir kız ..Çalıkuşum uzak diyarlara uçma..Özgürce uçarken beni de götür yanında.Her kanat çırpışında,her adımında yanında getirdiklerini de hatırla.Sevgimi,ulaşılmaz dostluğumuzu,Fen-C de duyulan kahkahaları ve beni!!!

Ponçik'ime;
Hayatın içine akan bir film karesiydi 11 Fen-C..Sen o karede sana yazılan senaryoya inat hayata tüm umutlarınla tutunan kızıl saçlı burjuva kızı.Renkli dünyanın içine beni de aldığın için teşekkürler..Yanında durup migrenini azdırdığım günler için üzgünüm:)Ne kadar çığlıklarının sebebi ben olsamda hep beni hatırla..İlerde benden sonra atcağın tüm çığlıklar sevgiyle dolsun..Yaptığın salatada ki kiraz tanesi kadar tatlı olsun hayatın.123 dıp...Prof.Dr.Ponçik(ilerde ilk hastanı unutma çubuk krakerle tedavi ettiğin ben!Tıp dünyası çözüm bekliyor..eee hadi ..
Sarışın ballım'a;
Yıldızlardan birisi asılı kalmış gökyüzünde.O yıldızı gördükçe korkar oldum sana veda etmekten..
Şarkılarından,danslarından,sonsuzluğa akan gözyaşlarından..Özlemle dolu anlar mı bırakacak seneler bize?Hayır..Biliyorum ki seneler ilerledikçe dostluğumuz zincirlerle bedenimize bağlanacak.Kim bilir belki seninle ileride bir dans grubu kurarız..Çığlıklarımızla,gönüllerde Fen-C'yi yaşatırız...Seni özleyeceğim..
Meleğime;
Güneşin ardında bıraktığı gölgelere inat hayata gülümse..Biz seninle Fen-C'yi yaşatacağız..
Yaman'a;
Sen bulunmaz bir dostsun..Her gün yeniden keşfediyorum seni,senin ne kadar iyi bir insan olduğunu içtenliğini,yalnızlığın içinde kaybolan hayallerini ve umutlarını..Kum tanecikleri zamanı aşındırmaya başladı yavaş yavaş...Karşı konulmaz bi veda bizi bekliyor..Eeee o zaman ne diyim..Şimdilik elveda...
Kral'a;
Lisede ilk günler görülen ilk çehreler;suskun,kararlı,ağırbaşlı,olgun bir insan.Sözlerin tükendiği,konuşurken insanların düşünmesini sağlayan,tartışmanın doruğunda kısa ve özlü cümlelerle son noktayı koyan keşfedilmesi zor insan.Seni tanımak gerçekten zor.Hayatta gerçekten sana değer veren insanlarla karşılaşırsın umarım,hayat senin düşüncelerine sahip insanlarla değerli olacak biliyorum.Özlediğin insanlar,hep yanında olsun,emin ol onlarda seni düşünüyor olacaktır.Hedeflerinden sakın vazgeçme.Unutma sen umut edilen insansın..Farklı lisanlarda karşılaşmak dileğiyle...
Yemyeşil gözleriyle tanıdığım insan;
Meltemi kokladığım zaman ardında getirdiklerini hiçbir zaman unutamazsın;umudumu,
sevgiyi,dostluğu..Gönlünde fırtınalar kopan asi meleğim.Asi yüreğine o kadar çok sahip olmak isterdim ki,gönlümde kopan düşlerde.Hayata başkaldırmak,zamana istediğini yaptımak..Kimi zaman hayatın bize verdikleriyle,kimi zaman kopan parçalarla hayata devam ediyoruz..Güzel gözlerinden bir kez daha Fen-C'ye bakınca neler gelmiyor ki aklıma ?Rengarenk bir sınıfta olduğumuzdan habersiz kahkahalar atardık hep beraber.Ellerimiz morarana kadar oyun oynar,ellerimizle şekil vermek için deliye dönerdik..Ağladığımız zaman hepberaber kafaları gömüp ağlardık..Zorlukları beraber aşardık..Şimdi ise vedadan korkup kabuğumuza çekilmişiz hep beraber..Şimdi kabuğun kırılma vakti geldi.Kimine göre bir elveda evet ama bize göre değil.Seni kaybedersem içimde bir şeyin kopacağını biliyorum.O yüzden bir ömür boyu beni çekmek zorunda kalacaksın..Seni çok seviyorum Asi meleğim...
Su Perisi'ne;
Gözlerinin içine baktıkça gülümsediğim,ellerini bana veda için kaldırdığı zaman gözümün yaşla dolduğu güzle insan.Yanında olduğunu hissettiğim anlarda bile nedenini bilmesemde özlediğim perim.Gözlerimi kapatıp bir dilek diliyorum Asi meleğim ve san yanımdasın..Bunu gerçekleştirebilir misin?Hiç bırakmayacak gibi sarılmak istiyorum sana.Karanlığın içinde bir ağa takıldım sürükleniyorum..Zamanın benden aldıklarını almaya çalışırken.Zaman yeni bir başlangıç için bizi zorluyor..Ama nafile ben çoktan sizinle bir başlangıç yaptım....!!!!!