Çarşamba, Ocak 26, 2011

내가 그대를 여름에 비길 것인가?


내가 그대를 여름에 비길 것인가?
그대는 그보다 사랑스럽고 더 따스하다.

거센 바람이 오월의 사랑스러운 꽃봉위를 뒤흔들고.
여름의 기간은 너무나도 짧다.

떄로는 하늘의 눈은 너무 뜨겁게 빛나고
종종 그의 황금빛 얼굴이 흐려진다.

그리고 모든 아름다움도 아름다움에서 떄로 기울어진다
우연이나 자연희 변화 과정때문에 헝클어져서

그러나 그대의 영원한 여름은 시들지 않을것이며.
그대가 지닌 그 아름다움의 소유를 잃지도 않을 것이다.도

또한 죽음도 그대의가 제 어둠속에 헤맨다고 떠벌리지 않을
것이다.
나의 영원하 시구 속에서 그대가 시간 그자체로 성숙한다면,


인간이 숨을 쉬고 눈들이 볼 수 있는 한
그만큼 오래 이 시는 살아 있고,이 시가 그대에게 생명을 준다.


Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni?
Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.

Sert rüzgarlar Mayıs'ın narin çiçeklerini.
Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!
Bazan, kızgın olarak,parlar gözü semanın...

Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı ;
Her güzel,güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
Sebep olur da bazan bu kararsız akışı!

Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:
Sen eşitken ebedi mısralarla zamana

Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler!!!


Shall I compare thee to a summer's day?
Thou art more lovely and more temperate
Rough winds do shake the darling buds of May,
And summer's lease hath all too short a date:
Sometime too hot the eye of heaven shines,
And often is his gold complexion dimm'd;
And every fair from fair sometime declines,
By chance or nature's changing course untrimm'd;
But thy eternal summer shall not fade
Nor lose possession of that fair thou owest;
Nor shall Death brag thou wander'st in his shade,
When in eternal lines to time thou growest:
So long as men can breathe or eyes can see,
So long lives this and this gives life to thee!

Thanks a lot to translate my precious Yong Jin!
감사합니다,감사합니다,감사합니다,감사합니다,감사합니다!

Kore'den Sayfalar

Sonsengnim (öğretmenim) Kore savaşına katılan Türkleri anlatan bir yazı hazırlayıp,savaşa katılan Gazilerimizden birisi ile yaptığı röportajın yayımlandığı dergiyi sonunda gördüm ve hemen fotoğraflarını çektim.Çevirisini yapamadık henüz,sonsengnim Bulgaristan'dan döndükten sonra söz veriyorum Türkçe'sini öğrenip sizinle de paylaşacağım.Şimdilik sadece fotoğrafları paylaşıyorum.Tarayıcımız olmadığından dolayı fotoğraflarını çektim..=)





Bu da size yaz tatilinde bahsettiğim arkadaşım Miseon'un yazısından fotoğraflar;



Koyu bir Sohbet...


Savaştan sonra yabancıların kendilerine zarar vereceğini zanneden Koreliler yavaş yavaş dış Dünya'ya açılmaya başladıktan sonra başbakan bir ilkokul mezunu bir bisiklet üreticisine araba üretmesini söylemiş.Bisiklet üreticisi hayır ben araba üretemem nasıl yapabileceğimi bile bilmiyorum buna izin veremem dedikten sonra başbakan o zaman şirketini ben alıp ben üretirim demiş.Ve sonunda bisiklet üreticisi araba üretmeyi kendisine yardım edecek insanlarla yapmayı kabul etmiş ve şu an bu araba şirketinde (Hyundai) üretim 2 tarafın yardımıyla yürütülüyor.Bir üreten taraf diğeri ise üretilen araba da kusur bulmaya çalışan taraf!Eleştirinin ne kadar önemli olduğu bu noktada göze çarpıyor.Markanın ardında ki arabalar gerçekten iyi olmak zorunda çünkü bu marka ülkeyi temsil ediyor.Küreselleşen Dünya ülkelerin ürettikleri ürünler,buluşları ve yaptıkları icatlarla diğer ülkeler tarafından anılmasına neden oluyor artık.

Sonsengnim Devrim arabaları'nı izlediğini ve Türkiye'de bir çok insanın gelişmeye izin vermediğini de konuşmasına ekledi.Neden gelişme karşı taraf tarafından yapılıyor, neden o müzisyenin düşünceleri benimle aynı değil yurt dışında gerçekten bizi iyi bir şekilde temsil etmesine rağmen müzisyenlerimize ,bilim adamlarımıza ve sanatçılarımıza değer vermiyoruz.Kore'de ve gelişen bir çok ülkede öğrencilere küçük yaşta klasik müzik eğitimi veriliyor ,öğrencilerin farklı kültürleri tanıyıp karşı düşünceninde doğru olabileceğini anlaması gerektikiyor ve somonim (öğretmenimin eşi) her zaman kendi çocuklarına diğer insanlarında bir şeyler öğretmesi gerektiğini söylüyor.Karşısında ki kişi kim olursa olsun eğer yanlış yaptığını söylüyorsa çocuğuna durup nerede yanlış yapmış olabileceğini düşünmek zorunda olduğunu öğretiyor.

Samsung eskiden sadece Japonya'da ki beyaz eşya markalarını ülkeye getiren bir şirketken Dünya'da ilk kez yarı iletken maddeyi ürünlerde kullanıp, ülkenin elektronik eşya ve telefonda tüm Dünya'da tanınmış bir marka haline gelmesi için çalışıyor şimdi.Yine ülke gemi yapımında Dünya'da ki en iyi 10 şirket arasına şirketlerini sokmuş durumda.Kore'den İngiltere'ye gemi yapmayı öğrenmek için gönderilen mühendisler görüştükleri insanlar onların gemi yapacak altyapıya sahip olmadıklarını,bir anda bunu başaramayacaklarını söylemiş.Koreli mühendislerden birisi elinde ki parayı kaldırıp onlara göstermiş ve biz sizden önce demir kullanarak gemi yapmıştık demiş ve görüşmelerden sonra Koreli mühendisler İngilizlerden gemi üretmek için eğitim alıp ülkelerinde gemi üretmeye başladılar;

Barış Manço'da davet edildiği bir programda Türk milletiyle alay eden yabancı spikere Türk paralarını çıkartıp Türk Milleti ve Dünya için ne kadar önemli insanlar olduğunu anlattıktan sonra spikere kendi parası üzerinde ki insanların kim olduğunu sorduğunda spiker cevap verememişti.Şimdi düşününce Türkiye'de yaşayan bir çok insan değerlerini önemsememeye onları kaybetmeye başlamış durumda.Bugün arkadaşımın gösterdiği bir haber de insanlara okuma yazma öğrenmeye teşvik etmek için açılan kursa katılanlara; 1 ton kömür, hastası olanlar için ücretsiz sağlık hizmeti, hayvanı olanlar için de ücretsiz veterinerlik hizmeti veriliyormuş.''Yıldız, kursiyerlerin, kömür veya sağlık hizmeti hediyesi gibi ödüllerden ziyade okumaya odaklandıklarını gördüklerini belirterek, kurslara gelenlerin 'Verdiğiniz yardımın hiçbir önemi yok. Okuma yazmayı öğrenmemiz lazım' dediğini bildirdi.''Bu kelimeleri okuduktan sonra bir kez daha gurur duydum demek ki insanlara gerçekten öğrenme fırsatı sundukça onlarda öğrenmek için gelecekler,bu eğitimi almak isteyecekler.
İnsanlara ulaşmanın en iyi yollarından birisi de medya Türkiye için.Yönetmenler öğretici,öğrenmeye ve araştırmaya teşvik edici,Türk sanatını anlatan ögelere yer verdikçe insanlar istemeden yeni şeyler öğreneceklerdir.Emin olun sadece burada eleştirip, sonra da kenara çekilip olaylara bakmayacağım.Önerileri iletmek için her kanalın adresleri var ve herkes iyi bir dille eleştirilerini ve önerilerini ekranlarda görüp bizi sinir eden programları neden sevmediklerini düzgün bir şekilde yazıp bu adreslere gönderebilirler.
''Eksik yanlarımızı biliyoruz ve düzeltmek için ilk önce kendimizden başlamak zorundayız.Önceliklerimizi değiştirmedikçe ilerleyemeyiz.''muhteşem öğretmenlere sahip olduğum için şanslıyım.

Pazartesi, Ocak 24, 2011

Mükemmel Insan


Sizin için mükemmelliğin tanımı ne?Buz pistine kemanıyla çıkıp gözyaşlarını katan kızın dansı benim için onu mükemmel yapıyor.Rüzgarı hissederken kemanıyla soluk alıp vermesi,sahnede sevdiği insanların hayalleriyle beraber dans etmesi.Sonunda keman sapını parıldayan sonsuz bir ışığa doğru tutup gösterisine son vermesi...Buz pistinden çıktığı zaman kendisine yardım eden insanların yüzünde ki gülümsemeyi görmek istiyor ilk önce.Gözlerinde ki mutluluk dolu ifadeyi gördüğü zaman başarıya ulaştığını gerçekten hissedecek. Alkışların arasında kendini umutla bekleyen bakışları arıyor.Göz yaşları içinde kendisini bekleyen insanlara sarılıyor,kendisini mükemmel yapan insanlara..

Bu satırları yazdıktan sonra durup düşündüm mükemmelliğe ne kadar inanıyorum diye..Çevremde ki mükemmel insanlar kimlerdi?Aklıma ilk gelen isimlerden birisi şu an okuduğum okulda ki öğretmenlerimden birisi oldu.5 yaşında çocuğunun bakımı ile uğraşan masterını Cambridge üniversitesinde bitirdikten sonra doktorasını da Cambridge 'de yapmakta olan oraya makaleleri yazarken bir yandan bizim için çalışan hamile öğretmenimiz benim için muhteşemdi.Bize notları açıkladıktan sonra önceliklerimizin ne olduğunu sordu ve önceliklerimizi değiştirmedikçe zorlanacağımızı söyledi ardından kendisinin sağlık raporlarıyla ilgili bir arama beklediğini buna rağmen telefonunu yanına getirmediğini söyledi.Durup düşününce babamın isteğiyle bulunduğum şehirde kaldım ve aklımda ki üniversite öğrencisi profili deniz kenarında finallerine son anda çalışan kızdı.Türkiye'de lise yıllarımda her zaman bir üniversite öğrencisinin bu şekilde olması gerektiğini düşünürdüm ve bu düşünceye sahip olan insanlardan birisi olduğum için kendimden utanıyorum.Türkiye'de bir çok öğrenci sistemden şikayet ediyor elbette vergi ödeyen velileri var ve şikayet etmeleri en doğal hakkı ama kendilerinin de bu sistemin içinde ve bu sistemin işleyişinin bir parçası olduğunu unutuyorlar.Eğer düşüncelerini gerçekten iyi bir şekilde ifade eder ve kendilerinin de bu işleyişin düzelmesi için bir şeyler yapmaya başlarlarsa bunu yapabilirler.

Türkiye'de ki insanlar mükemmel insanların ilerlemesine izin vermeli ve birbirlerinin düşüncelerine değer vermeyi öğrenmek zorundalar.Her insan her düşünceyi onaylamak zorunda değil ama yine de karşı düşüncenin neden iyi neden kötü olduğunu düşünmek zorunda..Dün Kore Cumhuriyet'i cumhurbaşkanının yazısını okudum kendilerine yardım edilen bir devletken kısa bir zaman içerisinde diğer ülkelere yardım eden bir ülke olmaktan gurur duyduklarını dile getirmişti yazısında.Sonra Korece öğretmenim sonsengnimle uzun bir sohbete daldık Kore Seoul üniversitesinde ki bir çok öğrencinin çalışmalarını yürütmek için sadece 4-5 saat uyuduklarını diğer ülkelere ait araştırmaları incelediklerini söyledi.Bizim öğrencilerimizde 4-5 saat uyuyor doğru ama final zamanı..Sadece sınavlarımızı vermek için çalışıyoruz bir çoğumuz değil mi?Kore'nin nasıl bu kadar hızlı geliştiğini o kadar merak ediyordum ki..Bu sohbeti de bu yazıya ekleyecektim ama ayrı anlatmak daha mantıklı sanırım.

Çevremde bir çok mükemmel insan var,salı günleri çıkışta müzik derslerine girdiğim Polonya'lı müzik hocası Türkiye'de bir çok müzisyenin yetişmesini sağlamış, bir sürü çevirmen arkadaşım var kimisi öğrenci ,kimisi çalışıyor ama bir yandan da insanlara farklı kültürlerini tanımalarını sağlayıp,onlarla izlerken mutlu oldukları dizileri paylaşmak için 4 saat uykuyla çeviri yapan, ağladığımda yanımda olan beraber gülümsediğimiz muhteşem bir aileye ve arkadaşlara sahibim..Bazen beni onların mükemmel yaptığını düşünüyorum ama bu muhteşem başarılara sahip olduğumdan dolayı değil,onların beni her zaman desteklemesinden dolayı hayatımda yaşadığım sıkıntıları hızlıca atlatmamdan dolayı..:p Onları çok seviyorum,iyi ki varlar..