Çarşamba, Mayıs 22, 2013

Sahi Kimsin Sen?


    Durup aynaya baktığım zaman karşımda ne gördüğümü bilmiyorum.. Kimim ben? Beni benden daha iyi tanıdığını dile getiren insanların betimlemelerinde ki insan? Karanlığı aydınlatabilecek bir ışık, dudağında ki hilal şeklinde ki gülümsemesinden dolayı ay olarak tanınan ama aynı zamanda dolunay surat damgası yiyen biri.. Ya da hoşlarına gitmeyecek şeyleri söyleyip kızdırdığım insanların bencil, egoist, ukala küçük hanımı? Gözlerimi kapattığım zaman yıldızların varlığını hissedebiliyorum.. Neye ulaşabileceğimi, neyi istediğimi.. Kim olduğumu bilmiyorum belki de ama sanırım artık sorgulamıyorum da.. Kendime inanmıyorum ama bana inanan insanlara inanmak zorundayım. Onlara inanıp devam etmek zorundayım.. Mükemmel değilim.. Her insan gibi iyi ve ya kötü olmak için yaratılmış bir ruhum var ve yaptığım seçimler bana ait.. Kim olduğumu belki de bunlar belirliyor.
    Bana zarar veren her şey kendimi bir adım daha geriye çekmeme neden oluyor.. Yaşadığım her acı insanlara karşı daha fazla ön yargılı olmama neden oluyor. Saklanmak istiyorum ve ardından bir omza yaslandığım zaman her şeyi unutabileceğimi, insanların yüzünde ki gülümsemeleri gördüğüm zaman buna ortak olmak için kocaman bir kahkahayla karşılık verebileceğimi hatırlıyorum. Geri dönüyorum tüm gücümle devam etmek için hayata gülümsüyorum.. Yapamayacağımı düşündüğüm anda sahip olduğum insanlar beni yalnız bırakmıyor. Yanımdalar... Kaybetmeye başladığım zaman sahip olduğum her şeyden vazgeçtim, hayallerimden, atmam gereken adımlardan, almam gereken kararlardan ve en önemlisi çevremde bana umut veren insanlardan.. Kalmalısın.. Kimsen, nasıl var oluyorsan hayatımızda o şekilde bizimle kalmalısın sende! Çünkü ben öyle yaptım! Hangimiz uyanıp gözlerimizi açtığımızda aynı kişi olarak uyanıyoruz ki ? Ya da kim bilebilir ki gerçekte kim olduğunu? İyi ya da kötü, güzel ya da çirkin, olgun ya da bir çocuğun neşesine sahip olduğunu.. Dünyanın merkezinde ne olduğunu merak ediyor musun? Gözlerini kapattığında nerede olduğuna bir bak.. Seçimlerin sana ait olduğu sürece çevrende ki olaylardan sorumlu olan sensin. Diğer insanların düşüncelerinin sana zarar vermesine asla zarar verme!

       Aslında bunun bir mim gibi yazılmış bir blog yazısına cevap olmasını istemiştim.. İnsanları tanımak için bir aynaya bakmam gerektiğini gerçekten değer verdiğim bir insandan öğrendim ve onu özlüyorum. Yanımda olmasan bile kelimelerinle her zaman yanımda olmuşsun gibi var olmaya devam edeceğim.. Sorduğun soruların cevabını kendime de sorarak cevaplamaya çalıştım sana gelince ladym.. 22 olduğumu hatırlamamak için doğum günümden kaçtığım anda hazırlamış olduğun video ile gece yarısı neşelere bürünmüş ve bu şarkıyı dinlemiştim.. Hızlıca KKM'den yer alıp karaoke de bu şarkıları söylemeliyiz ardından Michael Jackson - Give into me.. Ağlamak istersek (keza benim Give into me'ye dayanamayan bir yapım var..) Rascal Flatts'dan What hurts the most sonra da klasiklerimiz haline gelmiş Evanescence, Avril şarkılarına geçiş yapmalıyız (Tamam listeye Barbie Girl'i de ekliyorum)!

                Hayatımda ilk kez bu kadar fotoğrafım bir anda nette paylaşıldı üstüne bu bir video, ayrıca kötü çıktığım fotolar var Büşra :P, bir daha ki fotoğraf çekimlerimizde saçlarımı yapmana izin vereceğim sanırım! ^.^
Teşekkür ederim her şey için!



Pazar, Nisan 28, 2013

15 Mayıs! Shounen & Shoujo Spin


           NHK'da ki yarışmaya katıldıktan sonra bitmeyecek bir serüvene atıldık sanırım,  sertifikamız burada.  Bir kaç ay önce kanal Süme chan'e yollamışdı. Sertifika elimize ulaştığı zaman kültür müsteşarı Kikuma - san iletişim bilgilerimi NHK'ya verip veremeyeceğini sordu.  Ardından İstanbul'da NHK'yı temsil eden bir hanımla mailleşmeye başladık. Mayıs ayında yapılacak olan bir program için hazırlanmamızı istiyorlardı.



     İki hafta önce programın yapımcısı Harada - san ile tanıştık. Bizi elçiliğin önerdiğini zannediyordum ama aslında bizimle iletişime geçmek için iletişim adreslerimizi elçilikten isteyen kişi program yöneticisiymiş. Bunu anladığım zaman durup düşündüm ve bunun için yeterli olup olmadığımızı sorgulamaya başladım. Ardından Japonya & Türkiye dostluğu elimizi taşın altına koyup ne geliyorsa yapalım dedik. (^=^)^ Bir çok sorun çıktı.. Keşke bir şekilde her şey yoluna girse zamanın unutturamadığı o kadar çok şey var ki! (Off Blog adresimi herkese açtığım için içimi dökemez oldum burada >< ) 15 Mayıs'da May J. ve J Melo üyeleri geldiği zaman program için canlı söyleyeceğiz! Stüdyolar için konuşmayı unuttuğumuz için Bilkent Marmara'da ki pianoyu kullanarak 4 şarkı söyledik Harada - san'a.. ^=^ (Negafun catteyi saymazsak)  
1) Secret Base - Kimi ga Kuretamono
2) Scandal - Shoujo S
3) News - Ai Nante
4) Sailormoon Açılış Şarkısı :) 
 Şu anda videoyu editlemek için Ilgın, ben, Süme chan oturuyoruz. Daha doğrusu onlar karşımda videolarla uğraşırken ben sizin için burada bu satırları yazıyorum (öhem öhem kıymetimi bilin! ) Oyalanıyım diye Süme chan bana İzmir'den Ankara'ya taşınan, tanışmak için can attığım koto çalan bayanın cdsini getirmiş. Koto ve kanun bir arada hem de bu cd'de.. ^=^ 



   Herkesin merak ettiği bir performans var sanırım. .Şimdiden söylemeliyim ki profesyonel değiliz.. Ciddi değiliz, ama bir arada mutluyuz! ^=^ Umarım bu enerjimizi hissedersiniz! ( Bu ilk çekim iyi olmayan bir kamerayla yapıldı şu an editlediğimiz videoyu  daha iyi bir kamera ile çektik.. ^=^ ) Birlikte gülümseye bildiğim insanlar var olmaya devam ettikçe neşeli şarkılar söylemeye devam edeceğim! Gözlerinizde ki ışıltı, yüzünüzde ki gülümseme hiç kaybolmasın!





Perşembe, Aralık 06, 2012

Hanbok!



Kore'ye gittiğim zaman almak istediğim ilk şey hanbokdu (Kore geleneksel elbisesi). Fizik Olimpiyatlarında rehberlik yaparken Fatih ağbi Minkee sonsengnimin Türkiye'den ayrılıp Kore'ye döneceğini bu yüzden hanboku vermek istediğini söyledi. O gün tatile çıkacağımız içinde bohçalanmış bir şekilde hanboku bana getirdi. Geleneksel bir gelinlik; altı koyu pembe üstü krem ama kolunda şeritler var. Etek kumaşında güller var. İçinde de beyaz bir elbise (sade gelinlik de diyebiliriz) Gelin ayakkabıları, çoraplar, cüzdan, gelinin ellerini kavuşturduğu zaman tuttuğu nakış.. Her şey bohçanın içinde duruyordu.
Kore'ye gittiğim zaman Teddy Bears müzesini ziyaret etmek istemiştim hep ama ne yazık ki programda olmadığı için gitmedik. Müzelerde ki hanbok giymiş olan bebeklere gözüm takıldı. 50.000 won ile 250.000 won arasında değişiyordu fiyatlar.



     Bir kaç gün sonra Seoul - Insadong'da aynı bebeklerin farklı bir maddeden yapıldığı için 20. 000 - 40.000 won arasında satıldığını görünce mutlu olup, hemen bir tane aldım. :)
Benim bebeğimde aşağıda ki bebeğin kırmızı eteklisi. :)