Cuma, Temmuz 10, 2009

Su Köpürcüğüne...


Hayat benim için bir tiyatroydu..Bende oyuncu..Aklın himayesinde;yeni oyunlarla..Oynumda yalnız ona yer yoktu..Sevmek acı çekmekti ya..Gözlerimi karanlığa,Ellerimi zincirlere,nefesimi boşluğa bıraktım..Sonsuzluk özlemiyle yetindim..Sonsuzluğu öğrenebilmek için gizemler dolu bir sessizliğe gömüldüm..Sonunda sensizliğin bıraktığı boşlukta çığlık attım.Kim bilebilirdi ki...?Kimsenin beni duymayacağını biliyordum..Duymasını da beklemezdim zaten..Gözlerimi açtığım zaman;gölgelere doğru yürüyüp gerçeği bulmaktan korktum..Ellerimi uzattığımda beni dünya da tutacak özleminden..Sonsuzluk bitmezdi sürerdi.Ben sonsuzluğu sensiz hayal etmiştim..Şimdi kısacık bir ömrü senin sevginle,senin;sana var olan aşkınla geçirmek istiyorum....!
Yaprakların dökülmesiyle başlamıştı hayat...Şimdi yaprakların dökülmesiyle son buluyor ...Seni özleyeceğim... OCAK 2008..:)

Pazartesi, Temmuz 06, 2009

Shakespare

Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni?
Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.
Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini.
Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!
Bazan, kızgın olarak,parlar gözü semanın...
Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı ;
Her güzel,güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
Sebep olur da bazan bu kararsız akışı!
Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:
Sen eşitken ebedi mısralarla zamana
Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler ...

Artmasını isteriz en güzel varlıkların
Güzelliğin gül yüzü solmasın diye asla.
Bir güzel, yaşlanıp da göçünce bugün yarın
Anısı yaşar yine körpecik yavrusuyla:
Ama can yoldaşındır kendi parlak gözlerin.
Kendi ateşin besler ruhunun alevini:
Kıtlığa çevirirsin bolluğunu her yerin,
Kendi düşmanın gibi, ezersin can evini.
Şimdi sen yeryüzünün taptaze bir süsüsün,
Varlığın çiçek dolu bahardan müjde taşır,
Ama kendi koncanda ruhunla gömülüsün.
Pintiliğin arttıkça kendi sonun yaklaşır.
___Dünyaya acımazsan, oburlar gibi ancak
___Varlığın da mezar da güzelliği yutacak.
Sana önceden yazdigim dizeler yalan söylüyordu;
Seni bundan daha çok sevemem diyenler hani;
Ama o zamanlar aklim bir türlü almiyordu,
Içimdeki alevin daha da parlak yanabilecegini.
Oysa zaman, krallarin fermanini bile degistirir,
Yeminler arasina girer, milyonlarca oyunuyla,
Kutsal güzelligi karartir, sivri niyetleri köreltir;
Nice dik baslari degisimin çarkina uydurur sonunda;
Heyhat! Ben de zaman denen zorbanin korkusuyla,
'En çok simdi seviyorum seni,' diyemez miyim;
Askimdan kusku duymadigim, en emin oldugumda,
Gelecegi unutup, o güne taç giydiremez miyim.
Ask bir bebek olduguna göre,hayir, bunu diyemem,
Büyümesini sürdüren seyi,büyümüs gibi göremem.
Gençliğin günden güne kalırken gerilerde
Bir yavru yaratırsan alsın diye yerini,
Dinçken can verirsen o körpe can ilerde
Senden göçen gençliğe varıp yaşatır seni.
Böyle sürecek akıl, güzellik ve başarı;
Yoksa cinnet, yaşlanmak, çürümek var yer altında:
Hiç kimse düşünmese gelecek kuşakları,
İnsanlık sona erip giderdi üç batında.
Dünya çoğalmak için doğmayanlarla dolu,
Kaknem, kakavan, kaba: kısırlıktan bitsinler;
Yaradan vermiş sana en iyiyi, en bolu,
Bu cömert aramağana cömertçe karşılık ver
Seni kendine mühür yapmış, bunu böyle bil:
Sen de eşler yap diye, ölüp git diye değil.


Yaslisin deseler de bana,inanmam aynalara,/Genclik ve sen ayni yastasiniz ya!/Ama zamanin yol yol izler actigini görürüm de sende,/Anlarim,ergec bana da gelip catacak ölüm./Seni bastan ayaga saran su güzellik var ya,/Yüregimin en gösterisli örtüsü de o iste benim./Gügsünde yasadikca yüregim, yüreginse ben de arttikca,/Kim der ki, nasil diyebilir ki, senden yasliyim?Yeni dogmus yavruyu sakinir gibi ebesi,/Tasidigim yüregin üstüne ben nasil titreyeceksem./Nasil sakinacaksam kendimi, kendim icin degil, senin icin;/Öyle sakin iste sen de kendini, ey sevdigim!/Geri gelir sanma yüregin, benim yüregim öldükten sonra;/Bana vermistin onu, unutma, geri almamak üzere bir daha...

Cuma, Temmuz 03, 2009

Jane Austen...



Jane Austen (16 Aralık1775 İngiltere-Hampshire//18 Temmuz 1917 Winchester)


Sıradan insanların günlük yaşamını işleyerek,romana ilk kez belirgin bir çağdaş özellik kazandıran İngiliz romancı Hampshire şehrinde kilise papazı George Austen ve Cassandra (née Leigh) sekiz çocuğundan 7.cisi olarak dünyaya gelmiştir.25 yaşına kadar Hampshire 'da kalan Jane'in en iyi arkadaşı kendisi gibi evlenmeyen kızkardeşi Cassandra oldu.Resmi eğitimi 1782'de kız kardeşiyle birlikte Oxford'a gönderilmesiyle başladı.1784'den 1787'ye kadar Reading'de Abbey okulunda okudular..Daha sonra eğitimlerini evde sürdürdüler.Kiliseye gitmeden önce bilim adamı olan babaları kızlarının okuma isteğini destekledi.Eşide doğaçlama şiirler ve öyküleri ile tanınan yetenekli bir kadındı.Tiyatro topluluğu oluşturan Austenlar yazın kilise ambarında,noelde de evde sergiliyorlardı...
--1795'e kadar yazdığı el yazmaları üç defterde toplanmıştır...
--Mektup tarzında ki kısa romanı Lady Susan' da ki yaşamı daha ciddiye aldığını bize gösterir.(1793-1794)
--Bilinen ilk ilişkisi 1796 başlarında İrlandalı Tom Lefroy ile olmuştur.
--Cambridge Emmanuel College'da öğretim görevlisi olan Lefloy'larda kalan Samuel Blackall'ın evlenme önerisini geri çevirmiştir.

--Hampshire'lı 21 yaşında ki varisi Harris Bigg-Wither ile evlenmeyi kabul edip,ertesi sabah fikrini değiştirdiği söylenir.

--Cassandra'nın ölümünden sonra ailenin öbür üyelerinin mektuplarını titizlikle inceleyip;kimini yok etmiş kimini kesmiştir.

--Sağduyu ve Duyarlılık'ı kitaptan oluşabilecek zararı ödemek koşuluyla ailesinin desteğiyle 1881 de yazarın adı belirtilmeden yayımladı.Bu sırada umut parkını yazmaya başladı.

--1813'te Aşk ve Gurur'u yayımladı.1816'da da Emma yayımlandı.

--Jane Austen'ın ölümünden sonra 1817'de İnanç ve Northanger Abbey kitapları yayımlandı.Northanger Abbey'den yazar Miss Catherine olarak bahsetmektedir.
--Susan'ın el yazması 10 pounda Richard Crosby'e satılmış,bu romanı yayımlayacağını söyleyen Crosby romanı yayımlamamıştır.
--The Watson eseri yarım kaldı.Bu sert yergisiyle tanınan eser aşktan uğradığı düş kırıkları ve bazı acıları sonucu gönül zenginliğinin ve yaratıcı gücünün sarsılmasının işeretiydi..
--Son enerjisini sağlık merkezleri ve hastalıklarla ilgili durumunu alaya alan güçlü yergi kitabı Sanditon için harcadı.
--Nisan da vasiyet namesini hazırladı.
--18 Temmuz 4.30'da Winchester'da öldü.Altı gün sonra Winchester Katedralinde gömüldü.