Expo 2,710,000 ㎡ 'lik bir alana kurulu olduğu için gruplara ayrıldık, elimize aldığımız haritalarla birlikte ülkelere ayrılmış kısıma, marka tanıtımlarının olduğu bina ve geleneksel dans gösterilerinin olduğu yerleri ziyaret ettik. Expo'da görevli olan insanlar dışında yurt dışından gelen çok az insan vardı. Bu yüzden Türk olduğumuzu öğrenen Kahramanmaraş dondurmacıları, harmoni ve harabocilerimiz bize fazlasıyla ilgi gösterdi. Bir amca bana şapkasını verdikten sonra bağıra bağıra benimle Korece konuşmaya başladı. ^_^ Bizim amcalar gibi sesli sesli konuştuklarında yabancıların onları anlayacağını düşünüyorlar herhalde. Kahramanmaraş dondurmacılarına gelince Seul'da geleneksel eşyaların satıldığı sokakta raslamıştık ama Expo'da sokak başında bir Türk dondurmacısı ve kebapçısı vardı. (Pakistanlı beylerin işlettiği kebapçılardan uzak durmak gerekiyor, baharatları fazla kullanıyorlar / Aynı zamanda alışveriş marketlerinde satılan kebaplara da aldanmayan içine sos olarak bibimbapın tatlı-acı salçasından koymuşlardı. :/ ) Bir dondurmacıyı Kore'lilere "Alda git, yoruldum zaten "diye bağırırken yakaladım ve ardından kısık bir sesle merhaba dedim. Türkçe konuşmayı özleyen dondurmacı amcayla önce kaynattık, ardından da dakikalarca süren uğraşdan sonra dondurmalarımızı aldık. Peşimize takılan Meksikalı, Paraguaylı, Kolombiyalı, Azerbaycanlı ve Arjantinli arkadaşlarımızı da alıp Türk pavillion (köşkünün) yolunu tuttuk. ( Özel bir yazıda anlatacağım. )
Birinci gün akşam izlemek için iki seçeneğimiz vardı; Girls Generation konseri ve Big Show. Seçimimiz aramızda korece şarkı söyleyen iki kişi olduğu için (Gibran ve Hebi) Girls Generation konserini seçtik ama konser alanını çok geç bulduğumuz için büyük okyanus şovu oldu. ^_^ Konseri kaçırdığımız için hepimiz şanslıyız :3, suyun dalgalanmasını, rüzgarla dansını izlemek daha eğlenceliydi. :p Şov bittiği zaman karışıklık çıkınca grubumda ki insanları kaybettim ve yanlış çıkış kapısından çıktım, kayboldum.T_T Çevremde ingilizce bilen insan var mı acaba diye etrafıma bakarken Koreli bir ailenin yanına gittim, ardından bir çikolata amca en sonunda Amerikalı bir aile bana yardım etti. Ben bir şeyler anlatmaya çalışırken hemen ingilizce bilen birine telefon açıp, derdimi ona anlatmamı isteyip, telefonda ki kişinin verdiği önerilere göre bana yardım ediyorlardı. Seoul, Incheon, Yeosu, Gyeongju, Busan nerede olursam oluyum yardım etmeye hazır insanlar vardı. (Asyalı sıcak insanlar işte ^_~) Döndüğümde Yeseul beni karşıladı. "Kalacağımız yerin kartı yok mu sende? " ardından kartları dağıtan rehber gelip beni unuttuğu için özür diledi. Vaktinde varmıştım, benden sonra geride kalan kişileri aramaya başladık. ( sahile gidenler dışında :p )
Birinci gün akşam izlemek için iki seçeneğimiz vardı; Girls Generation konseri ve Big Show. Seçimimiz aramızda korece şarkı söyleyen iki kişi olduğu için (Gibran ve Hebi) Girls Generation konserini seçtik ama konser alanını çok geç bulduğumuz için büyük okyanus şovu oldu. ^_^ Konseri kaçırdığımız için hepimiz şanslıyız :3, suyun dalgalanmasını, rüzgarla dansını izlemek daha eğlenceliydi. :p Şov bittiği zaman karışıklık çıkınca grubumda ki insanları kaybettim ve yanlış çıkış kapısından çıktım, kayboldum.T_T Çevremde ingilizce bilen insan var mı acaba diye etrafıma bakarken Koreli bir ailenin yanına gittim, ardından bir çikolata amca en sonunda Amerikalı bir aile bana yardım etti. Ben bir şeyler anlatmaya çalışırken hemen ingilizce bilen birine telefon açıp, derdimi ona anlatmamı isteyip, telefonda ki kişinin verdiği önerilere göre bana yardım ediyorlardı. Seoul, Incheon, Yeosu, Gyeongju, Busan nerede olursam oluyum yardım etmeye hazır insanlar vardı. (Asyalı sıcak insanlar işte ^_~) Döndüğümde Yeseul beni karşıladı. "Kalacağımız yerin kartı yok mu sende? " ardından kartları dağıtan rehber gelip beni unuttuğu için özür diledi. Vaktinde varmıştım, benden sonra geride kalan kişileri aramaya başladık. ( sahile gidenler dışında :p )
Yer Çekime karşı koyan yakışıklı ahjusshi!
Bunu nasıl başardığını anlamak için Hebi' yle 3. kattan aşağıya koşarak indik, etrafında dolaştıktan sonra karşısına geçip sorgulayan gözlerle dikilmeye başladık. İşte Ahjusshinin bizi fark dip el sallamaya başladığı an!
Ahjusshi'mizin sırrı: http://en.wikipedia.org/wiki/Levitation (Ece teşekkür ederim.. ^_^)
Ahjusshi'mizin sırrı: http://en.wikipedia.org/wiki/Levitation (Ece teşekkür ederim.. ^_^)
Kahve Molası
O sehpanın üstünde duran iğne oyası mı? Eğer öyleyse Expo'da iğne oyasından yapılmış büyük bir Kore bayrağı vardı. Sol tarafta bulunan iki bardak Arjantin'in özel bir içeceği, kafein içermediği halde içinde ki bitki karışımından dolayı insanı zinde tutuyor. (Arjantin'li arkadaşlarımda da olduğu için deneme fırsatım oldu.) Sağ tarafta bulunan stand Kolombiya kahveleri' nin .






