Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.
Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini.
Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!
Bazan, kızgın olarak,parlar gözü semanın...
Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı ;
Her güzel,güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
Sebep olur da bazan bu kararsız akışı!
Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:
Sen eşitken ebedi mısralarla zamana
Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler ...
Artmasını isteriz en güzel varlıkların
Güzelliğin gül yüzü solmasın diye asla.
Bir güzel, yaşlanıp da göçünce bugün yarın
Anısı yaşar yine körpecik yavrusuyla:
Ama can yoldaşındır kendi parlak gözlerin.

Kendi ateşin besler ruhunun alevini:
Kıtlığa çevirirsin bolluğunu her yerin,
Kendi düşmanın gibi, ezersin can evini.
Şimdi sen yeryüzünün taptaze bir süsüsün,
Varlığın çiçek dolu bahardan müjde taşır,
Ama kendi koncanda ruhunla gömülüsün.
Pintiliğin arttıkça kendi sonun yaklaşır.
___Dünyaya acımazsan, oburlar gibi ancak
___Varlığın da mezar da güzelliği yutacak.
Sana önceden yazdigim dizeler yalan söylüyordu;
Seni bundan daha çok sevemem diyenler hani;
Ama o zamanlar aklim bir türlü almiyordu,
Içimdeki alevin daha da parlak yanabilecegini.
Oysa zaman, krallarin fermanini bile degistirir,
Yeminler arasina girer, milyonlarca oyunuyla,
Kutsal güzelligi karartir, sivri niyetleri köreltir;
Nice dik baslari degisimin çarkina uydurur sonunda;
Heyhat! Ben de zaman denen zorbanin korkusuyla,
'En çok simdi seviyorum seni,' diyemez miyim;
Askimdan kusku duymadigim, en emin oldugumda,
Gelecegi unutup, o güne taç giydiremez miyim.
Ask bir bebek olduguna göre,hayir, bunu diyemem,
Büyümesini sürdüren seyi,büyümüs gibi göremem.

Gençliğin günden güne kalırken gerilerde
Bir yavru yaratırsan alsın diye yerini,
Dinçken can verirsen o körpe can ilerde
Senden göçen gençliğe varıp yaşatır seni.
Böyle sürecek akıl, güzellik ve başarı;
Yoksa cinnet, yaşlanmak, çürümek var yer altında:
Hiç kimse düşünmese gelecek kuşakları,
İnsanlık sona erip giderdi üç batında.
Dünya çoğalmak için doğmayanlarla dolu,
Kaknem, kakavan, kaba: kısırlıktan bitsinler;
Yaradan vermiş sana en iyiyi, en bolu,
Bu cömert aramağana cömertçe karşılık ver
Seni kendine mühür yapmış, bunu böyle bil:
Sen de eşler yap diye, ölüp git diye değil.

Yaslisin deseler de bana,inanmam aynalara,/Genclik ve sen ayni yastasiniz ya!/Ama zamanin yol yol izler actigini görürüm de sende,/Anlarim,ergec bana da gelip catacak ölüm./Seni bastan ayaga saran su güzellik var ya,/Yüregimin en gösterisli örtüsü de o iste benim./Gügsünde yasadikca yüregim, yüreginse ben de arttikca,/Kim der ki, nasil diyebilir ki, senden yasliyim?Yeni dogmus yavruyu sakinir gibi ebesi,/Tasidigim yüregin üstüne ben nasil titreyeceksem./Nasil sakinacaksam kendimi, kendim icin degil, senin icin;/Öyle sakin iste sen de kendini, ey sevdigim!/Geri gelir sanma yüregin, benim yüregim öldükten sonra;/Bana vermistin onu, unutma, geri almamak üzere bir daha...