Pazar, Şubat 28, 2010

İlk mimim...




İlk mimimi fatodan almış bulunuyorum...Beni mimlediğin için teşekkürler..^^

Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu..

Dizlerime kadar gelen çimlerin arasında koşup onların gülüşmelerini izlemeye bayılırdım küçükken..Saçlarımı hiç bir zaman toplamazdım koşarken,her zaman rüzgara karşı koşardım..Koşduktan sonra büyük annemin onları toplaması için yanına gidip otururdum..O her zaman ki gibi saçlarımı büyük bir özenle toplayıp, bana güzel hikayeler anlatırdı..Annem ve babam genellikle yaz tatillerinde erken dönmek zorunda kalırdı Ankara'ya..Ben geceleri büyük annemin yanına gidip sonra ki gün neler yapacağımızı anlatmasını isterdim..Sanırım onu yaşarken kaybettim..Mavi gözlerinin ışıltısı altında göç eden ve gelmesini beklediğim insanların hikayelerini dinlerdim..Herkesin unutmak istediği ama benim defalarca dinlemek istediğim hikayeler..

Büyük annemden insanların dinleri,ırkları farklı bile olsa kalplerinde ki sevgi bağıyla anlaşabileceklerini öğrendim...Önemli olan arada ki güveni sürdürmek..

Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?

Saklambaç...Ankara'da yaşadığımız binalar birbiri ile bağlantılı olduğundan dolayı ebe olan arkadaşımız bizi saatlerce aramak zorunda kalırdu..Camlar arasında diğer binaya geçip kolayca ebe yerine yaklaşıp sobeleyebiliyorduk..

Sokakta oynar mıydınız?

Bu soruyu anneme sorsaydınız size hiç sokakdan eve gelmediğimi söylerdi herhalde..Yazları saat 3'den 10-11'e kadar dışarda oyun oynardık...Sabahları güneş geçmesin diye de binada kendimiz için kurduğumuz minik barınakda saatlerce konuşurduk..

Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…

Yeni insanlarla tanışmayı seven birisi değilim,iki kelimeyi bir araya getiremem zaten tanışırken..Her zaman sahip olduğum arkadaşlarımla adım atmak,tebessümlerimi onlarla paylaşmak isterim..Keşke her zaman yanımda var olan bir arkadaşım olsaydı..

Arkadaşlarımdan ayrılırken bunun bir son olduğunu ve yeni bir başlangıç yaptığımızı ve bu başlangıçda onlarında var olacağını söylemişdim liseden mezun olurken..
Yeni bir başlangıcı kırıntılar üzerine yapmışım galiba...Aynı şehirde nefes almamıza rağmen görüşemiyoruz..Keşke onları hiç kaybetmeseydim..
Sizin bir parçanız olduğunda onları kaybetmek o kadar zor oluyor ki..

Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…


İyi ki tebessümlerimle yaşamayı öğrenmişim..Kırgın olduğum zaman diğer insanları üzmekden çok korkuyorum ve onlara belli etmeden o günü geçirebiliyorum..

Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı:

Babaannem geceleri dışarda oynamamazı isterdi..Çünkü mezarlıklar üzerinde kurulu bir harmanımız vardı..Ama ben dışarıya çıkıp onlara şarkı söylerdim..Karayemişlerin arasına yinede korkudan yaklaşamazdım..Ay ışığında yıldızlara doğru uzanıp ateş böceklerini izlerdim..
Bugüne ne etkisi mi oldu?Sesimi beğenen birileri olduğunu biliyorum diyesim geldi nedense..:):D:D
Karanlıkla yanlızlığımı payleşıp,tek başıma şarkılar söylemeyi halen daha seviyorum...Rüzgar ve karanlık benim için bir yıldızın ışığını görebileceğim en iyi birliktelik...

Bende aramıza katılacağını umduğum Arthur'u (bey) mimliyorum..:):):)

Salı, Şubat 09, 2010

Bibimbap Yapmaya ne dersiniz?

Tarifi yazarken netteki tarifden birazcık yardım alıyım dedim ama nette verdikleri tarif de sanki bibimbap değil de güveç yapıyorlarmış gibi anlatılmış...Kendi bildiğim kadarıyla anlatmaya çalışacağım..Beklediğiniz bir içindekiler listesiyse; karşınızda bulunan yemek aşure gibi amacımız evde ki malzemelerle lezzetin doruğuna ulaşmak..*_*

En başta bulduğumuz bir düdüklü tencerede yağsız pilav pişirerek işe başlıyoruz..O pişerken bir yandan sebzeleri hazırlıyoruz.Havuç,soğan,kabak (dilimlerken uzun ve ince olmasına dikkat ediyoruz,havucu rendelemek yasak*n_n*) ,ıspanak,patlıcan( oval ve ince şekilde kesdiğimiz patlıcanların olabildiğince ince olmasına dikkat ediyoruz,yıkadıktan sonra patlıcanları iyice ezip suyunun ve acısının çıkması için sıkıyoruz.)İyi bir aşçı gibi sebzeleri kesmek istiyorsak; 4 parmağımızla sebzeleri sabitleyip parmağımızın son kıvrımını içe doğru büküp sebzeleri kesmeye başlayalım.Sebzeleri görkemli bir şekilde kesdikten sonra ayrı ayrı pişirin.Pişirirken çok az soya sosu ve susam yağı kullanınız.Pişirdikçe ayrı bir kaba sebzelerinizi alın.Ispanaklarımızı da suda haşlayalım. Suda ıspanaklarımızı haşlarken yumurtaları geniş bir tavaya kırın birbirlerine uzak olsunlar.(4 kişilikse; 4 yumurta...)Beyaz kısmı ve sarı kısmı birbirine karışdırmayın sakın bu esneda.Alt kısmı birazcık pişdikten sonra bir tahta spatula ile ikiye katlayın biraz daha pişirmeye devam edin.Geldik bibimbapın dizilişine...Pilavı geniş oval bir tabağa koyduktan sonra sebzeleri rengarenk,uyum içinde dizmeye çalışın...(Sonsenim bunları dizerken inceli küpeli kızın salatada ki sebzelerini dizerken ki gösterdiği özen aklıma geldi.)En sonunda sarısı gözükmeyen benim hayran kaldığım yumurtayla bibimbapınızı taçlandırın.Sunum yapdıktan sonra, karıştırırken Kore'ye özgü biber sosunu kullanmanızı öneriyorum.Bibimbapın eşit bir şekilde karıştırılması çok önemli bibimbapı karışdıramayan erkeklere Kore'de kız vermezlermiş.Bende bibimbapımı karışdırmayı başaramayınca benim tabağımı sonsengnim karışdırdı.

Bibimbapın yanında da kimchi ve soya fasulyesi çorbası içdik.Soya fasulyesini bütün halinde getirip burda küp şeklinde minik bir kapta muhafaza ediyorlar.Soya fasulyesi çorbası sağlık açısından çok önemliymiş.Genellikle sigara içen ve mangal yapılan yerlerde ki insanlar bu çorbayı sık sık içerlermiş.Yemekler son derece lezzetliydi ama ben tabağımı bitiremedim;biber sosu o kadar acıydı ki.
Ve resimde gördüğünüz,benim tabağım...xD
P.S:Biz bibimbap yaparken et,somon ya da çiğ tuna kullanmadık.Eğer isterseniz siz ekleyebilirsiniz ama nasıl onu bilmiyorum.

Pazar, Şubat 07, 2010

A millionaire's first love

Büyüdükçe daha neleri unutacağız?Küçükken oynadığımız oyunları, rüzgarın her esişinde dokunduğu mutluluk dolu yüzlerimizi,hayatın basit; içinde ki kalplerin büyük olduğunu mu? Büyümeden kalamazmıyız sence? Tutunamazmıyız o küçük dünyamıza..Zaman orda duraksayamaz mı? Bir anda unutamazmıyız hüzünleri? Yeniden şarkılar söyleyip,dans edemezmiyiz kar taneleriyle beraber..Ya sen büyüyüp zamanla beraber hayatta ilerlemeye devam ettiğin zaman ben bir yerlerde durursam...döner misin?Geri dönüp yeniden o ucu kırılmış kalemlerle yeniden resim yapmaya devam eder misin?Tüm inancınla yaprakların taçlandırdığı bir dünya çizer misin benimle? Bekleyeceğim...Kelimelerinle dünyamı aydınlatacağın günü bekleyeceğim..İlk kar taneleri ısıtırken yer yüzünü ,bir kardelen gibi umutla başımı topraktan kaldırıp yollarda senin geleceğin günü bekleyeceğim...
Ne diliyorsun?
-büyümeni...
İnsanlar beklemekle geçirdikleri zamanın özlemini duyar her zaman...Sevgiyi,hayallerini bekleyip onların kendilerine doğru hareket etmesini isterler...Beklerken zamanın akışını seyredip,takvimin yapraklarını teker teker özlemle kopartıp hep onun adımlarının sesini duymayı beklerler..Kısacık bir hayatı sevdikleri için savaşmak yerine, beklemekle geçirirler...Adım atmak neden bu kadar zordur onlar için?İçinde ki kelimeleri neden telaffuz edemez dudakları?Mühürlenmiş olan şey sadece işleyen zaman mıdır?
Hayatta sevgiyi ertelemeden yaşamanın zamanı geldi...Çünkü sevgimiz için hayat çok kısa...

A millionaire's first love izlemenizi öneriyorum,bu kelimeler sadece o filmin bir izi..