Cuma, Mayıs 01, 2015

Halestorm - Break in





Put your lighter in the air and lead me back home
When it's all said and done I'll follow the echoes
I hear you night after night calling out my name
And I find myself running to meet you
I didn't want to escape
From the bricks that I laid down
You are the only one
The only one that sees me
Trusts me and believes me
You are the only one
The only one that knows me
And in the dark you show me
Yeah it's perfectly reckless
Damn, you leave me defenseless
So break in
Break in
You let me fall apart without letting go
Then you pick up the pieces and you make me whole
I didn't want to escape
From the bricks that I laid down
You are the only one
The only one that sees me
Trusts me and believes me
You are the only one
The only one that knows me
And in the dark you show me
Yeah it's perfectly reckless
Damn you leave me defenseless
So break in
And take everything I have
Until there is nothing left
Until it's just your voice in my head
And when the lights come on
You see me as I am
You're still inside me
You are the only one
The only one that sees me
Trusts me and believes me
You are the only one
The only one that knows me
And in the dark you show me
Yeah it's perfectly reckless
Damn you leave me defenseless
So break in
Break in
Put your lighter in the air and lead me back home...

"Only once in your life, I truly believe, you find someone who can completely turn your world around. You tell them things that you’ve never shared with another soul and they absorb everything you say and actually want to hear more. You share hopes for the future, dreams that will never come true, goals that were never achieved and the many disappointments life has thrown at you. When something wonderful happens, you can’t wait to tell them about it, knowing they will share in your excitement. They are not embarrassed to cry with you when you are hurting or laugh with you when you make a fool of yourself. Never do they hurt your feelings or make you feel like you are not good enough, but rather they build you up and show you the things about yourself that make you special and even beautiful. There is never any pressure, jealousy or competition but only a quiet calmness when they are around. You can be yourself and not worry about what they will think of you because they love you for who you are. The things that seem insignificant to most people such as a note, song or walk become invaluable treasures kept safe in your heart to cherish forever. Memories of your childhood come back and are so clear and vivid it’s like being young again. Colours seem brighter and more brilliant. Laughter seems part of daily life where before it was infrequent or didn’t exist at all. A phone call or two during the day helps to get you through a long day’s work and always brings a smile to your face. In their presence, there’s no need for continuous conversation, but you find you’re quite content in just having them nearby. Things that never interested you before become fascinating because you know they are important to this person who is so special to you. You think of this person on every occasion and in everything you do. Simple things bring them to mind like a pale blue sky, gentle wind or even a storm cloud on the horizon. You open your heart knowing that there’s a chance it may be broken one day and in opening your heart, you experience a love and joy that you never dreamed possible. You find that being vulnerable is the only way to allow your heart to feel true pleasure that’s so real it scares you. You find strength in knowing you have a true friend and possibly a soul mate who will remain loyal to the end. Life seems completely different, exciting and worthwhile. Your only hope and security is in knowing that they are a part of your life."  ~  Bob MARLEY

Çarşamba, Mayıs 22, 2013

Sahi Kimsin Sen?


    Durup aynaya baktığım zaman karşımda ne gördüğümü bilmiyorum.. Kimim ben? Beni benden daha iyi tanıdığını dile getiren insanların betimlemelerinde ki insan? Karanlığı aydınlatabilecek bir ışık, dudağında ki hilal şeklinde ki gülümsemesinden dolayı ay olarak tanınan ama aynı zamanda dolunay surat damgası yiyen biri.. Ya da hoşlarına gitmeyecek şeyleri söyleyip kızdırdığım insanların bencil, egoist, ukala küçük hanımı? Gözlerimi kapattığım zaman yıldızların varlığını hissedebiliyorum.. Neye ulaşabileceğimi, neyi istediğimi.. Kim olduğumu bilmiyorum belki de ama sanırım artık sorgulamıyorum da.. Kendime inanmıyorum ama bana inanan insanlara inanmak zorundayım. Onlara inanıp devam etmek zorundayım.. Mükemmel değilim.. Her insan gibi iyi ve ya kötü olmak için yaratılmış bir ruhum var ve yaptığım seçimler bana ait.. Kim olduğumu belki de bunlar belirliyor.
    Bana zarar veren her şey kendimi bir adım daha geriye çekmeme neden oluyor.. Yaşadığım her acı insanlara karşı daha fazla ön yargılı olmama neden oluyor. Saklanmak istiyorum ve ardından bir omza yaslandığım zaman her şeyi unutabileceğimi, insanların yüzünde ki gülümsemeleri gördüğüm zaman buna ortak olmak için kocaman bir kahkahayla karşılık verebileceğimi hatırlıyorum. Geri dönüyorum tüm gücümle devam etmek için hayata gülümsüyorum.. Yapamayacağımı düşündüğüm anda sahip olduğum insanlar beni yalnız bırakmıyor. Yanımdalar... Kaybetmeye başladığım zaman sahip olduğum her şeyden vazgeçtim, hayallerimden, atmam gereken adımlardan, almam gereken kararlardan ve en önemlisi çevremde bana umut veren insanlardan.. Kalmalısın.. Kimsen, nasıl var oluyorsan hayatımızda o şekilde bizimle kalmalısın sende! Çünkü ben öyle yaptım! Hangimiz uyanıp gözlerimizi açtığımızda aynı kişi olarak uyanıyoruz ki ? Ya da kim bilebilir ki gerçekte kim olduğunu? İyi ya da kötü, güzel ya da çirkin, olgun ya da bir çocuğun neşesine sahip olduğunu.. Dünyanın merkezinde ne olduğunu merak ediyor musun? Gözlerini kapattığında nerede olduğuna bir bak.. Seçimlerin sana ait olduğu sürece çevrende ki olaylardan sorumlu olan sensin. Diğer insanların düşüncelerinin sana zarar vermesine asla zarar verme!

       Aslında bunun bir mim gibi yazılmış bir blog yazısına cevap olmasını istemiştim.. İnsanları tanımak için bir aynaya bakmam gerektiğini gerçekten değer verdiğim bir insandan öğrendim ve onu özlüyorum. Yanımda olmasan bile kelimelerinle her zaman yanımda olmuşsun gibi var olmaya devam edeceğim.. Sorduğun soruların cevabını kendime de sorarak cevaplamaya çalıştım sana gelince ladym.. 22 olduğumu hatırlamamak için doğum günümden kaçtığım anda hazırlamış olduğun video ile gece yarısı neşelere bürünmüş ve bu şarkıyı dinlemiştim.. Hızlıca KKM'den yer alıp karaoke de bu şarkıları söylemeliyiz ardından Michael Jackson - Give into me.. Ağlamak istersek (keza benim Give into me'ye dayanamayan bir yapım var..) Rascal Flatts'dan What hurts the most sonra da klasiklerimiz haline gelmiş Evanescence, Avril şarkılarına geçiş yapmalıyız (Tamam listeye Barbie Girl'i de ekliyorum)!

                Hayatımda ilk kez bu kadar fotoğrafım bir anda nette paylaşıldı üstüne bu bir video, ayrıca kötü çıktığım fotolar var Büşra :P, bir daha ki fotoğraf çekimlerimizde saçlarımı yapmana izin vereceğim sanırım! ^.^
Teşekkür ederim her şey için!



Pazar, Nisan 28, 2013

15 Mayıs! Shounen & Shoujo Spin


           NHK'da ki yarışmaya katıldıktan sonra bitmeyecek bir serüvene atıldık sanırım,  sertifikamız burada.  Bir kaç ay önce kanal Süme chan'e yollamışdı. Sertifika elimize ulaştığı zaman kültür müsteşarı Kikuma - san iletişim bilgilerimi NHK'ya verip veremeyeceğini sordu.  Ardından İstanbul'da NHK'yı temsil eden bir hanımla mailleşmeye başladık. Mayıs ayında yapılacak olan bir program için hazırlanmamızı istiyorlardı.



     İki hafta önce programın yapımcısı Harada - san ile tanıştık. Bizi elçiliğin önerdiğini zannediyordum ama aslında bizimle iletişime geçmek için iletişim adreslerimizi elçilikten isteyen kişi program yöneticisiymiş. Bunu anladığım zaman durup düşündüm ve bunun için yeterli olup olmadığımızı sorgulamaya başladım. Ardından Japonya & Türkiye dostluğu elimizi taşın altına koyup ne geliyorsa yapalım dedik. (^=^)^ Bir çok sorun çıktı.. Keşke bir şekilde her şey yoluna girse zamanın unutturamadığı o kadar çok şey var ki! (Off Blog adresimi herkese açtığım için içimi dökemez oldum burada >< ) 15 Mayıs'da May J. ve J Melo üyeleri geldiği zaman program için canlı söyleyeceğiz! Stüdyolar için konuşmayı unuttuğumuz için Bilkent Marmara'da ki pianoyu kullanarak 4 şarkı söyledik Harada - san'a.. ^=^ (Negafun catteyi saymazsak)  
1) Secret Base - Kimi ga Kuretamono
2) Scandal - Shoujo S
3) News - Ai Nante
4) Sailormoon Açılış Şarkısı :) 
 Şu anda videoyu editlemek için Ilgın, ben, Süme chan oturuyoruz. Daha doğrusu onlar karşımda videolarla uğraşırken ben sizin için burada bu satırları yazıyorum (öhem öhem kıymetimi bilin! ) Oyalanıyım diye Süme chan bana İzmir'den Ankara'ya taşınan, tanışmak için can attığım koto çalan bayanın cdsini getirmiş. Koto ve kanun bir arada hem de bu cd'de.. ^=^ 



   Herkesin merak ettiği bir performans var sanırım. .Şimdiden söylemeliyim ki profesyonel değiliz.. Ciddi değiliz, ama bir arada mutluyuz! ^=^ Umarım bu enerjimizi hissedersiniz! ( Bu ilk çekim iyi olmayan bir kamerayla yapıldı şu an editlediğimiz videoyu  daha iyi bir kamera ile çektik.. ^=^ ) Birlikte gülümseye bildiğim insanlar var olmaya devam ettikçe neşeli şarkılar söylemeye devam edeceğim! Gözlerinizde ki ışıltı, yüzünüzde ki gülümseme hiç kaybolmasın!





Perşembe, Aralık 06, 2012

Hanbok!



Kore'ye gittiğim zaman almak istediğim ilk şey hanbokdu (Kore geleneksel elbisesi). Fizik Olimpiyatlarında rehberlik yaparken Fatih ağbi Minkee sonsengnimin Türkiye'den ayrılıp Kore'ye döneceğini bu yüzden hanboku vermek istediğini söyledi. O gün tatile çıkacağımız içinde bohçalanmış bir şekilde hanboku bana getirdi. Geleneksel bir gelinlik; altı koyu pembe üstü krem ama kolunda şeritler var. Etek kumaşında güller var. İçinde de beyaz bir elbise (sade gelinlik de diyebiliriz) Gelin ayakkabıları, çoraplar, cüzdan, gelinin ellerini kavuşturduğu zaman tuttuğu nakış.. Her şey bohçanın içinde duruyordu.
Kore'ye gittiğim zaman Teddy Bears müzesini ziyaret etmek istemiştim hep ama ne yazık ki programda olmadığı için gitmedik. Müzelerde ki hanbok giymiş olan bebeklere gözüm takıldı. 50.000 won ile 250.000 won arasında değişiyordu fiyatlar.



     Bir kaç gün sonra Seoul - Insadong'da aynı bebeklerin farklı bir maddeden yapıldığı için 20. 000 - 40.000 won arasında satıldığını görünce mutlu olup, hemen bir tane aldım. :)
Benim bebeğimde aşağıda ki bebeğin kırmızı eteklisi. :)

Kore'de neler yemişiz neler?

Neşe dolu soframıza hoşgeldiniz! (Yemeklerin bir kısmının ismini unuttuğumu hatırlatmak istiyorum.)

Bibimbap (favorim)
Kahvaltı? 
  Kahvaltı ^_~ yanında kızarmış tost ekmeği, mısır gevreği ve kahve ile birlikte (isteğe göre meyve suyu)
Busan dan aldığımız bir içecek; içinde süt, buz, ... (kırmızı fasulye ?)
Mangal keyfi! Dramaları izlerken ne kadar çok özenmiştim =>
Ahtopat! yemediğime emin olabilirsiniz. :[
Jjajangmyun
Sanırım Mart ayının 14 'ünde bekarlar toplanıp jjajangmyun yiyor birlikte. Nasıl sevgililer günü, anneler gününü kutluyorlarsa bekarlar için de özel bir günleri var. Deniz'in bulunduğu okulda 14'ünde yemekhane de çıkan yemek de jjajangmyunmuş. Öğretmenleri öğrencilerinin foreveralone olmasını istiyor bilmiyorum. :3
Sokakta yemek yiyerek yaşayabilirim bence ben, sokak favori yiyeceğim hodduk ^.^ Kendimde yapabiliyorum hem artık.
Aşağıda bulunan tavuğun içinde tatlı bir pilav vardı. Yanında fincanlarda duran şey soju ve mısır suyu
Sebzeli krebe benziyor, burada da pişirebilirsiniz.             
Latin Amerika'da üher ülkenin farklı çikolatalı bir tatlısı var, herkes getirdiği için hepsini deneme şansım oldu.
Oppa ellinden Kahramanmaraş dondurması yiyeceğimiz günler de gelecekmiş!

Dondurma! ^_^
Bir kahve almaya gidebilir miyim? 

Soğuk bir şeyler içmeye ne dersiniz?
Kahve Zamanı!
Açık Büfe Zamanı!
Çorbanın içinde karides olduğunu çok iyi hatırlıyorum.
Bibimbap
Çekirdek nasıl çitlenir dersleri başarıyla verilmiştir. :3 Ruslar ve Ukraynalılar çekirdeği bizim gibi çitlerken; Arjantililer ağızlarına tüm çekirdeği atıp daha sonra çekirdekleri çıkartıyorlar. Koreliler çekirdekle yeni tanıştılar :)
Ezgi Rüyamda görsem inanmam dedikten 5 dakika sonra pizza yemeye gittik! ^_^ Dilekler 


Ilk Durağımız - Seoul - Konkuk Üniversitesi

Vardığımız zaman bizi karşılamaya gelenler arasında Dünya'nın en tatlı rehberi olan Deniz'i gördüğüm zaman yüzüm de kocaman bir gülümseme vardı; hayatımda ilk kez tek başıma kaldığımı düşünmüştüm. Yolculuk, biletler.. her şey sıkıntılı geçmişti benim için, mutluydum bir yandan da yorgun düşmüştüm. Burası üniversitenin  içinde bulunan gölün kenarında ki dinlenme yeri. Bir kaç adım ileri de Seoul sokakları sizi bekliyor. Gitmek için sabırsızlanıyordum ama rehberler izin vermediği için yurtta kalmak zorunda kaldık. Deniz 'de bizimle birlikte bizim kalacağımız üniversiteye geldi, beraber yemek yedik.. Kampüs canlıydı, bir spor arabanın yanında durup arkadaşlarıyla konuşan bir çocuk etrafımız da tur attıktan sonra arabasına bindi. İlk düşünceme gelince başından bir kase ramenin dökülmesiydi..  Üniversitenin içinde ki kantinden lotte markalı çikolatalar ve bisküviler almıştık 
Neden bizim okulumuzun içinde bulunan göl değerlendirilmiyor? *_*
Burası kaldığımız yurt, bank da oturan öğrenciler de Kırgız ve Özbekler sanırım.. Asistanlarda girişte duruyor.. ^_^ Bu üniversitede ki eğitim durumu hakkında çok fazla bir şey bilmiyorum ama yurtları geniş bir oda ve banyoya sahip.  Kampüsün içinde bulunan gölde ayrı bir güzellik katıyor. Bilkent üniversite'sinden daha güzel bir kampüsü olduğunu söyleyebilirim.. Şehrin içinde olması bile benim için muhteşem bir şey.
Odalarımızın yer aldığı koridor;

Kiraladığım telefonu kullanmaya çalışırken camdan Seoul'a bakıp asansörün yanında bulunan koltuklara oturmuştum. Türk arkadaşlarım yerleşirken Deniz'in yanında kaldığım için Eva chan ile Ülker chan'in arkadaşları geldiği zaman onlarla tanışamadım =/ Babamla konuştuktan sonra birisinin adımı söylemesiyle kollarımı kocaman açtım ve aybam Nurana'ya sarıldım. Daha önce onu görmemiştim ama sık sık nette konuşuyorduk. Kore'de olduğum sürece bana her zaman yardımcı oldu. Umarım yakın zaman da Azerbaijian'a gidip onu görebilirim ^.^ Caaan diye bağırmaya başlayacağımızı biliyorum!
Bu evler çok sevimli görünüyor, fiyatlarının Seoul'da ki evler arasında pahalı olacağını düşünmüştüm ama daire sayısı fazla olan bu binada ki ev fiyatları sandığım kadar yüksek değilmiş ama yine de Türkiye'de ki fiyatalara göre yüksek olacağına eminim.. ~.~
Seoul sokaklarında ki falcıların ününü hiç duymamıştım *_*

Kore - Nied grubunda ki arkadaşlarımla tekrar bir araya geliyorum!


         Gülümsediğim her bir anda kendimi farklı bir gülümsemeye bakarken buluyorum, onun ışığında ki tüm yansımayı içime çekmek istercesine tebessüm ediyorum. Kore'den döndüğüm zaman Trabzon'a gidince internetim olmadığı için arkadaşlarımla uzun süre konuşamamıştım. Derslerim başladığı zaman iletişimi sıkı tutmak için açmış olduğumuz South Korea grubunda sürekli özledim mesajlarını gördükçe bir daha bir araya gelmeyeceğimizi düşünüp sayfayı değiştiriyordum Arjantili arkadaşlarım ( Birlikte servis yolculukları boyunca Natalia Oreiro şarkılarını bağırarak söylediğimiz  ) ile buluşacağım desem kim inanır? . Evet Gangnam klibinin çekildiği serviste bir zamanlar Natalia Oreiro şarkıları ile dans etmiştim. Noe, Alex ve Tamara (aramızdan birisi değil ama Euge'nin arkadaşı olduğu için şimdiden kaynaştık) ile 24 Aralık da bir araya geliyoruz. Gelecekleri tarihin final haftası olması dışında çok mutluyum!
     Yanda ki harita Latin Amerikalıların hangi ülkeden geldiklerini karıştırdığımız için Martina' nın yapmış olduğu bir çizim. Martina daha önce Türkiye'ye de gelmiş, Chile'de ki eğitim ücretleri ve koşulları diğer ülkelerle karşılaştırdığın da bende farklı ülkelerin eğitim düzeni hakkında bilgi sahibi oldum. Kısa bir zaman dilimiydi ama farklı diller ve kültürler bir araya gelmişti, geceleri bizim odaya geldiklerinde uzun uzun konuşurduk. Latin Amerika, Orta Asya, Türkler ve Ruslar.. Giderken bir sürü Koreli arkadaşım olur diye hayal etmiştim hatta Ezgi'ye oppa saranghae başlıklı bir video çekeceğime de söz vermiştim ama ... ~_~ Hepsi de çok havalıydı; soru dağarcıklarını düşünürsek;
 ~  Bir şeyler içmeye gidelim mi?
 ~  Beraber korece çalışalım, sende bana ingilizce?
 ~  Are you kakaotalk? Yes , I'm kakaotalk :3
 Ve benim sorduğum sorulara gelince;
 ~ Kayboldum? (Üzgün gözlerle beni gideceği yere kadar bırakmalarını sağlama, hehe adresi anlatamayacağını anladığı anda adım atacaktır!!! ^_~)
Tekrar uçağa binip Kore'ye gitmeyi o kadar çok istiyorum ki şu an düşünmem gereken 5 ders var, üstelik bunlardan ikisi bölüm dersi ve yazın yapacağım stajı etkileyecek. Bölüm nasıl gidiyor diye sorarsanız, yoruldum, isyan etmemen gerekiyor, biliyorum çünkü çevremde ki herkes her anını çalışarak değerlendirmeye çalışıyor. Haftanın en az iki günü uyumayıp ders yapmaya çalışırken benimle beraber ayakta kalan arkadaşlarımla konuşmaya başlıyorum. Bir kaç hafta önce bölüm başkanı bana bir staj gönderdi, ona başvurmak istiyorum. Staj Tayvan'da ve başlangıç seviyesi Çince öğretecekler. (Öğrendiğim Çince'nin başlangıç seviyesinden sonra ki aşamalara geçebileceğimi zannetmiyorum  ) Tayvan'a staj başvurusu yaparken Selcen ile beraber gidebiliriz ama bu sene etkinliklerde Çin Kültürünü anlatacağımızdan okulumuzda ki asya kulübü ile araları nasıl olur bilmiyorum. Bugün içimde ki fırtınaya rağmen sevdiğim insanların neşesini duyup buraya gelip yazı yazmak istedim. Şerife blogun sana ait olduğunu hissediyorum :) ve bu yüzden çok mutluyum. Aramıza hoş geldin, 24'ün de Noeler geldiği zaman sende burada olmalısın. Finallerim var, neden yanlış zaman da yanlış yerde..  

Bu sırada extended reader için bir gui design raporu hazırlamıştım onu da sizinle paylaşmak istiyorum;